Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

AÇLIKTAN NAMAZI OTURARAK KILDI...
Sevgili peygamberimiz (sav).
Bir gün Namazını oturarak kılıyordu. Kıldığı nafile bir namazdı.
Ebu Hureyre (ra), Namazdan sonra sordu:
Ya Resûlallah! Bir hastalığınız mı var? Namazı oturarak kılıyorsunuz?
Verilen cevap cihanı ürpertecek şekildeydi:
'' Ya Eba Hureyre, günlerdir ağzıma götürecek bir şey bulamadım. Açlık takatımı kesti, ayakta duracak dermanım kalmadı, onun için Namazı oturarak kılıyorum.''
Ebu Hureyre diyor ki, bunu duyunca ağlamaya başladım
ALLAH Resulu kendi durumunu unutmuş, bana teselli veriyordu:  Ağlama Ya Ebâ Hureyre!  Burada Çekilen Açlık, İnsanı Âhiret Azabından Kurtarır.''
VARSA GÖSTER.
Bir grup filozof Mevlana Celaleddin Rumi`ye (k.s) gelerek bir kaç sual sormak istediklerini bildirdiler. Niyetleri, bir şeyler öğrenmek değil, Müslümanları dinleri hakkında şüphe ve fitneye düşürmekti. Hz. Mevlana, adamların halini hiç beğenmedi, onları üstadı Şems-i Tebrizi`ye (k.s) gönderdi. Bunun üzerine grup onun yanına gittiler. “Sorun” dedi. Adamlar içlerinden birini sözcü seçtiler. Adam ilk olarak şunu sordu: “Siz Müslümanlar ALLAH var dersiniz, ama ALLAH’ı göremezsiniz; varsa gösterin, görelim ki inanalım” dedi. Şems-i Tebrizi (k.s), “Öbür sorunu da sor!” dedi. Filozof,  “Sizler şeytanın ateşten yaratıldığını söylüyor, sonrada onun ahirette cehenneme atılıp ateşle azap edileceğine inanıyorsunuz. Hiç ateş ateşe azap eder, acı verir mi ?” diye sordu. Şems-i Tebrizi (k.s), “Peki, diğer sorunu da sor!” dedi. Filozof, “Sizler `Herkes dünyada yaptıklarının cezasını ahirette çekecek, orada mahkeme kurulacak, hesap sorulacak`diyorsunuz. Bırakın insanları, nasıl isterlerse öyle yaşasınlar, ne istiyorlarsa yapsınlar. Ayrıca bir mahkemeye ne gerek var?” dedi. Adam sorularını tamamlamıştı. Şimdi bunların cevabını istiyordu. Kendine göre cevap verilmeyecek sorular sormuştu. Herkes Şems-i Tebrizi Hazretlerine bakıyordu. O ise gayet sakindi. Yerinden kalktı, filozofun yanına geldi ve elindeki kerpici adamın başına vurdu. Filozof, ” Vah başım!” diyerek başına sarıldı. Şems-i Tebrizi Hazretleri çok şiddetli vurmamış olsa da adamın canı yanmış ve başı biraz şişmişti. Adam bir sağa bir sola baktı, bu kadar insana bir kaç kişi ile yapacağı bir şey yoktu. Hemen dışarı çıktı başını tutarak o bölgedeki mahkemeye gitti. Şems-i Tebrizi”yi hâkime şikâyet etti. Hâkim, “Bu nasıl olur” diyerek Şems-i Tebrizi”yi mahkemeye çağırttı. Durumu sordu. Şems-i Tebrizi, “Ben ona kötülük etmedim, sadece sorduğu sorulara cevap verdim” dedi. Häkim, “Bu nasıl cevap vermektir, adam acı içinde kıvranıyor senden şikâyetçidir, işin aslı nedir?” diye sordu. Şems-i Tebrizi şöyle anlatti: “Efendim bu adam bana, “ALLAH varsa göster, göreyim ki inanayım`dedi. Ben de buna, “Olan her şey baş gözü ile gözükmez, işte misali?`dedim; başına bir darbe vurup acıttım. Şimdi bu felsefeci, başındaki acıyı göstersin de görelim. Eğer başında bir acı yoksa niçin beni şikayete geldi?

Yazarın Diğer Yazıları