31 Mart mahalli seçimlerine iki aydan daha kısa bir süre kaldı. Bu seçimi farklı kılan ise referandum ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde olduğu gibi bu seçimlerde de 2 ittifak merkezinde cereyan edecek olması.
Bunlardan biri AK Parti ve MHP oluşturduğu ittifak yani Cumhur ittifakı diğeri ise CHP, HDPKK, ÖDP ve İP’in oluşturduğu kendilerine “Millet ittifakı” diyen grup.
Bu ittifak her ne kadar kendilerine “Millet ittifakı” dese de Bahçeli ısrarla “zillet ittifakı” diyor. Bahçeli’nin tanımlamasını son konuşmalarından Cumhurbaşkanı Erdoğan da kullanmayı tercih etti.
Bu fikre toplumun bir kısmı da katıldığı bir gerçek.
Peki, neden böyle isimlendiriliyorlar?
Söz konusu ittifakta yer alan siyasi partilerin sözde dünya görüşleri bir birine tam anlamı ile zıt ama tek ortak noktaları var oda Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı ile bazı partilerin ise din ve millete olan düşmanlıkları.
Cumhur ittifakı, 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişiminden sonra “Yeni kapı ruhu” ile kurulmuş o günden bu yana kurulan bazı tuzaklara rağmen, liderlerin dirayetli duruşları sayesinden yıkılmamış bir ittifaktır.
Yani “Cumhur İttifakı”nın ülkenin içinden geçtiği zorlu süreçte nasıl bir milli-manevi bağlılık ve şemsiye oluşturduğunu biliyoruz.
“Millet” ittifakını oluşturan partiler CHP sözde merkez sol bir parti ama son 9 yıldır Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde parti savrulmadık yön bırakmadı.
HDP, terör örgütünün meclisteki siyasi temsilcisi olduğu bir gerçek. Eski genel başkanları terörden tutuklu ve PKK’nın siyasi uzantısı olduklarını itiraftan da vazgeçmeyen bir siyasi oluşum.
Genel Başkanı Beyoğlu Belediye Başkan adayı gösterilen ÖDP’de son olarak bu ittifaka dâhil olmuş oldu. ÖDP’nin zihniyeti ise malum.
Diğer ortak ise MHP’den kopmuşların partisi Akşener’in İP’i.
Bahçeli’yi kızdıran belki de kendilerine hâlâ “ülkücü” diyen ama HDP ile de aynı ittifak içinde yer almış olmaları.
CHP-İP-HDP-ÖDP arasında yaşanan farklı şekillerdeki ittifak girişimleri seçime endeksli olmakla birlikte, “amaca ulaşmak için her yolu mubah” gören makyevelist bir düşüncenin eseri.
Millet ittifakını oluşturan partiler arasında sorunlar aday belirleme ve belirlenen bazı adaylar üzerinde başlamış ve hatta birçok istifaları getirdi.
CHP’nin İzmir Büyükşehir adayı Tunç Soyer’in ismi açıklanmasından ve birçok ilçede HDPKK’ya yakın isimlerin aday olarak CHP listelerinden gösterilmesine tepki gösteren İP’in Manisa Milletvekili ve birçok partili partilerinden istifa etti.
İP’lileri rahatsız eden İzmir Büyükşehir adayı Tunç Soyer’in babası 12 Eylül darbe döneminin askeri savcısı olan Albay Nurettin Soyer, özellikle milliyetçi kesim için işkence ve idamlarla anılan bir isim olmuştu.
Tunç Soyer'in babası Nurettin Soyer, 12 Eylül askeri darbesinden sonra MHP ve ülkücü kuruluşlar iddianamesini yazan ve Alparslan Türkeş'e idam isteyen askeri savcı olarak biliniyor.
“HDP ve CHP ile beraber çıkardığı ortak aday” İP ile kurduğu yerel seçim ittifakını örtülü olarak HDP ile yürüten CHP’nin Tunç Soyer hamlesine İP’in tabanından büyük tepki geldi.
Öte yandan Sarıgül’de CHP’den ayrılarak DSP’ye geçerek Şişli’den aday oldu.
İzmir’de de benzer bir sürpriz yaşanabilir.
Masa başı ittifaklara bu partilerin tabanlarının nasıl tepki vereceğini bekleyip göreceğiz.
Fakat HDP, İstanbul, İzmir ve Adana’da aday çıkarmayacağını açıklamasına rağmen İP’in sessiz kalarak zımni desteği, bu ittifakın tabanda rahatsızlığa yol açtığını da görmek gerekiyor.
Bunu da ekleyelim, AK Parti içinde bu seçimler büyük bir imtihan mahiyeti taşıyor. Seçime beş kala büyük sürprizler olmazsa AK Parti yara alarak çıkabilir. Sokakta konuşulanlar AK Parti’yi tedbirli olmaya itmeli.