"Kadının beyanı esastır" şeklindeki hak, hukuk ve adaleti ayaklar altına alan erkeklerin İzzet ve şerefini yok sayan 6284 sayılı kanun sorgulanmaya devam ediyor.
Aileyi dinamitleyen bu feminist düşüncenin ürünü kanunun yol açtığı mağdurların sayısı her geçen gün artıyor. Lakin devlet henüz bu krizi aşmaya dönük hiç adım atmış değil.
Halk arasında "yuva yıkan kanun" olarak iyice hafızalara kazanan 6284, her türlü suistimale açık olması acilen yok edilmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuş durumda.
6284 sayılı kanunun çıkarılma amacı her ne kadar "kadını şiddetten koruma" amaçlı görünse de pratikte tamamen aileyi yıkmaya, yuvayı dağıtmaya, kocayı evden uzaklaştırmaya neden olmuştur. Belki de gizlenen amaç buydu.
Türkiye'de evlenen çift sayısının geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 4,2 azalarak 569 bin 459, boşanan çift sayısının ise bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artarak 128 bin 411'e yükselmiş.
Bu kanunda ailelerin, karı-kocanın yaşadığı küçük sorunları çözmek yerine çözümsüzleştiriyor, küçük müdahalelerle çözülebilecek yaraları derinleştirip kangrene çeviriyor.
Suçsuz yere hapis ve itibar suikastına ilaveten taciz ve tecavüz yalanıyla sadece her hangi bir kanın beyanıyla şahitsiz yahut delilsiz bir şekilde sadece bir erkeğin hapse atılması mümkün, hayatını cehenneme kılıyor.
6284 sayılı kanun kadını korumayı hedeflerken suçsuz yere hapis yatma ve itibar suikastlarının önünü açarak, yeni bir mağdurlar kitlesi oluşturuyor.
2012’de yürürlüğe giren 6284 sayılı kanun, geride kalan 6 yılda kadınları tam anlamıyla koruyamazken büyük bir hukuki bozukluğun ortaya çıkmasının da önüne geçemedi. Geçmek şöyle dursun var olan dertleri kat ve kat büyüktü.
Bu kanunu gerekçe göstererek iftira atılıp yıllardır kendisini aklamaya çalışan binlerce insan var bu ülkede. Söz konusu yasanın ne kadar çok suistimale açık olduğunu ortada iken TBMM'de bir yiğit çıkıp düzeltme teklifi bile geremedi.
Aksine Adalet Bakanı Kanunu savunuyor.
Hâkim evindeki toplantıda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül “Ülkemizde çok önemli kanunlar yürürlüğe konulmuştur.
2012’de 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kabul edilmiştir. Bu kanuna göre hiçbir belge ve delil, tanık vs. aranmaksızın, sadece şiddet mağduru kadının beyanı esas alınarak, doğrudan koruma tedbirleri uygulanmaktadır.
Bu yönüyle de dünyadaki birçok mevzuatın ötesinde düzenleme ülkemizde yapıldı” dedi.
Pes doğrusu denemek mümkün mü? Böyle hukuk mu olur? Adalet ilkesini çiğneyen ve bütün erkekleri sapkın gösteren kanunu savunmak nasıl bir duygudur anlamak güç.
Kadının beyanını esas alıp karar veren hâkimler eğer o kadın yalan beyanda bulunmuş ise ve suçsuz yere o erkeğe ceza verdi iseniz ve bu kişi hapis cezası almışsa ya da hapis almasa da toplumdaki zedelenen itibarının vebalini kim verecek?
Kararı veren hâkim mi yoksa bu kanunu çıkaran hükümet ve milletvekilleri mi?
Bu mağdur kişinin ahı hem kanunu çıkaranları, hem de o kararı veren Hâkimleri bulmaz mı?
Bu konu hakkında Cumhurbaşkanına açık mektup başlığı ile yasanın gözden geçirilmesini isteyen yazar Sema Maraşlı hanımın yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. Tebrikler Sema hanım, tebrikler!