REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
MEVLÂNÂ HAZRETLERİ BUYURUR:
"Adamın biri her zaman "ALLAH! ALLAH!" diye zikreder, bu zikirden ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı! Bir gün şeytan gelip:
-Niye durmadan "ALLAH! ALLAH!" deyip duruyorsun! Bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah sana
LEBBEYK/BUYUR KULUM, NE İSTİYORSUN? dedi mi? Sende hiç sıkılma yok mu?
Daha ne kadar Allah deyip duracaksın? dedi!
Bunun üzerine Allah’ın adını dilinden düşürmeyen adam ümidini kaybetti ve zikri bıraktı! Gönlü kırık bir hâlde yatıp uyudu! Rüyasında Hazret-i Hızır'ı gördü!
Hızır(a.s.) ona:
-Neden yaptığın güzel işi terk ettin de Allah’ı zikretmeyi bıraktın? diye sordu! Adam:
-Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi!
Hak katından "Lebbeyk/buyur" sesi gelmedi!
O'nun kapısından kovulmaktan korktum! Dedi. Bunun üzerine Hazret-i Hızır,
adama şu hikmetli karşılığı verdi:
-ey Allah’ın kulu! Senin "Allah!" demen, Allah’ın;
"lebbeyk/buyur kulum" demesidir!
Allah, isminin zikrini herkese nasip eder mi? senin "Allah!" diyebilmen, Allah’ın sana duyduğu sevginin işaretidir!"
Bunu duyan adam kalkarak tekrar Allah’ı zikretmeye devam etti!
Cenabı-ı Hakk’ı zikredebilmek,
o'na şükredebilmek,
kulluk ve tâatte bulunabilmek;
yine şükrü gerektiren ayrı bir
Lütfi-i ilâhîdir!
Cenabi-ı hak!
Rızasına muvafık bir kulluk hayatı yaşayabilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin!
SUDA SIRAYI GÖZETMEK
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: Bir gün Hz. Resulullah (s.a.v) ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahata çekilmişti. Bu arada Hasan su istedi. Resullullah (s.a.v) hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasana (a.s) verdi. Bunu gören Hüseyin (a.s) yerinden fırlayıp sütü almak istedi. Ama Resulullah (s.a.v) ona mani olup sütü Hasana verdi. Bu arada durumu seyretmekte olan Fatıma: Ya Resulullah! Güya Hasanı daha çok seviyorsun dedi. Resulullah cevaben buyurdular ki: Hayır öyle değildir. Benim Hasanı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir. Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir. Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan (Ali) hepimiz bir mekânda olacağız buyurdu.