Mehmet Bina

DİNDAR BİR KADININ EVLENME ŞARTLARI.

Mehmet Bina

Evlenmek isteyen çok güzel bir hanım vardı. Bu hanım çok dindar bir eş istiyordu, öyle ki bu adam her gün Kur’an-ı Kerim’i hatmedecek, yılın her günü oruç tutacak ve geceleri uyanık kalıp sürekli ibadet edecekti.
Bu hanım çok güzel olduğundan, birçok talibi çıktı fakat hiçbiri bu istekleri karşılayabileceğini söyleyemiyordu. Ta ki bir adam çıkıp tüm bunları yapacağını söyleyene kadar. Böylece imam onları evlendirdi.
İlk geceden sonra hanımı baktı ki eşi ne Kur’an’ı hatmediyor, ne oruç tutuyor ne de gece ibadetiyle uykusuz kalıyordu. Hanımı ona süre tanımak istedi, birkaç hafta içinde belki durumu değişirdi. Eşi durumunu değiştirmedi ve hanımı boşanmak istedi.
İkisi de hâkim karşısına çıkarıldı, hâkim sordu: ‘Evliliğin koşulları nelerdi?’ Adam cevap verdi: ‘Benim her gün Kur’an-ı Kerim’i hatmetmem, yılın her günü oruç tutmam ve bütün gece Allah’a ibadet etmemdi. Hakim sordu: ‘Peki, yaptın mı?’
Adam sakince cevapladı: ‘…Evet.’
Hâkim: ‘Yalan söylüyorsun, hanımın yapmadığını söylüyor, bu sebeple de senden boşanmak istiyor.’ dedi.
Fakat adam tüm bu koşulları yerine getirdiğinde ısrar etti, bunun üzerine hâkim sordu: ‘Her gün Kur’an-ı Kerim’i hatmettin mi?’
Adam: ‘Evet.’ dedi.
Hâkim şaşkına döndü ve sordu: ‘Nasıl… Nasıl yapabildin?’
Adam gayet rahat bir tavırla, ‘Her gün üç kez ihlas suresini okudum ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e göre bu Kur’an’ın tamamını okumaya denktir.’ dedi.
Hâkim merakla sordu: ‘Peki nasıl bütün yıl oruç tuttun?’
Adam cevapladı: ‘Ramazan orucunu ve altı gün Şevval orucunu tuttum. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e göre bu tüm yılı oruçlu geçirmek gibidir.’
Hâkim bir şey diyemedi, adamın yalancı olduğunu söyleyemiyordu. Son olarak sordu, ‘Hanımın tüm gece uyuduğunu söylerken, nasıl uyanık kalıp Allah’a ibadet ettin?’
Hâkim adamın bu sefer cevap veremeyeceğini düşünüyordu. Fakat adam gayet soğukkanlılıkla cevap verdi: ‘Yatsı namazını cemaatle kıldım, ertesi gün de sabah namazını cemaatle kıldım. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e göre yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılan tüm gece Allah’a ibadet etmiş gibidir.’ Hakim adama bakakalmıştı ve hükmü vermek üzereydi. Adama ve hanımına dönüp şöyle dedi: ‘Dava düşmüştür, evliliğinizde hiçbir problem yoktur.
 Dindar erkeklerin evlilik kriterlerinde ilk mad¬denin kadının diyaneti olduğunu görüyoruz. Böyle olması dinin de tavsiyesi aslında. Yani dindar bir erkek, dinin de tavsiyesine uyarak evleneceği ka-dının da dindar ve güzel ahlâklı olmasını istiyor. Bu demek oluyor ki hem dinî kaynaklara, hem de din¬dar erkeğin tercihine göre, kadının güzel oluşunun ilk adımını diyaneti ve güzel ahlâkı oluşturmak-ta. Hatta güzel ahlâk dediğimiz şeyin içine giren tüm karakteristik özelliklerin -mesela merhamet, sevecenlik, fedakârlık, muhabbet, aileye hürmet, zekâvet vb- sadece dindar değil bütün erkeklerin kadınları beğenmesi için (salt şehevi beğenmekler bahsimizden hariç) aradığı unsurlar olduğunu mo-dern yaklaşımlar da bize söylüyor.
Bunun devamında başka şöyle bir kıstas çıktı karşımıza: Dindar erkeğin “yanıma yakışacak biri olsun” isteği. Bunu da iki şekilde değerlendirece¬ğim. Birincisi; kadın ve erkek arasındaki denkliğin sadece diyanet noktasında kalmaması, kişilik, ah¬lâk, hayat görüşü, sosyal yaşam aktiviteleri, aile dinamikleri gibi noktalarda da uyum içerisinde olunmasının bu yakışmaya olan etkisi. Öncelikle evlenmek isteyen kadın ve erkeğin kendini iyi ta¬nıması; “ Ben nasıl biriyim? Eşimden neler bekliyo¬rum? Eşime neler verebilirim?” sorularını dürüst bir şekilde cevaplaması çok önemli. Bu açıdan bakar¬sak erkekle kadının birbirlerini kendilerine yakıştır-maları güzel bir aşama. Demek ki erkeğin kadını beğenmesine bir sebep de kadının kendisine denk olması ve erkeğe uyum içerisinde bir beraberlik ya¬şayacaklarını düşündürmesi. Aslına bakarsanız bu madde de yine fıtratın bir gereği olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü hem dinin tavsiyeleri, hem günü¬müzde evlilik uzmanlarının araştırmaları netice¬sinde geldikleri nokta buraya işaret ediyor. Üstelik naklen ve aklen ortaya konulmuş hakikatin bugün, içerisinde aşk ve romantizmi barındıran medya¬nın bütün organlarınca hikâyelere konu edildiğini hepimiz görebiliyoruz. Öyleyse uyum, beğeni için gerçekten önemli.

Yazarın Diğer Yazıları