Mehmet Bina

Ramazan ayının 17. Günü, bedir günüdür!

Mehmet Bina

Geçtiğimiz Pazartesi {17 Mart 2025} Bedir savaşının yapıldığı gündü.
* Bedir savaşı, Hicretin ikinci yılı, Ramazan ayının 17 si Mekke'li müşrikler ile Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır.
* Bedir savaşı normal bir savaş değil, resmen her ailenin, her akrabanın, her soyun, iman edenleriyle etmeyenlerinin savaşıdır.
* Peygamberimiz (sav) damadı Ebul As ile, Hz. Ali (r.a.), abisi Ebû Akil ile; Hz. Hamza (r.a.) abisi Abbas ile; Musab b. Umeyr (r.a.) abisi Ebû Azez ile, Talha b. Ubeydullah(r.a.), abisi Osman İbni Ubeydullah ile, Hz. Ebubekir (ra) oğlu Abdurrahman ile Bedir savaşında karşı karşıya gelmişlerdir.
* Hz. Ebu Bekr Kureyş ordusu içinde oğlu Abdurrahman’ı görerek meydana çıkıp onunla çarpışmak için izin istediyse de, Peygamberimiz; “Ya Eba Bekr! Bilmez misin ki, sen benim, görür gözüm ve işitir kulağım yerindesin.” diyerek müsade etmedi.
Peygamber Efendimiz, Bedir'e giderken, Sukyâ kuyusu yanında  mücâhidleri durdurdu. Yaşı küçük olanları geri çevirdi. 
* Sa’d bin Ebî Vakkâs (r.a.) şöyle anlatır:
“Resûlullâh’ın yaşı küçük olanları çevirmesinden az önce kardeşim Umeyr’i saklanmaya çalışırken gördüm:
«–Sana ne oldu kardeşim?» dedim.
«–Allâh Resûlü beni küçük görür de geri çevirir diye korkuyorum! Hâlbuki ben sefere çıkmayı çok istiyorum ve Allâh’ın bana şehîtlik nasîb etmesini ümîd ediyorum!» dedi. Gerçekten de kardeşim Resûlullâh’a arz edilince onun henüz küçük olduğunu görüp:
«–Sen geri dön!» buyurdu. Umeyr ağlamaya başladı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz de müsâade buyurdu. 
Umeyr küçük olduğu için kılıcını ben bağlayıveriyordum. Bedir’de şehît düştüğü zaman 16 yaşlarında idi.”
Enes’in (r.a.) bildirdiğine göre müşrikler yaklaştığında Resûlullâh:
“–Genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete girmek üzere ayağa kalkınız!” buyurdu. Ensâr’dan Umeyr bin Hümâm (r.a.):
“–Yâ Resûlallâh! Genişliği göklerle yer arası kadar olan cennet mi?” diye sordu. Efendimiz:
“–Evet.” buyurdu. Umeyr:
“–Ne iyi, ne âlâ!” dedi. Resûlullâh:
“–Niye öyle söyledin?” diye sordu. Umeyr (r.a.):
“–Allâh’a yemîn ederim ki yâ Resûlallâh, cennet ehlinden olmayı istediğim için öyle söyledim, başka maksadım yok.” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz:
“–Şüphesiz sen cennetliksin.” buyurdu. Umeyr, bu söz üzerine torbasından birkaç hurma çıkartıp onları yemeye başladı. Sonra:
“–Eğer şu hurmalarımı yiyinceye kadar yaşarsam, bu gerçekten uzun bir hayattır.” diyerek elindeki hurmaları attı ve cihâda koştu. Sonra şehît oluncaya kadar müşriklerle savaştı. (Müslim, İmâre, 145)
* Bedir savaşına kadınlardan da katılmak isteyenler çıkmıştı. Bunlardan biri olan Ümmü Varaka (r.a.), Resûlullâh’a koşmuş:
“–Ey Allâh’ın Resûlü! Bana müsâade buyurunuz, yaralıları tedâvî eder, hastalarınıza bakarım. Olur ki Allâh, beni şehîtliğe erdirir!” demişti. Allâh Resûlü de ona:
“–Sen evinde oturup Kur’ân oku; muhakkak ki Allâh, sana şehîtlik nasîp eder!” buyurdu.
