Konya dağlarında 4 bin yıllık uyanış: Tüketene şifa, toplayana servet getiriyor!
İç Anadolu'nun kurak iklimine meydan okuyan, halk arasında 'yaban enginarı' olarak bilinen kenger bitkisi Konya havzasında baharın gelişiyle birlikte kırsal ekonominin can damarı haline geliyor. Gastronomiden tıbba, sakız üretiminden antik çağlara dayanan kullanım pratiklerine kadar kenger, bu yıl kilo bazında rekor fiyata koşuyor.
BİNLERCE YILLIK KADİM MİRAS: HİTİTLERDEN GÜNÜMÜZE KENGER
Kengerin Konya topraklarındaki serüveni, sadece bir yerel gelenek değil, binlerce yıllık bir arkeolojik sürekliliğe dayanıyor. Doğu Akdeniz’deki Hala Sultan Tekke kazılarında Geç Tunç Çağı’na (M.Ö. 1600-1200) ait katmanlarda bulunan yanmış kenger tohumları, bu bitkinin yaklaşık 4 bin yıl önce bile insan yaşamının bir parçası olduğunu kanıtlıyor. Konya Havzası’nda hüküm süren Hititlerden Roma’ya kadar pek çok medeniyette "direnç ve ölümsüzlük" sembolü olarak görülen kenger, antik çağın ünlü hekimi Dioscorides’in "De Materia Medica" eserinde mide rahatsızlıklarına karşı en güçlü reçetelerden biri olarak kayda geçmiştir. Yine "Botaniğin Babası" Teofastus tarafından morfolojik yapısı tanımlanan bu bitki, Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinin kesintiye uğramadan günümüze taşınan yaşayan bir yansımasıdır.