• Haberler
  • Konya
  • Konya'nın yemek hafızası siliniyor mu? Tandır var, ruh yok

Konya'nın yemek hafızası siliniyor mu? Tandır var, ruh yok

Konya'da asırlık mutfak kültürü sessizce eriyor. Tandır hâlâ yanıyor ama sofra adabı, sadelik ve ruh geri çekiliyor. Sosyal medyanın şekillendirdiği yeni düzen, şehrin yemek hafızasını silme riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Gazeteci ve restoran işletmecisi Adem Alemdar, Konya mutfağının tarihsel derinliği, sosyal medyanın yemek kültürü üzerindeki tahribatı ve unutulmaya yüz tutan sofra adabı üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Konya mutfağının sadece yemekten ibaret olmadığını belirten Alemdar, kültürel bir yozlaşma ile karşı karşıya olunduğunun altını çizdi.

“TANDIR BİR OVA GELENEĞİDİR”

Konya mutfağının coğrafi yapısına dikkat çeken Alemdar, geleneksel lezzetlerin bölgeden bölgeye nasıl değiştiğini şu sözlerle aktardı:

"Tandır aslen bir ova geleneğidir. Konya merkez ve ova köylerine özel olan bu lezzet, dağlık bölgelere çıkıldığında yerini saç böreği ve yufkaya devreder."

Günümüz mutfaklarındaki çeşit çokluğunu bir "karmaşa" olarak nitelendiren Alemdar, "Asırlık mutfakta az ve öz çeşit vardır. Bugün mutfaklar çok fazla çeşitle birlikte karmaşa içinde boğuluyor," diyerek sadeliğin önemini vurguladı.

Konya'nın yemek hafızası siliniyor mu? Tandır var, ruh yok

SOSYAL MEDYA VE "GURME TİCARETİ" ELEŞTİRİSİ

Sosyal medyanın mutfak kültürü üzerindeki etkisini "yozlaşma" olarak tanımlayan Alemdar, gerçek lezzet ile takipçi sayısı arasındaki uçuruma değindi:

"Takipçi sayısı üzerinden yapılan 'gurme ticareti' lezzetin derinliğini geri planda bırakıyor. Batı hayranlığının bir sonucu olan 'Türk Pizzası' gibi benzetmeler kültürel bir kompleksi yansıtıyor."

Alemdar ayrıca, yerli mutfağın yabancı lezzetlerin gölgesinde kalmasından duyduğu üzüntüyü, "Viyana kuşatmasıyla bağlantılı olan kruvasan gibi yabancı menşeli lezzetlerin, yerli ve sağlıklı geleneksel mutfağımızı unutturması hüzün verici," sözleriyle dile getirdi.

SOFRA ADABI VE SAĞLIK İLİŞKİSİ

Modern sunum tekniklerinin aile bağlarını zayıflattığını savunan Alemdar, geleneksel yer sofrasının ve az yemenin önemine dikkat çekti:

"Şifa yemekte değil, yememektedir. Peygamber sünneti olan az yemek ve yer sofrası kültürü, hem ruhsal hem bedensel şifadır. Batı kültürü çatal-bıçak düzeni ve kişiye özel tabak servisi aile içi bağları sarsıyor."

GASTRONOMİ ŞEHRİ KONYA VE ATEŞBAZ VELİ MİRASI

Konya’nın tanıtım stratejisinde daha özgün adımlar atılması gerektiğini belirten Alemdar, Gaziantep ve Hatay örneklerini hatırlatarak şunları söyledi:

"Konya; kendi özgün içecek ve tatlılarını, şerbetlerini, hoşaflarını her sofrada bulunan bir marka haline getirmeli."

Programın sonunda Mevlevi mutfağının manevi mimarı Ateşbaz Veli Hazretleri’ne de değinen Alemdar, bu değerlerin modern kavramlarla basitleştirilmemesi gerektiğini vurguladı:

"Ateşbaz Veli gibi değerler günümüz 'şef' kavramıyla tüketilmemeli. Bu değerlerin gizeminin ve saygınlığının korunarak yaşatılması gerekir."
 

Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!