REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Dediler ki; -“Bizden evvel gelen alimlerden öğrendiğimize göre bu mubarek yer, Son peygamber’in (SallAllahu aleyhi vessellem) hicret edeceği yer olsa gerektir. İsm-i şerifi Muhammed (a.s.v.) ve din-i latıfi ebedidir. Onun askerine Allah’u Teala (c.c.) yardım eder. O (a.s.v.) asa ve deve sahibidir. O tac ve Burak sahibidir. O kur’an-ı Kerim sahibidir. O liva-i hamd ve minber sahibidir. O (Lailaha ilAllah) sözünün sahibidir.
Kabr-i şerifi burada olsa gerektir. Muradımız budur ki, burada yerleşelim. O hazretin teşriflerini bekleyelim Belki onun ay yüzünü görmek müyesser olur. Melik bu sözleri dinledi.
Gayet makul gördü. Hatta kendisi de onlarla beraber olup beklemeye karar verdi. Lakin askerinin ve tebaasının ekserisi mani oldular. Melik dört yüz alim için Medine-i Münevvere’de evler yaptırdı.
Nesilleri kesilmesin diye her birine cariyeler verdi. Türlü ihsanlarda bulundu. Bir mektub yazıp onlara emanet bıraktı. O server-i Kainat (aleyhi efdelusselavat vettahiyat) dünyaya teşrif edince bu mektubu ona teslim ediniz diye tenbih etti.
Mektub şudur: -“Humeyr ibni Redi’den Âlemlerin Rabbının Resülu ve peygamberlerin sonuncusu olan Abdulmuttalib oğlu Hazreti Muhammed (a.s.v.) e mektubdur. Ben sana ve Rabbına iman ettim. HAK TEALA (c.c.) nın sana göndereceği kur’’an-i kerime de iman ettim. Ben senin dinin ve sünnetin üzereyim. Ben senin nübüvettine iman ettim. Senin Rabbın her şeyin Rabbıdır. İslam’dan ve imandan ne getirdin ve söyledinse hepsini kabul ettim. İnandım.
-“Eğer senin zamanına yetişemezsem kiyamet günü beni unutma ve şefaatından mahrum eyleme. Ben senin ve İbrahim (a.s.) in milleti üzereyim.”
Mektubu yazdıktan sonra kağıdı mühürledi ve kapattı. Âlimlerden ŞAMÜL ismindeki alime teslim etti. Muhafazası için sıkı vasiyet eyledi ve dedi ki:
-“O hazretin zaman-ı şerifine erişirsen bu mektubu kendilerine teslim eyle. Eğer o zamana yetişmez isen evladına verip, iyi saklamaları için vasiyet et. Onlar da kendi evlatlarına böyle vasiyet etsinler. Böylece bu emaneti babadan oğla teslim ederek, Hazret-i Seyyidil murselin (sallAllahu aleyhi vesellem) ın huzur-i şerifine ulaştırsınlar.”
Melik bu vasiyeti yaptıktan sonra o âlimlere veda edip Medine’den ayrıldı. Derler ki; O melik’in ölümünden Resulullah (a.s.v.)ın doğum gününe kadar bin yıl var idi. Eshabi kiramın (Rıdvanullahı aleyhım ecmain) o dört bin âlimin evladı olduğu rivayet edilir. O mektub elden ele geçerek, en son EBA EYYUBE’L-ENSARI (RadiyAllahu teala anhu) ya erişti. Bu mübarek zat, Şamul’un yirmibirinci evladıdır. O zaman Resul-i Ekrem (selAllahu aleyhı vesselam) efendimiz Medine’ye hicret etmeğe karar vermiş ve yola çıkmış idi. Medine’liler çok itimamlı bir zat olan ve ismi Ebi leyli olan kimseye mektubu teslim edip o hazreti karşılamak için gönderdiler. Resulullah (a.s.v.) a bini selim kabilesinde rast geldi, fakat tanımıyordu. Resulullah (a.s.v.) bunu görür görmez -“Ebi leyli sen değimlisin?” Buyurdu. -“Evet benim” dedi. -Teb’in mektubu hani?” buyurdu. Ebi leyli şaşırdı zira o hazreti (a.s.v.) tanımamış idi -“Siz kimsiniz? Yüzünüzde büyüklük alameti, sözünüzde büyüleyici tesir vardır.”dedi.