Son Olsun
Ahmet Turan
Hikaye bu ya.
Köyün birinde bir yılan yaşarmış.
Yılan, köylünün tavukları ve onların civcivleri ile karnını doyururmuş.
Tavuğu ve civcivi kaybolan herkesin canı sıkılır ama bir türlü çözüm bulamazlarmış.
Hatta kendi tavuk ve civcivleri kaybolmasına rağmen, konuşmalarında “Falancanın tavuğunu ve civcivini yılan yemiş. Çok iyi olmuş” diye de sevinçlerini ifade eder, yılanın yaşaması gerektiğini savunurlarmış.
Köylünün birisi tavuklarına zarar gelmesin diye kümesin her tarafını iyice kapatmaya karar vermiş ve küçük bir çıkış deliği dışında her tarafı kapatmış.
Akşamları da o çıkış deliğini kapatıyor, sabah açıyormuş.
Yılandan tam kurtuldum derken bir gün sabah bir bakmış delik açık ve yılan tavuğun birisini daha yemiş.
Köylü tavuğunu kaybetmenin üzüntüsüyle yılanın peşine düşerken, karnını her gün iyice doyuran yılan saklandığı delikten şöyle seslenmiş.
“ Bu delikleri açanlar olduğu müddetçe ben daha çok uzun yıllar bu köyde yaşarım.”
Kulakları çınlasın Musalla Bağlar Camii yanındaki mandırasında süt ürünleri satışı yapan Muzaffer Tazeler abi yıllar önce Berra Garden Hasan, Binali Boztaş ve Bahri Aydoğan ile birlikte sohbetimizde ticarette yaşadığı bir olayı şöyle anlatmış, ardından da çok önemli bir söz söylemişti.
Peynir üretimi yapan mandıramız vardı. Kardeşimle birlikte köylerden ve mahallelerden süt toplar, orada peynir, tereyağı kaymak yapar toptan ve perakende olarak satardık.
Konya da o zamanlar böyle büyük, büyük süt fabrikaları yoktu.
Bir gün İstanbul’dan bir vatandaş aradı ve esnaf olarak kendisini tanıttıktan sonra tenekelenmiş 6 tona yakın peynir alacağını söyledi. Peşin fiyatını sordu. Bizde fiyatını söyledikten sonra ödemesini sorduk.
Biraz vadeli ödeme yapmak istediğini ve peşin fiyatından bayağı iyi olan ve vadesi uzun olmayan fiyat teklif etti.
Teklif ettiği rakam çok cazipti.
Hatta peyniri İstanbul’a götürecek kamyonun parasını da bizim ödemimizi istiyordu.
Kafamız karışmıştı.
Görünürde adam, iş yeri olan bir esnaf.
Teklif ettiği fiyatta çok iyi.
Vade de uzun değil.
Hayır dememek için çok zorlandık. Çünkü o hesaba göre çok para kazanacaktık.
Sonra kardeşimle atalarımız “Dibi görünmedik kaptan su içme” demiş ya. Bunu niye söylemiş diye uzun,uzun üzerinde konuştuk.
Kısa vadeye ve çok cazip fiyata rağmen biz peynir satışını yapmadık.
Alırsan peşin para getir ve biraz da hesaplı verelim dedik.
Çok bekledik ama hiç gelen giden olmadı.
Önemli sözü de şuydu: Birisi sahtekar, ama diğeri de tamahkar.
Kısa vadede oturduğumuz yerde çok para kazanacağız hayaline dalanlar, hep elindekini kaybetmiştir.
Bunlar da hepimizin gözü önünde olmuştur.
Bankerler, Tosuncuklar.
İyi bir reklam, tanınmış yüzler. Sonra gelsin paralar.
Şimdi birisi daha 2 milyar dolarla kaçtı deniliyor.
Konya da altınları toplayıp kaçan olmadı mı?
Vadeli ve dürüst iş yapanlara da zarar veriyor bu insanlar.
Güveni zedelediler. Ticareti baltaladılar.
Ülkemize ve milletimize zarar veriyorlar. Ama ne hikmetse bir cesaret buluyorlar.
İnşallah son olur.
Benim de başımdan böyle bir hikaye geçti. Ödemeyi Nisan 1 de yapacağım diye kısa vade teklifiyle otomobilimizi yüksek fiyata almak için çok ısrarcı olmuştu sözde bir hayvan tüccarı.
Onu da sonra anlatayım.