Konya GastroFest'in son gününde 'sofranın hafızası' konuşuldu
Konya GastroFest'in son gününde düzenlenen 'Mevlevi Sofrasından Kent Hafızasına: Konya'da Yemek Kültürü, Toplumsal Bellek ve Kültür' başlıklı söyleşide, Konya'nın mutfak kültürü tarih, toplumsal bellek ve kent kimliği ekseninde ele alındı. Söyleşiye Selçuk Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Ayhan, Turizm İşletmeciliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erkan Akgöz ve Prof. Dr. Nuri Şimşekler katıldı.
Söyleşide konuşan Prof. Dr. Bünyamin Ayhan, yemek kültürünün bir toplumun geçmişini taşıyan en güçlü unsurlardan biri olduğunu belirterek, Konya’nın mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığını, kentin sosyal ve kültürel hafızasını da yaşattığını ifade etti. Bünyamin Ayhan, “Bir toplum tarihini üç yolla anlatır: yazılı metinlerle, anıtlarla ve mutfağıyla. Konya’da üçüncüsü, çoğu zaman ilk ikisinden daha sadık bir tanıktır” değerlendirmesinde bulundu. Konya’da tarhana kaynatmak, etli ekmek yapmak ve misafire ikramda bulunmak gibi gündelik pratiklerin geçmiş ile bugün arasında köprü kurduğunu dile getiren Ayhan, sofranın sadece yemek yenilen bir yer olmadığını, aynı zamanda kültürün kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir alan olduğunu söyledi.
TASAVVUF GELENEĞİNDE MUTFAĞIN YERİ
Dekan Ayhan, Anadolu tasavvuf geleneğinde mutfağın özel bir yere sahip olduğuna dikkat çekerek, Mevlevîlik ve Bektaşîlik gibi tasavvuf yollarında mutfağın yalnızca yemek hazırlanan bir bölüm olarak görülmediğini belirtti.
Mutfak kültürünün aynı zamanda eğitim, disiplin ve topluluğa kabul süreçlerinin bir parçası olduğunu ifade eden Ayhan, bu yönüyle Konya mutfağının Mevlevî mirasla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
SOFRA, AİDİYETİN DE GÖSTERGESİ
Sofradaki davranışların toplumsal aidiyet açısından da anlam taşıdığını belirten Bünyamin Ayhan, kimin önce davet edildiği, ekmeğin nasıl bölündüğü ve misafire nasıl ikramda bulunulduğu gibi ayrıntıların kültürel kodları yansıttığını söyledi. Ayhan, bugün Konya’da misafirin ikramsız gönderilmemesi gibi alışkanlıkların da geçmişten bugüne taşınan kültürel hafızanın canlı örnekleri olduğunu ifade etti.
“GELENEK YAŞATILIYOR MU, VİTRİNDE Mİ TUTULUYOR?”
Söyleşinin dikkat çeken başlıklarından biri de geleneksel yemeklerin ticarileşmesi oldu. Ayhan, “otantik” ve “orijinal” gibi ifadelerle geleneksel yemeklerin markalaştırılmasının, kültürün korunmasına katkı sağlarken onu yalnızca bir tüketim nesnesine dönüştürme riskini de taşıdığına dikkat çekti. Konya’nın hızlı büyüyen ve değişen bir şehir olduğuna işaret eden Prof. Dr. Bünyamin Ayhan, geleneksel mutfağın geleceği açısından asıl meselenin yalnızca yemeklerin tariflerini korumak olmadığını; o yemeklerin etrafında oluşan paylaşma, ikram ve sofra kültürünün de yaşatılması gerektiğini söyledi.
