Tatlı Dile Güler Yüze
Ahmet Turan
Eğitimci- siyasetçi vatanını ve milletini çok seven İbrahim Altay hocam bir yazı göndermiş.
Yazısında önce okurlarımızın görüş ve düşüncelerinin köşemizden paylaşılmasına teşekkür etmiş. Ardından da günümüzde hepimizin maruz kaldığı bir olumsuzluğu dile getirmiş.
Yine yorumunu size bırakarak aynen paylaşıyorum.
Merhum Cemil MERİÇ ' e : Milletimizin ve devletimizin içinde bulunduğu yakın tehlikeler nelerdir ? diye soruluyor.
Merhum cevap veriyor:
- En büyük tehlike : ANLAŞAMAMAK.
Herkes bir adaya sürgün edilse ve adacıklar arasında köprü de olmasa. Kendi kendine konuşan insanlar ne söylerler acaba?
Nasıl yaşarlar?
Aynı şehirde, aynı köyde yaşıyoruz Ama nedense bir birimizle anlaşamaz olduk.
Milletin dirliği, devletin birliği ve bölünmez bütünlüğü konusu hepimizin hassas noktasıdır.
Bunu tartıştırmayız.
Ancak bunun dışında en lüzumsuz konuda bile tartışıyoruz.
Ortak nokta bulamıyoruz.
Birlikte yaşamak istiyorsak önce bu kör döğüşüne son vermeliyiz.
Merhum Cemil Meriç öyle diyor. Bizimde maruz kaldığımız ortam : Kavga , hakaret , aşağılama ve nefret dili ufkumuz kararıyor , insan bunalıyor....
Sanki tavır ve dil, var olanı yıkmak için sözleşilmiş gibi bir karanlık ortam .
Bu diller yıkmak için kullanılır. Yapmak , inşaa etmek için sevgi dili, saygı dili , empati dili kullanılır diye biliyorduk. " Eşrefi mahluk " inancı varsa bu ufuk açan dillerde hala işlevini koruyor demektir. Eğitimde " kötüden örnek olmaz " diye bir kural var ve bu esas özelliğini hala koruyor olmalı.
Toplumun önünde olanlar, birer örnek olduklarını da bilerek sürçülisan etmeseler, bizlere ve nesillere iyi örnekler olmaya devam etseler de; bizler de örneklerimiz gibi , haddimizi ve kendimizi bilerek yürekten konuşmayı , gönüller yapmayı esas alsak ne iyi olur değil mi ?
Yunus gibi "terazilerimizi gülden yapsak, gülü gül ile tartsak, gül alıp gül satsak " daha güzel bir ortam oluşmaz mı?
Böyle giderse hepimiz; tatlı dile güler yüze hasret kalacak gibiyiz.
ÇİFTÇİLERDEN DESTEK VAR
Rantçılar ve Stokçular başlıklı yazımıza çiftçilerimizden ve un sanayicilerinden destek geldi.
Telefonla arayan veya e-mailimize görüşünü gönderen çiftçi ve un sanayicisi dostlarımız bizim önerdiğimiz, “Hububatta ürünün alış fiyatı belirleniyor. Satış fiyatı niye belirlenmiyor. Hiçbir vergi kaydı olmayan vatandaş, lisanslı depolardan rahatlıkla hububat alıp istediği fiyata satıyor. Bunun önüne geçilmesi lazım” önerimize tam destek verdiler.
Ancak stokçulara ve rantçılara kesin çözümün üretimi artırmak olacağına da dikkat çekiyorlar.
Bir haftayı daha geride bıraktık.
Hepinize hayırlı bir hafta sonu dilerim.