• Haberler
  • Konya
  • Yılmaz Güney'in Konya Günleri: Miço ile Dostluğu ve Dolav Filmi Hayal Ürünü mü?

Yılmaz Güney'in Konya Günleri: Miço ile Dostluğu ve Dolav Filmi Hayal Ürünü mü?

Yılmaz Güney, Türk sinemasının en önemli yönetmen ve oyuncularından biri olarak kabul edilir. 1960'lı yıllardan itibaren çektiği filmlerle Türk sinemasına yeni bir soluk getiren Güney, aynı zamanda siyasi duruşuyla da dikkat çeken bir sanatçıydı. Yılmaz Güney'in Konya'da geçirdiği günlerle ilgili pek çok bilgi ortalıkta dolaşsa da bunların ne kadarı doğru, ne kadarı hayal ürünü olduğu konusunda çok az bilgi mevcut. Teyitli olan bilgi ise 1961'den 1962'ye kadar cezaevinde kaldığı ve 6 ay Konya'ya sürgün edildiği…

Türk sinemasının önemli isimlerinden Yılmaz Güney, 1960'lı yıllardaki hapishane deneyimi ve Konya'dan sürgünü, sanatçının önemli bir dönemi oluşturuyor.

Yılmaz Güney’in Konya’daki günleriyle ilgili çok fazla hayal ürünü bilgi de ortalıkta dolaşıyor. Olayın aslı ise şu şekilde:

Güney, 1961 yılında yazdığı bir öykü nedeniyle cezaevinde 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve ardından Konya'ya sürgüne gönderildi.

Sürgün döneminde, Konya'da tanıştığı Miço lakaplı Mustafa Saldı ile yakın bir dostluk kurdu. Miço, Konya'nın tanınmış bir kabadayısıydı ve Güney'in Konya'da yalnızlığını paylaşan bir destekçisi oldu.

Güney, sürgün döneminde Miço'nun hikayelerinden ve yaşantılarından çok etkilendi. Bu deneyimler, Güney'in yazdığı "İkisi de Cesurdu" filminin de temelini oluşturdu.

Güney, sürgün döneminde "Dolav" adlı bir film senaryosu da yazdı. Bu senaryo, Konya'nın Dolav mahallesinde yaşayan insanların yaşamını konu alıyordu. Ancak Güney, "Endişe" filminin çekimleri için Adana'ya gittiğinde, Yumurtalık Savcısı'nı öldürdüğü gerekçesiyle tutuklandı. Bu olay, Güney'in "Dolav" filmini çekmesine engel oldu.

Güney'in Konya günleri, onun sanatsal gelişimi açısından önemli bir dönem oldu. Bu dönemde, Güney, Miço ile olan dostluğu sayesinde, Konya'nın kültürel ve sosyal yaşamını yakından tanıma fırsatı buldu. Bu deneyimler, Güney'in filmlerine de yansıdı.

Miço, Yılmaz Güney'le olan dostluğunu şu sözlerle anlatıyor:

"Yılmaz Güney, çok dürüst ve mert bir insandı. Çok iyi bir dosttu. Konya'da kaldığı süre boyunca, hep birbirimize destek olduk. Yılmaz, Konya'dayken, çok zor şartlarda yaşadı. Ancak, o zor şartlara rağmen, sanatsal çalışmalarını sürdürdü. Yılmaz Güney'in Konya'da çektiği 'İkisi de Cesurdu' filmi, çok başarılı bir filmdi. Bu film, Yılmaz Güney'in Konya'da geçirdiği günlerin bir yansımasıydı."

Miço, Güney'in "Dolav" filmini çekememesi için şunları söylüyor:

"Yılmaz Güney, 'Dolav' filmini çok istiyordu. Ancak, 'Endişe' filminin çekimleri için Adana'ya gittiğinde, tutuklandı. Bu olay, Yılmaz'ın 'Dolav' filmini çekmesine engel oldu. Yılmaz Güney'in 'Dolav' filmini çekememesi, benim için çok büyük bir kayıptı."

Yılmaz Güney'in Konya günleri, Türk sinemasının önemli bir özelliğine ışık tutarken, sanatçının yaşadığı sorunlar ve bu zorluklara rağmen üretkenliğini vurguluyor.

KONYALI GAZETECİ ZEKİ OĞUZ’UN KALEMİNDEN “MİÇO”

Merhum Konyalı gazeteci Zeki Oğuz’un Sedef Saplı Bıçak ile birlikte kaleme aldığı “Miço” adlı kitap ise 1960’lı yıllarda Yılmaz Güney’in Konya günlerine dair aydınlatıcı bilgiler içeriyor. Kitabın bilgilendirme metninde şu ifadeler yer alıyor:

“Yılmaz (Güney), bir öyküsü nedeniyle aldığı cezayı çektikten sonra sürgün cezasını çekmek üzere Konya'ya gelir. Burada altı aylık bir sürgün dönemi geçirir. Nevşehir'de birlikte yattığı arkadaşları Miço'nun adını verirler ve Yılmaz şehre iner inmez onu bulur.

Yılmaz'ı ayakları yere basmaz bir efsane kişisi yapmak isteyen bazı araştırmacılar yalan yanlış şeyler üretirler. Örneğin Agah Özgüç şöyle diyor: "Bir buçuk yıl hapis yattıktan sonra Konya'ya sürgüne gönderilen Yılmaz Güney, burada bir genelev kadını ile tanışır. Altı aylık sürgünlük döneminde Güney'ın kahrını yalnız bu kadın çeker..."

Ahmet Kahraman'da benzer şeyler yazar.

"...Konya'ya yabancıydı. Ne bildiği ne tanıdığı vardı..." Kahraman, Güney'in geçinebilmek için pavyon fedailiği yaptığını belirtiyor.

Yılmaz Güney'in İsviçreli gazeteci Irina Brezna'ya yaptığı açıklama hem Miço'yu doğruluyor hem Konya'daki günlerine ışık tutuyor.

"...Sadece hapishanede yatmış olmam nedeniyle kabadayılar bana yardım etti. Yer buldular, altı ay onlarla kaldım. Onlar bana baktılar."

Özel Haber

Bakmadan Geçme