Bazı tarihler vardır, takvimden düşmez. Üzerinden yıllar geçse de ağırlığı hafiflemez. 4 Nisan 2016 da onlardan biri. Konya’nın Akören ilçesine bağlı Belkuyu Mahallesi’nde, sıradan bir bahar günü, evlerinin önünde oynayan bir anaokulu öğrencisi bir anda kayboldu. Yasin Şahin…
O günden bu yana geçen zaman, sadece günleri değil, bir ailenin hayatını da sayıyor. Bugün tam 3 bin 576 gün oldu.
Yasin kaybolduğunda 6 yaşında idi ve Belkuyu Mahallesi küçük bir çocuk sesiyle değil, büyük bir sessizlikle sarsıldı. Jandarma ekipleri ilk andan itibaren geniş çaplı bir arama başlattı. Yaklaşık 80 kilometrelik alan, özel eğitimli iz takip köpekleriyle tarandı. Droneler havalandı, helikopterler bölge üzerinde günlerce dolaştı. Toprak, dere yatakları, boş araziler defalarca kontrol edildi. Ancak ne bir iz, ne bir emare bulunabildi.
Aradan bir yıl geçti. Umut azalmadı ama cevaplar hala yoktu. Temmuz ayında Ankara’dan polis ve askerlerden oluşan özel bir ekip Konya’ya geldi. Dosya yeniden açıldı. Emniyet ve jandarma yetkilileriyle yapılan önceki çalışmalar tek tek incelendi. Aileyle, mahalleliyle tekrar tekrar görüşüldü. Her ayrıntı, her ihtimal masaya yatırıldı. Ama sonuç değişmedi. Yasin’e dair en küçük bir iz dahi bulunamadı.
Yıllar ilerledikçe aramalar bitti, dosyalar raflara kaldırıldı. Ancak bir ailenin bekleyişi hiç sona ermedi.
Baba Yavuz Şahin, geçen her günü oğlunun kokusuna duyduğu hasretle yaşadıklarını söylüyor.
Bir çocuğun ayakkabısı büyümedi, sesi değişmedi, fotoğrafları eskimedi. Zaman, Yasin için durdu; ailesi içinse ağır ağır ilerledi.
Bugün 18 Ocak 2026. Takvimler 3 bin 576 günü gösteriyor. Bir çocuk hâlâ kayıp. Bir aile halen bekliyor. Belkuyu Mahallesi’nde bir bahar günü başlayan bu sessizlik, yıllardır sürüyor. Yasin Şahin’in hikâyesi, sadece bir kayıp vakası değil; cevapsız kalan soruların, bitmeyen umudun ve zamanın iyileştiremediği acının hikâyesi. Ve her yeni gün, aynı soruyla başlıyor:
Yasin nerede?