REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Burada Varlık Nûru Efendimiz, bizler için çok mühim bir mesaj vermektedir. Çünkü Efendimiz masumdur. Günah işlemekten, haksızlık etmekten korunmuştur.
Peygamber Efendimiz bu mesajlarla, bu yüksek meziyetlerle ümmetini yetiştiriyordu.
ALLAH’A MUHABBETTEKİ SIR
Bir hak dostu, Allah’a duyulan muhabbetin semeresini gösteren şu hâdiseyi nakleder: geniş ve ıssız bir ovadan geçiyordum’ garip bir çobana rastladım. Gördüm ki, derin bir huşu içinde namaz kılıyor, sürüsünü de kurtlar koruyordu.
Taaccüp ettim, merakla namazını bitirmesini bekledim ve:
"ey çoban! Kurtlar nasıl oldu da koyunlarınla dost oldu?
Onlardaki düşmanlık ve canilik ruhu, nasıl oldu da yerini
Sulh ve muhabbete terk etti?" diye sordum.
Allah’a secdeden dolayı siması nura bürünmüş olan Salih çoban, şöyle cevap verdi: "ey garip yolcu! Kurtların kuzularla olan şu dostluğundaki sır; çobanın, sürünün ve kurtların asıl sahibine olan dostluğuna bağlıdır, yani bu hâl, muhabbetteki bir sırdır!"
AKIL –İMAN – HAYÂ
Rivayete göre Canâb-ı Hak, Hazret-i Âdem’i yarattığında O’na şu üç nimeti takdim eder:
1. Akıl!
2. İman!
3. Hayâ!
Sonra da bunlardan birini seçmesini ister. Hazret-i Âdem, Cebrail’in de yönlendirmesiyle aklı seçer! Çünkü aklı olmayanda ne iman olur, ne hayâ. Çünkü iman da hayâ da akıl mevcut olursa var olur! Ancak akıl, kaygan bir sabun gibidir! Onu iradeli, dengeli ve doğru bir şekilde kullanmak, en zor meseledir! Aklı veren, Allah’tır! Aklı veren Allah’a kul olmak yerine tavır almak, iblis'in kölesi olmaktır! En feci şey de şeytan ümmetinden olmaktır!
KABRİSTAN’DA GÜLEN VELÎ!
Necmeddîn-i Kübrâ Hazretleri, sevdiklerinden ve Allah dostlarından birinin vefatında kabri başında murakabe hâlindedir. O sırada imam efendi ölüye telkin vermektedir. Necmeddin Hazretleri güler. Her zaman vakur ve ciddî olan Hazretin hiç mutadı olmayan bu gülüşüne oradakiler hayret ederler ve sorarlar: “Efendi Hazretleri, böyle bir yerde neden güldünüz?” Necmeddin Hazretleri keşf hâli olduğu için söylemekten çekinir, fakat ısrar ederler. Mecbur kalır ve buyurur ki: “Telkini diri ölüye yapar. Bu mezardaki zatın kalbi manen diridir. İmam efendinin kalbi ölüdür. Mezardaki zat da bu hâle taaccüp etti ve manen dedi ki: Elhamdülillâh benim kalbim diridir, bana telkin veren imamın kalbi ölüdür. Ölünün diriye telkin vermesine hayret ettim.» demesi üzerine gayr-ihtiyarî güldüm.” buyurur. (Mükerrem İnsan, s. 48)(Yüzakı Yayınları)
RIZKINDA HAYIRLISINI İSTEMEK
Rızkını sırtında ağır yük taşıyarak kazanan hamalın biri namazlarında daima:
— Ya Rabbi, bana ne vereceksen hayırlısını ver, bir Ekmek de olsa hayırlısından ihsan eyle, diye dua ediyormuş.
Adamın hep aynı duayı tekrarlaması, yanındakilerin dikkatini çekmiş. Nihayet biri, bir gün sormadan edememiş:
— Kardeşim, sen her namazdan sonra duada:
" Ya Rabbi, bana ne vereceksen hayırlısını ver, bir ekmek de olsa yine hayırlısından ihsan eyle" diye yalvarıyorsun