Ahmet Turan

Mehmet Akif Ersoy'u Anıyoruz

Ahmet Turan

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

sözlerinin yer aldığı Türk milletinin bağımsızlığını simgeleyen İstiklal Marşı ile bu asil milletin esir alınamayacağını dünyaya haykıran, Milli Mücadele kahramanlarımızdan Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmeti rahmana uğurlayalı 86 yıl oldu.

Allah’ım vatanımız için canını, kadını feda edenlere rahmet eder inşallah.

Bizde makamları cennet olsun diye dua ederiz.

Toplu şiirlerinin yer aldığı Safahat’a, “Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm.” diyerek İstiklal Marşı’nı koydurtmayan; “Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma, sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir? diyecek kadar vatan aşığı Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy aynı zamanda Türkçenin sade ve akıcı bir şekilde aruza tatbikinin ilk büyük temsilcisidir.

Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ile ilgili hepimizin bildiği şu kısa bilgileri yeniden bir tekrarlayalım

1873 yılının Aralık ayında, İstanbul'un Fatih ilçesinin Sarıgüzel semtinde doğmuş ve 27 Aralık 1936 Pazar günü, saat 19.45'te Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda vefat etmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki ağır mütareke şartları, yaşanan işgaller ve Yunanlıların İzmir’e asker çıkarması üzerine, Milli Mücadele hareketine katılmak için, 1920 Şubatında Balıkesir’e giderek Kuva-yı Milliyecilerle görüştükten sonra buradaki Zağanos Paşa Camii’yle çeşitli yerlerde halkı birlik ve direnmeye çağıran vaaz ve konuşmalar yaptı. Balıkesir’den dönüşünde Anadolu’dan gelen davet üzerine, 10 Nisan 1920’de, 12 yaşındaki oğlu Emin’i de yanına alarak gizlice yola çıktı. Ve yolda buluştuğu Ali Şükrü Bey’le Geyve’ye, oradan da, Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ikinci günü olan 24 Nisan’da Ankara’ya vardı

Burdur’dan mebus seçilerek Meclis’e girdi (5 Haziran 1920). Mebusluğu sırasında Eskişehir, Kastamonu, Burdur, Antalya, Konya, Sandıklı, Dinar gibi il ve ilçelerde halka ve cephelerde askerlere Milli Mücadele’yi teşvik eden konuşma ve vaazlar yapmıştır, ki bunların en önemlisi, Kastamonu’daki Nasrullah Camii’nde verdiği ünlü vaazdır. Bu vaaz ve konuşmalar, Anadolu'da çıkmaya başlayan Sebîlü’r-reşad mecmuasında yayımlandığı gibi, risale şeklinde de basılarak Anadolu’ya ve cephelere dağıtılmıştır. Bütün bu çalışma ve gayretleri, kendisinin “Milli Mücadele’nin manevi lideri” olarak anılmasını sağlamıştır.

Şair son nefesini, çok sevdiği İstanbul’da Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda, Âsım gibi en önemli eserini kendisine ithaf ettiği vefakâr dostu Fuad Şemsi Bey’in kucağında verdi (27 Aralık 1936). Resmî makamlardan gerekli ilgiyi görmeyen cenazesi, üniversite gençliğinin ve halkın yoğun ilgisiyle Beyazıt Camii’nden kaldırılarak, Edirnekapı Mezarlığı’nda defnedildi

“İslam’ı öyle yaşa ki akıllar dursun

Sen ona buna değil Allaha kulsun

Bil ki bir mezar taşıdır insandan yarına kalan

Ve unutma; onu da başkası yaptırır, gerisi yalan

‘Kötülük’ değil ‘iyiliktir’ insana kalan

İmanla yaşayıp imanla ölmektir önemli olan” diyerek yüce dinimiz İslam’ın emirlerini hayat nizamı kabul etmemiz mesajını da veren vatan şairimiz M,Akif Ersoy, birinci dünya ve İstiklal Savaşı’nda bize acımasızca saldıran batılıları tek dişi kalmış canavar olarak tanıtmıştır.

"O artık milletimindir." diyerek İstiklal Marşı'mızı kitabına almama yüceliği gösteren Mehmet Akif Ersoy'u daima şükranla anıyor, İstiklal Marşı’nı millî hafızamızın ön sözü olarak gönlümüzde yaşatıyoruz.

"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen ve İstiklal Marşı şiirinde her mısrası nesilleri doğruya, hakikate yönlendiren Milli Şairimiz Cennet mekan Mehmet Akif Ersoy'u vefatının 86. sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve dua ile anıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları