Ayla KAYMAZ

Dram Değil, Dramamız Değişmeli!

Ayla KAYMAZ

Türk televizyonları uzun zamandır aynı hikâyelerin içinde dönüp duruyor. Şaşırmıyoruz, çünkü her şey tahmin edilebilir: Bir kadın ihanete uğrayacak, bir adam iki kadının arasında kalacak, zengin erkek fakir kızı sevecek ama ailesi izin vermeyecek, kaybolan çocuk aslında en yakınındaki adamın olacak… ve bizler de her akşam ekrana bakıp bu hikâyeleri izlemeye devam edeceğiz.

Gerçekten bu kadar mı sığ hayatlarımız var? Bu kadar mı basit insan ilişkilerimiz? İlla bir dizinin dramatik olması için aldatma ve entrika mı koymak gerekiyor? Neden ekranda iki insanın birbirine sadakatle bağlı olduğu, güvenin sarsılmadığı ama yine de sürükleyici ve derin hikâyeler izleyemiyoruz?

Bunu sorgulamak gerek. Çünkü televizyon, yalnızca bir eğlence aracı değil. Farkında olmadan izlediklerimizi içselleştiriyor, normalleştiriyoruz. Ekranda gördüğümüz, toplumsal algımızı şekillendiriyor. Bugün bir dizide aldatma olağan bir durum gibi gösterildiğinde, o sahneyi izleyen birisi yarın kendi hayatında benzer bir olay yaşadığında bunu daha kabul edilebilir bulabiliyor. Çünkü defalarca gördü, defalarca duydu: “Oluyor işte, herkes aldatıyor.”

Halbuki dram başka türlü de olur. Bir insanın hayata karşı verdiği mücadele, kendiyle yüzleşmesi, küçük ama derin olaylarla işlenen bir karakter gelişimi de dramatik olabilir. Peki neden böyle hikâyeler yazılmıyor? Çünkü “rating” denilen mekanizma, en kolay izlenen formülü dayatıyor. Kolay izlenen ise genellikle skandal.

Oysa ekrana biraz daha entelektüel içerikler eklemek bu kadar zor mu? İlla bir şey öğretmesine gerek yok, bir dizinin her bölümünde bir filozofun sözlerini duymak zorunda değiliz. Ama en azından izlerken estetik duygumuza, ruhumuza hitap eden bir şeyler olamaz mı? Bir kasabanın insanlarını anlatan bir komedi, bir grup arkadaşın gerçekten zekice diyaloglarla kurduğu bir hikâye, kültürümüzden beslenen ama basit aşk üçgenlerinden ibaret olmayan bir anlatı…

Zor değil aslında, ama talep etmek gerekiyor. İzleyici olarak hepimiz bu tekdüze hikâyelerden sıkıldıysak, yeni ve farklı olanı desteklemeliyiz. Yoksa her sezon aynı diziyi farklı oyuncularla izleyip, aynı klişelerin içinde boğulmaya devam ederiz.

Televizyon bir ayna gibidir. Bize ne izletilirse, zamanla toplum onu kabullenir. Belki de bu aynayı biraz daha farklı tutmanın vakti gelmiştir. 

Yazarın Diğer Yazıları