Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

DÜNYA HAYATINA DALMAK

Balıkçı bir adam bir gün güneş doğmadan sabah namazından az önce deniz kenarında oturuyormuş. Derken içi taş dolu bir torba bulur. Elini torbanın içine sokarak bir taş alır ve o taşı denize fırlatır. Taşı fırlattığı esnada suyun üzerinde çıkardığı ses adamın hoşuna gider.Tekrar ikinci bir taş alır ve onuda denize fırlatır. Çünkü taşın suya değerken çıkardığı ses balıkçıyı mutlu eder ve bu şekilde taşları teker teker fırlatır. Bu arada güneşin ışığı yavaş yavaş yaklaşır ve adamın elindeki taş dolu torbada yavaş yavaş belli olmaya başlar. Artık torbanın içinde sadece bir taş kalmıştır. Güneş açıp adam torbanın içine baktığında bir de ne görsün içindeki taşlar elmas taşlarıymış. Meğerse denize fırlattığı tüm taşlar elmasmış. Çok pişman bir şekilde şöyle demeye başlar:" Ey ahmak herif. Eğer bu taşların elmas olduğunu bilseydim sadece sesi kulağıma hoş geldiği için eğleneceğim diye onları hiç denize firlatırmıydım?" Ancak iş işten geçmiştir.
Evet, kardeşim bu kıssadan çıkardığımız dersler:
1) Balıkçı sensin.
2) Aralıklarla denize fırlattığın elmaslar senin ömrün.
3) Denizin üzerinde taşın çıkarmış olduğu ses, yok olmaya mahkum dünya süsü ve şehvetleridir.
4) Gecenin karanlığı ise gaflettir (dünya hayatına dalmak).
5) Güneşin doğuşu ise geri dönüşü olmayan ölümün ta kendisidir.
5) Kardeşim! Şimdiden itibaren uyanık ol ve elmas değerinde hatta çok daha değerli olan vaktini, ömrünü faydasız şeylerle boşa harcama. Yoksa pişmanlığın fayda vermediği o çetin günde çok pişman olursun...
HZ. ALİ’Yİ AĞLATAN OLAY
Hz. Ali bir gün evinde oturuyordu. Kapı çalındı. Hz. Ali kalkıp kapıya baktı. Komşularından biri gelmişti. Komşusu ona selam verdi. O da onun selamına cevap verdi. Sonra Hz. Ali komşusuna:
-Ne istiyorsun? Diye sordu.
Komşusu utanarak:
-Şu kadar paraya ihtiyacım var. Bana borç para verir misin? Dedi. Hz. Ali eve girdi. Komşusunun istediği parayı alıp geldi. Komşusuna verdi. Komşusu istediği parayı alınca sevinerek dönüp gitmişti.
Hz. Ali de eve girmiş, oturup derin bir düşünceye dalmış, sonrada ağlamaya başlamıştır. Hz. Fatıma efendisinin ağladığını görünce ona şöyle demişti:
-Ey Efendim! Neden üzülüp ağlıyorsun? Komşumuzun istediği parayı ona verdin. Sevinmen gereklidir.
Hz. Ali ona şöyle cevap vermiştir:
-Ey Fatıma! Sen komşuluğu bu kadar kolay mı sanıyorsun? Bizim görevimiz, komşumuzun halini sormaktı. Böyle bir ihtiyacı olduğunu öğrenince o gelip istemeden önce, o parayı götürüp ona vermekti. Neden görevimizi yapamadık diye üzülüyorum....

Yazarın Diğer Yazıları