REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
HARAM LOKMAYA DİKKAT EDELİM
Midemize haram lokma girmemesi için dikkat ettiğimiz gibi, lâyık olmayan muhabbetleri gönlümüze sokmamaya da dikkat etmeliyiz!
Rivâyete göre Hazret-i îsâ(a.s.)
şöyle buyurmuştur:
"Asilere düşman olmak suretiyle Allah’a dost olun!
Asilere uzak olmakla Allah’a yakın olun!
Onlara buğz etmekle Allah’ın rızasını kazanın!"
zira gerçek iman; lâyığına muhabbet, müstahakkına da nefrettir! Nitekim Tebbet sûresi'nde, peygamber efendimizin amcası olmasına rağmen azılı bir müşrik olan Ebû Leheb'e buğz etmemiz telkin edilmektedir!
DELİ
Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş.
Çoluk-çocuk, kadın-erkek, akıllı-deli. Deli lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş çünkü hemen her köyde olduğu gibi o köyün de bir delisi varmış.
Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken Ağa, “Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa alsın.” talimatını vermiş adamlarına.
Delinin gözü bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve “Bu atı istiyorum.” demiş. O at ise Ağa'nın gözdesiymiş. “Hayır!” demiş Ağa, “Başka bir şey istesin.” Deli ısrar etmiş, “İlla da bu beyaz at.” diye diretmiş. Ağa da “Hayır!” demiş başka bir şey dememiş.
Ziyafet bitmiş, ayrılık zamanı gelmiş. Deli konaktan melül-mahzun bir şekilde ayrılırken bir şeyler konuşuyormuş kendi kendine.
Ağa'nın dikkatini çekmiş bu hâl ve “Gidin dinleyin bakalım.” demiş adamlarına.
Deli sürekli şunu söylüyormuş:
“Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?”
Adamları, Ağa'ya söylemiş delinin dediklerini.
“Geri çağırın ve verin atı demiş.” bu defa ağa.
Deliye atı vermişler.
Deli, atın yuları elinde konaktan ayrılırken yine aynı şekilde söylenmeye devam ediyormuş.
Ağa adamlarına “Bu defa ne diyor, gidin dinleyin.” demiş.
Ne diyormuş biliyor musunuz deli:
“Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki?”
"Yeter ki sen iste... Her şeye gücü yeten kudret mutlaka verir, ya vererek verir ya da vermeyerek verir!..
SABREDERSEN CENNET VAR
Abdullah bin Abbâs(r.a.) bir gün Atâ bin Ebî Rebâh'a:
"Sana Cennetlik bir kadın göstereyim mi?" dedi. "Evet, göster!" deyince İbn-i Abbâs şöyle dedi:
"Şu siyah kadın var ya! İşte bu kadın,
Fahr-i Kâinât Efendimiz'e geldi ve:-Beni sara tutuyor ve üstüm başım açılıyor! İyileşmem için Allah’a dua eder misiniz? Dedi. Allah Rasûlü(s.a.v.):
-Eğer sabredeyim dersen, sana cennet vardır!
Ama yine de sen istersen, şifa vermesi için Allah’a dua ederim! buyurdu. Bunun üzerine kadın:
-Hastalığıma sabrederim! Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz! Dedi.
Rasûlullah(s.a.v.) de onun için Allah’a niyazda bulundu."
İşte başa gelen iptilâlara Allah’ın rızasını umarak gösterilen sabrın, hak katındaki yüksek kıymeti!