REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Sonra, Olanların Hepsini Anlattı. Delikanlı, Onun Yüreğini, Yüce Kişi Olduğunu Anlamıştı:
▬ “Ben...” Dedi, “İki Hurmadaki Hakkımı Bu Dünyada ve Öteki Dünyada Helâl Ediyorum Sana. Yalnız...”
▬ “Yalnız Ne?”
▬ “Yalnız Benim Bir de Anam Var, Basra’da. Galiba Onun Helâlliğini de Alman Gerekiyor. Çünkü O İki Hurmada Onun da Hakkı Var...”
İbrahim Edhem Hazretleri Fazla Durmadı, Koşa-Koşa Yola Çıktı. Basra’ya Sanki Ölüsü Varabildi. Kadını Buldu, Helâlliğini Aldı, Tam Kapıdan Ayrılacağı Sırada Kadın:
▬ “Ha... Bakın!” Dedi, “Benim Bir Kızım Var, Küfe’de. O İki Hurmadaki Hakkı İçin, Bilmem Onun Kapısını da Çalmanız Gerek mi?”
İbrahim Edhem Hazretleri, Kûfe Arasındaki Yolu Bazen Emekleyerek Aldı. Kızın Helâlliğini Diledi ve Sonunda Kurtuluşa Kavuştu.
Sonra Yine Kudüs’e Döndü. O Geceki Rüyâsında Melekler Söyleşiyorlardı:
▬ “İbrahim Edhem Kurtuldu. O, Allah’ın Sevgili Kuludur...”
ALLAHA KULLUK NASIL YAPILIR KÖLEDEN ÖĞREN
Vaktiyle, Bağdat'dan Şam'a giden bir kervanda, fakir bir adam ile zengin bir adamın, üzerinde pahalı bir elbise, belinde de altın bir kemer bulunan zenci bir kölesi de seyahat ediyordu.
Zenginin kölesini gören fakir adam, kalbinden geçirdi ki:
"Ey Allah'ım! Bu giden, bir zenginin kulu kölesi, ben de senin kulun kölenim. Bir o kölenin rahatlığına bak, bir de senin kulun olan, benim halime"
Biraz yol aldıktan sonra eşkıyalar, kervanı bastılar. İlk önce, belinde altın kemer ve üstünde pahalı elbise taşıyan o köleyi yakaladılar ve:
"Böyle pahalı elbiseler ve altınlarla gezdiğine göre, senin efendin çok zengin biri. Söyle bakalım efendinin hazinesi nerede saklı?" diye dayak atmaya başladılar.
Köle, yapılan işkencelere aldırmadan, efendisinin hazinesinin yerini haber vermedi. Tek kelime konuşmadı.
O gece fakir adamın rüyasında denildi ki:
"Ey adam! Sen bu kölenin efendisine bağlılığını ve itaatini gör ve kulluk nasıl olurmuş öğren. Eğer bu kölenin efendisine olan kulluğu kadar, sen de Rabbine kulluk etsen, sana da dünya ve ahiretin hazineleri açılır"
HUŞU NEDİR.
Annesi Veysel Karânî Hazretlerine sordu:
-”Oğlum, bütün bir gece sabaha kadar Nasıl ibadet halinde olabiliyorsun” ? O büyük Allah dostu cevap verdi:
”Ey güzel annem! İbadetimi özene bezene yapıyorum.
Kalbim huşu ile öyle genişliyor ki Yorulmak nedir bilmediğim gibi; yeryüzü ve her türlü bedenî hislerle alâkam kesiliyor.
Bir de bakıyorum, sabah oluvermiş! -”Nedir bu huşu hâli ey Üveys?”
-”Huşu odur ki bir bedene mızrak saplansa, Canın ondan haberdar olmamasıdır”.