BİZ OYUN İÇİN YARATILMADIK.
Mehmet Bina
Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayan çocuklar gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyor ve ağlıyordu. Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve
“Ey çocuk niçin ağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna.” dedi ve çocuğun başını okşadı. Çocuk bakışlarını Behlül’e çevirdi ve;
“Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık.” dedi. Behlül bu söze şaştı ve çocuğa;
“Ey oğlum! Peki, niçin yaratıldık.” diye sordu. Çocuk; “Allahü Teâlâ’yı bilmek ve O’na ibadet etmek için.” dedi. Behlül hazretleri; “Peki, bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun?” diye sordu.
Çocuk, Mü’minûn sûresinin 115. âyet-i kerimesini okuyuverdi. Meâlen; “Sizi ancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?”
Hazret-i Behlül tekrar; “Ey çocuk. Sen hâkimane konuştun. Bana biraz daha nasîhat et.” dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti. Kendine geldiğinde çocuğa; “Ey oğlum! Senin günahın yok. Sen bir çocuksun. Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun?” diye sordu. Çocuk da; “Ey Behlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarla tutuşturuyordu. Ben de Cehennem’in yanan küçük odunlarından olacağımdan korkuyorum.” dedi. Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar ağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi. Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu.
Onlar; “Tanımadın mı?” dediler. Behlül; “Hayır.” deyince, onlar; “Bu, hazret-i Hüseyin evlâdından seyyid bir çocuktur.” dediler. Behlül de; “Ancak böyle bir ağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi.” deyip oradan ayrıldı..
MELEKLER SENİ DİNLEMEYE GELDİ
Useyd B. Hudayr (r.a)'ın çok güzel bir sesi vardı. Onun bu güzel sesi ve tatlı edasıyla okuduğu Kur’an-ı kerimi dinlemek peygamberimiz (s.a.v)'in hoşuna giderdi.
Hatta bir gün mescit'te kur'an okuduğunu duyan Resul-i Ekrem (s.a.v) : - "Şu Useyd ne güzel adamdır" buyurmuştu. Useyd (r.a) anlatıyor: Bir gece bakara süresini okuyordum at’ımıda yanıma bağlamıştım Kur’an okurken birden at hırçınlaşmaya başladı. Sustum o zaman at da sakinleşti. Tekrar okumaya başladım. At yine hırçınlaşmaya şahlanmaya başladı. Yine sustum atın hırçınlığı geçti. Bir daha okumaya başlayınca at yine hırçınlaşmaya başladı. Bunun üzerine bende okumaktan vazgeçtim.
Oğlum Yahya ise ata yakın bir yerde yatıyordu. Atın çocuğa zarar vermesinden korkarak çocuğu geri çektim: Bu sırada başımı kaldırıp göğe baktığımda beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi bir takım cisimlerin parladığını gördüm. Sabahleyin bu olayı peygamber efendimize (s.a.v) arz ettim. Resul-i ekrem (s.a.v) de: Oku ey Useyd, oku ey useyd ! Diyerek o zaman okumaya devam edilmesi gerektiğini bildirdi. Useyd (r.a) sözlerine şöyle devam ediyor: Ya Resulullah (s.a.v) dedim atın Yahya’yı çiğnemesinden endişelendim çünkü ata yakın bir yerde yatıyordu. Onun için okumayı kestim o sırada başımı göğe kaldırınca gökyüzündeki bulut gölgesi gibi bir beyazlık içinde kandillere benzeyen cisimlerin parlamakta olduğunu gördüm. Sonra bu beyaz gölge tabakası içinde parıltılarla göğe doğru çekilip gitti ve gözden kayboldu.Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v) buyurdu ki :
Ey useyd ! O senin gördüklerin meleklerdi. Okuduğun Kur’an-ı kerimi duyup gelmişler. Eğer okumaya devam etseydin sabaha kadar seni dinlerlerdi.
Herkeste onları görürdü, halkın gözünden gizlenmezlerdi.