Haddini Bil
Ahmet Turan
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4-6 yaş Kur’an Kursu için söylediği, “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet'in işi mi Milli Eğitim'in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B'si, fiziğin F'si, matematiğin M'si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet'e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa'ya uygunluğu var” sözleri, CHP ye gönül vermiş, sevgi ve hoşgörüyü ilke edinenler dahil ben Müslümanım diyen tüm insanları rahatsız etti.
Özgür Özel sana şimdilik çok naif bir tepki : Haddini bil
Senin ne nane yediğin bizi çok ilgilendirmiyor. Ama İslam’a ve kurana dil uzatman bizi ziyadesiyle rahatsız ediyor.
Cennet mekan Sütçü İmam olsaydı sana, Ortaçağ hakkında bilgin olmadığını çok güzel hatırlatırdı.
Anadolu da senin gibiler için şöyle bir hikaye anlatılır.
İki hükümdar doğum günleri, bayramlar da birbirlerine ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatı ararlardı.
Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.
Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: “Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.
Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.
Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.
İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.
Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:
“Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.
Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir.
En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.
Ben Müslümanın diyerek İslam’ın bütün emir ve yasaklarına uyan müminler, kulağından gireni yüreğine gömerler.
Milletin inancıyla ve değerleriyle alay etmeye çalışanları cahil olarak gördükleri için İslam’ın verdiği hoşgörü anlayışından dolayı sert tepki vermemeye özen gösterirler.
Ama bu densiz davranışı görmezden geldikleri veya kabullendikleri anlamına gelmez.
Özgür Özel, kürsü özgürlüğüm var diye ağzına geleni konuşursan sana ve senin gibilere tek cevap.
Haddini bil.