Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi MHP lideri Devlet Bahçeli gündeme getirmişti af konusunu. MHP’nin 24 Haziran seçimleri öncesinde seçim beyannamesinde af konusuna yer vermişti.
Sayın Bahçeli’nin af talebi, halk arasında, İslâm itikadına göre oldukça sakıncalı bir tâbir olan ‘kader mahkûmları’ denilen mahkûmlara yönelikti.
AK Parti’nin çekimser kalmasıyla gündemden düşen af mevzusu, 4 ay aranın ardından MHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu af yasası teklifiyle tekrar konuşulmaya başlandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP’nin af yasası hakkında kendisine sorulan soruya verdiği cevapta, bizim bu konudaki temel ilkemiz şudur: Af konusu eğer bir suç devlete karşı işleniyorsa devletin bunu af yetkisi olabilir.
Fakat şahıslara karşı işleniyorsa bunun af yetkisi devlette değildir. Bunu affedebilecek merci mazlum mağdur insanların ta kendisidir. Af ile ilgili talebin içeriği meclise gönderildiğine göre arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yapar atılacak adım varsa üzerinde durulur.
MHP hazırladığı teklif için af değil ceza indirimi dese de hukukçular bu teklif yasalaşırsa 162 bin kişinin yararlanacağını söylüyor.
Cezaevlerinde, siyasi mahkûmlar dışında herkes ‘kader mahkûmu ‘dur. Kendileri kesinlikle ve kesinlikle hiçbir şey yapmadıklarını iddia ederler.
Daha önceki çıkarılan aftan yararlanan hırsızlık, uyuşturucu ve cinayet gibi suçlardan tahliye olanların birçoğu kısa bir süre sonra yine aynı suçlardan tekrar cezaevine gönderilmiştir.
Eğer gerçekten bir af gündeme gelecekse buda Hâlen zindanlarda olan 28 Şubat mağdurları serbest bırakılabilir.
Devlet, 28 Şubat cuntası ve FETÖ örgütü mensubu hâkim ve savcıların ortaklaşa zindana attığı Anadolu evlatlarını zindandan çıkarmalı. Değil mi ki devlet 28 Şubat’ı bir darbe, FETÖ’yü de “çıkarları için polis ve yargı içindeki unsurlarıyla kendilerine düşman gördüklerini bertaraf eden” bir terör örgütü ilan ettiğine göre…
Gelin, ‘Kader mağduru’ denilerek ucu açık ve faydadan çok zarar getirecek muğlak mevzularla uğraşmak yerine, gerçek mağdur olan 28 Şubat ve FETÖ dosyalarına el atıp mağduriyetlere son verin.
Okullardaki kaynak yardımcı zulmüne son verin
Her eğitim yılında gündeme gelen okul forması sorununa çözüm bulamadık bu yetmezmiş gibi birde yardımcı ders kitabı sorunumuz var.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ailelere yük olan yardımcı kitap istenmeyeceğine dair genelge yayınlanmasına rağmen bakanlığı takmayan öğretmenler yayınevi ismi vererek yardımcı kitap istemeye devam ediyorlar.
“Yardımcı ders kitabı”… Devlet ücretsiz ders kitabı veriyor ama öğretmenler “Yardımcı ders kitabı” almayı mecbur tutuyor. Şayet devletin verdiği kitaplar derde deva olamıyorsa devlet kasasından milyonları çöpe mi atıyor? Öğrenciye dayatılan “Yardımcı ders kitapları” niye ders kitabı yapılmaz? Ücretsiz dağıtılan ders kitaplarını hazırlayanların kafaları “Yardımcı ders kitabı” hazırlayanlar kadar çalışmıyor mu ki hazırladıkları kitaplar yetersiz kalıyor? Yoksa ders kitapları yeterli de öğretmenler mi işgüzarlık yapıyor?
Buna ne Bakanlık nede Milli Eğitim Müdürlükleri ses çıkarmıyor.
Bir kitapevi yetkilisi ile görüşmemizde bana bu kaynak kitap sektöründe çok ciddi paralar döndüğünü kendilerine gelen velilerin istenilen kitapların fiyatlarından şikâyet ettiklerini söyledi.
Kaynak kitap sektörünün bu Rantının biran öce önüne geçilmesi gerekmektedir.