REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Birlikte çarşıya gittiler. Ebu Zerr, Ebu’d-Derda’ya onun parasından dört dirheme bir gömlek alıverdi.
Ebu’d-Derda r.a. diyor ki:
Dönüp gelirken, avret yerlerini bile kapatmaktan uzak, çıplak bir adama rastladım. Onu örtüsüne dikkat etmesi için uyardım. O ise örtünecek elbisesi olmadığın söyledi. Ben de aldığım giysiyi ona verdim. Çarşıya dönüp dört dirheme bir gömlek daha aldım.
Evime dönerken, bu kez de yolda ağlayan bir hizmetçi kadın gördüm. Ona niçin ağladığını sordum. Şunu söyledi:
- Yağ konan kabım kırıldı. Aileme dönmek için de geç kaldım.
O kadınla birlikte çarşıya gittim. Bir dirheme ona bir kap yağ alıverdim. Bu defa kadıncağız dedi ki:
- Ey efendi, bana yapacağın iyiliği yaptın. Aileme kadar da benimle geliver. Çünkü ben eve geç kaldım. Beni dövmelerinden korkuyorum. Benimle gelirsen, belki bana dokunmazlar.
Onunla beraber efendisine gittim ve ona dedim ki:
- Hizmetçiniz geç kalmış da onu dövmenizden endişe etmiş. Bunun için benimle birlikte size gelmemi istedi, onun için buradayım.
- Madem seninle gelmiştir, dedi adam; artık o Allah için hür ve serbesttir!
Bunu görünce kendi kendime dedim ki:
- Ebu Zerr benden doğrusunu yaptı. Toplam on dirheme bana bir gömlek alıverdi, bir fakire de bir gömlek giydirdi, bir köleyi de hürriyetine kavuşturdu.
İKİ HURMANIN HAKKI
İbrahim Edhem Hazretleri Derler, O Yüce Kişi, Kâbe’ye Varmıştı. Bir Gün Hurma Satan Bir Adamın Dükkânına Gitti. Birkaç Akçelik Hurma İstedi. Satıcı, Tartıp Verdi. Sonra Başka Müşterilerle İlgilenmeye Başladı. Beri Yanda İbrahim Edhem Hazretleri, Hurmaları Cebine Katıyordu. Baktı, Tezgâhın Üzerinde İki Hurma Kalmış, “Bunlar Benimkilerden Düşmüş...” Diyerek, İki Hurmayı Cebine Koydu. Sonra Hepsini Yedi.
Yolu Vara-Vara Kudüs’e Dayanmıştı. İbrahim Edhem Orada İlk Gecesinde Bir Rüya Gördü. Rüyada Melekler Birbirleriyle Söyleşiyorlardı. İçlerinden Biri:
▬ “Hayır!” Dedi, “İbrahim Ethem Artık Yüce Kişi, Allah’ın Sevgili Kulu Değildir.”
▬ “Niçin?”
▬ “Çünkü Kendi Hakkı Olmayan Haram İki Hurma Yedi. Hurmalar Onun Değil Hurmacınındı!”
İbrahim Edhem Hazretleri Uyandı, Kan-Tere Batmıştı. Sabahı Zor Etti. Şafakla Beraber Yola Düştü, Kâbe’ye Doğru... Güneş Altında Günlerce Pişti. Kalbi Parça-Parça idi, “Ben Bütün Bunlara Müstahakım!” Diyordu. “Haram Yedim Ateş Yedim; Acaba Hurmacı Helâl Edecek mi?”
Kâbe’ye Güç Vardı. Hemen Hurmacının Dükkânına Gitti. Dükkânda Genç Bir Delikanlı Duruyordu. İbrahim Edhem Hazretleri:
▬ “Asıl Hurmacı Nerede?”
Diye Sordu. Telâşla Titriyordu. Delikanlı:
▬ “O Öldü...” Dedi, “Ben Onun Oğluyum.”
İbrahim Edhem Hazretleri Düşüp Bayılacaktı. Delikanlı Tekrar Konuştu:
▬ “Rahmetli Babamla Bir İşiniz mi vardı?”
▬ “Evet, Bir İşim Vardı, Hem de Çok Önemli...”