Mehmet Bina

Hz. Musa ve sarı inek hikayesi

Mehmet Bina

İsrâîloğulları’ndan Âmil isminde çok zengin birisi ölü olarak bulundu. Öldüren, amcasının oğluydu. Sebepleri husûsunda şu rivâyetler vardır:

Onu, çok fakir ve cimri olan amcasının oğlu, servetine hased ederek öldürmüştü.

Âmil, bir kadınla evlenmiş, amcasının oğlu da o kadını almak için onu öldürmüştü.

Kâtil, onun ölüsünü iki köy arasına bıraktı. Tâ ki onlar, birbirlerine hasım olsunlar...

Halk, Hazret-i Mûsâ’ya mürâcaat edip kâtilin bulunmasını ve kısâs yapılmasını istediler. Mûsâ -aleyhisselâm- kâtilin kim olduğu meselesinde tereddütte kaldı ve bir netîceye varamadı. Bunun üzerine Allâh’a duâ etti. Allâh Teâlâ da bir inek kurban etmelerini emretti.

Benî İsrâîl, Mûsâ -aleyhisselâm-’a:

“–Kâtil ile inek kesilmesi arasında ne alâka var? Sen bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. Hâlbuki bu îtirazlarıyla, farkında olmaksızın, Hakk’ın emrine olan teslîmiyetsizliklerinden imtihan vermeye başladılar.

Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- onlara:

“–Ben Rabbimin emrini bildiriyorum!” dedi.

Âyet-i kerîmede buyrulur:

“Mûsâ kavmine:
«–Allâh size bir sığır kesmenizi emrediyor!» deyince:

«–Bizimle alay mı ediyorsun?» demişlerdi.

O da:

«–Câhillerden olmaktan Allâh’a sığınırım!» diye cevap vermişti.

(Bunun üzerine kavmi):

«–(O hâlde) bizim adımıza Rabbine duâ et; bize, onun ne olduğunu açıklasın!» dediler.

Mûsâ:

«–Allâh buyuruyor ki: O, ne yaşlı, ne de körpe; ikisi arası bir inektir. Size emredileni hemen yapın!» dedi.

Bu defâ:

«–Bizim için Rabbine duâ et; bize, onun rengini açıklasın!» dediler.

(Mûsâ):

«–O buyuruyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini ferahlatan bir inektir.» dedi.” (el-Bakara, 67-69)

Yahûdîler, bu evsafta bir ineği, yetîmi olan bir kadında buldular. Kadın, kendisinin geçim kaynağı olduğu için ineğini satmak istemiyordu.

Bu sebeple 1000 akçe istedi.

Mûsâ -aleyhisselâm-’ın:

“–Kadının istediği miktarı verin ve sığırı alın!” demesi üzerine İsrâîloğulları bin akçeye râzı oldular. Fakat bu sefer kadın, ücreti 2000 akçeye çıkardı.

Kavmi, ücreti çok yüksek bulduklarından bu sığırı almak istemedi ve tekrar Mûsâ -aleyhisselâm-’a mürâcaat edip:

“«–(Ey Mûsâ!) Bizim için, Rabbine duâ et de; onun nasıl bir sığır olduğunu açıklasın! Nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşâallâh emredileni yapma yolunu buluruz!» dediler.

(Mûsâ) dedi ki:

«–Allâh şöyle buyuruyor: O (sığır), henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.»

(Bu sefer İsrâîloğulları):

«–İşte şimdi hakîkati getirdin!» dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.” (el-Bakara, 70-71)

Az daha kesmeyeceklerdi, çünkü bu târifler de yine yetîmi olan kadının sığırını işâret etmekteydi. Üstelik kadın, ücreti iyice artırmış 10.000 akçeye yükseltmişti. Daha sonra da:

“–Hayvanı alacaksanız, onu kesersiniz ve derisini tulum yapıp içini altın ile doldurur bana verirsiniz! Ancak bu şekilde onu size satabilirim.” demişti.

Benî İsrâîl, tekrar Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’a mürâcaat etti. O da:

“–Ne pahasına olursa olsun, alın!” dedi.

Bunun üzerine kavmi:

“–Öyleyse şimdi alalım, emir yerine gelsin; yoksa sonra ödeyemeyiz.” dediler. Nihâyet ineği aldılar.

Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:

“Hani siz bir adam öldürmüştünüz de, onun hakkında birbirinizle atışmıştınız. Hâlbuki Allâh, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.” (el-Bakara, 72)

Fakat Benî İsrâîl bu sefer de ineğin ücretini ödemiyorlardı. Hazret-i Mûsâ:

“–Ücretini ödemezseniz, ölü dirilmez!” buyurdu.

Onlar da, çâresiz ineğin derisini tulum yapıp içini de altınla doldurarak kadına verdiler.

“«–Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun!» dedik. Böylece Allâh, ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini (peygamberine verdiği mûcizelerini) gösterir.” (el-Bakara, 73)

Âyet-i kerîmede “Kesilen ineğin bir parçasıyla ölüye vurun!” denilmesi, hâdiseye dikkatleri daha çok çekmek içindir. Bunun için böyle bir merâsim yapılmış ve akabinde mûcize gerçekleşmiştir. Yoksa elbette ki Allâh Teâlâ, hiçbir sebep olmadan da kudreti ile ölüleri diriltmeye kâdirdir.
Nihâyet hayvanın dilini ölüye dokundurduklarında ölü, kanlar içinde kalktı. Hakîkati anlattı:

“–Beni amcaoğullarım öldürdü. Filân ve filân...” deyip isimlerini de bildirdikten sonra tekrar öldü.

Bu cinâyeti işleyen iki gence derhal kısâs tatbîk edildi.

(islam ve ihsan)

Yazarın Diğer Yazıları