Bundan sonra Ümmü Varaka (r.a.), ashâb arasında “Şehîde” adıyla meşhûr oldu. O da şehâdete karşı büyük iştiyâk sâhibiydi. Nihâyet Hazret-i Ömer’in halîfeliği devrinde hizmetçileri ta­rafından üzerine kadife örtü bastırılarak şehît edildi. Bunu öğrenen Hazret-i Ömer:
“–Allâh ve Resûlü doğru söylemiş!” dedi ve suçluları bularak cezâlandırdı.
* .Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, daha önceden müşriklerin ileri gelenlerinden kimin nerede öldürüleceğini bildirdiği hâlde ve Allâh’ın kendilerine zafer nasîb edeceğini lutf-i ilâhî ile öğrenmiş olmasına rağmen, gece sabaha kadar Allâh’a yalvarmış, kendisini helâk edercesine duâ etmişti.
İşte Cebrâîl! Atının başından tutmuş, üzerinde de savaş techizâtıyla (yardımınıza gelmiş durumda)!” buyurdular. (Buhârî, Meğâzî, 11)
* Allah (CC), Bedir Savaşı’nda Müslümanlara yardım etmek üzere önce 1000 melek göndermiş (bk. Enfal, 8/9), 
Daha sonra 3.000 melek daha göndererek müşriklerin yenilgiye uğramalarını hızlandırmıştır.
Sonra eğitimli 5.000 melekle desteklenecekleri de müminlere haber verilmiştir.
**Cebrâîl Aleyhisselam Allâh Resûlü’ne:
“–Yâ Rasûlallâh! Bedir harbine katılanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu­ğunda, Varlık Nûru -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
“–Onları, Müslümanların en fazîletlileri sayıyoruz. cevâbını verdiler.
Cebrâîl Aleyhisselam da şu mukâbelede bulundu:
“–Biz de meleklerden Bedir Harbi’ne iştirâk edenleri, aynı şekilde meleklerin en ha­yırlıları sayıyoruz. (Buhârî, Meğâzî, 11)
* Hz. Ali (r.a) şöyle anlatır:
“Abbas bin Abdulmuttalib’i Ensâr’dan kısacık boylu bir zât esir edip Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in yanı­na getirince, Abbas:
«–Yâ Rasûlallah! Vallahi beni bu adam esir etmedi. Beni insanların en güzel yüzlüsü, başının saçı iki yana ayrılmış, kır bir ata binmiş, şu cemaat arasın­da göremediğim bir kişi esir etti!» dedi. Ensârî:
«–Yâ Rasûlallah, onu ben esir ettim!» diye ısrar edince Allah Rasûlü (s.a.v):
«–Sus, sesini çıkarma! Allah seni şerefli bir melekle destekledi!» buyurdular.”
* Savaş mü’minlerin galebesiyle nihâyete erdi. 14 Müslüman şehît olmuş, buna mukâbil Ebû Cehil de dâhil olmak üzere yetmiş müşrik öldürülmüş, yetmiş kadar da esir alınmıştı.
*Bazı Allah dostlarının Bedir ashabıyla ilgili tavsiyesi, hastalığa tutulan kimsenin Bedir ehlinin mübarek ismini zikrederek bu vesile ile Allah'tan şifa talep ederse, hastalıklarından kurtuldukları rivayet edilmektedir.
* Ehli irfan bir zat: “Hasta bir kimsenin başına elimi koyup halis bir niyetle Bedir ashabının adını okuduğumda mutlak şifa hasıl olmuştur. Hatta hastanın eceli dahi gelmiş ise en azından rahatsızlığı hafiflemiştir.” demektedir.
* Cafer b. Berzencî Hazretleri buyuruyorlar:
O “Yüksek seviyeli alimler Bedir Harbine katılan ashabın isimlerinde bir çok meziyyet ve esrarın bulunduğunu beyan buyurmuşlardır.
Yine Allah dostlarının tavsiyesi, ''Kim Ashab-ı Bedr’in ruhaniyyet ve feyizlerinden yararlanmak için onların isimlerini okursa, her türlü kötülük ve sıkıntılardan Allah’ın izni ile kurtulur'' buyuruyorlar en doğrusunu Rabbim bilir. {M.Bina}

Yazarın Diğer Yazıları