KADIN OLMAK.
Mehmet Bina
Kadın olmak;
Hacer olmaktı…
Issız çöllerde bir çift nemli göz olup,
İlmik ilmik boğazında düğümlenen kelimeleri bir türlü telaffuz edememekti…
Kadın olmak;
Asiye olmak.. Musalara kucak açmaktı…
Sonra bağrından kopup nura çağıran yiğidine en evvel inanmaktı…
Velev ki Firavunların zulmü yeryüzünü kaplasa da…
Kadın olmak;
Gönül tezgâhında nakış nakış erdemi dokumak…
Kemal minberinde Meryemce hayayı okumak…
Meryem'in iffetini yüreğinde taşımak…
İman ve irfan ikliminin en hoş esintileriyle ruhları okşamaktı…
Ve dahi kadın olmak Meryem olmaktı…
Kadın olmak;
Hatice olmaktı Ve vefa tezgâhında teslimiyet dokumaktı…
Ve giderken ardında, Yokluğunda hüznü yaşayan buğulu gözler,
Müteessir yürekler bırakmaktı…
Kadın olmak;
Aişece ilme vurulmak,
Fatımaca yiğitler doğurmak,
Zeynepçe hüzne boğulmaktı…
Kadın olmak;
Yağmur yüklü bir bulut olup,
Göz pınarından süzülen her damla yaşla,
Körelmiş yüreklere Rahman'ın rahmetini muştulamaktı…
İNSANLAR ARASINDA KALPLERİN ÖNEMİ ÇOK.
İslâm âlimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp:
"İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?" diye sormuş.
Talebelerden biri:
"Çünkü sükûnetimizi kaybederiz" deyince mübarek zat:
"Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?" diye tekrar sormuş.
Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:
"İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir."
"Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir."
Daha sonra talebelerine bakarak şöyle devam etmiş:
"Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsade etmeyin, izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun.
Ne demişler...
"Zerzevatçı bağırır, Sarraf bağırmaz,
Eskici bağırır, Antikacı bağırmaz....
Fikri kıymetli olan bağırmaz. Bağıran düşünemez, düşünemeyen kavga eder.
Sesimizi değil sözümüzü yükseltelim.