REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
BEN O YÜZDEN AĞLAMIYORUM
Behlül Dânâ , bir gün Halife Harun Reşid'in huzuruna gelir. Halife, o sırada tahtında olmadığı gibi odasında da yoktur. Fırsattan istifade eden Behlül Dânâ tahta geçip oturur!.. Biraz sonra koruma görevlileri bakarlar ki tahtta biri oturuyor, onu hemen aşağı indirirler ve başlarlar dövmeye... Bir müddet sonra halife gelince bakar ki, Behlül ağlıyor..!
Hemen sorar :
- "Niçin ağlıyorsun, ne oldu?"
Halife, muhatabından cevap alamayınca, koruma görevlilerine sorar aynı soruyu :
- "Ne oldu buna?"
Görevliler şöyle derler :
- "Ey müminlerin emiri!.. Bu adam, sizin makamınızda oturuyordu. Biz de akıllansın diye bir iki vurduk. Ondan ağlar."
Behlül, söze karışıp şöyle konuşur :
- "Hayır!.. Ben o yüzden ağlamıyorum, senin için ağlıyorum. Ben ömrümde bir kez bu makama oturduğum için bu dayağı yedim. Sen -ki, her gün oturuyorsun- acaba ne kadar dayak yiyeceksin?
HASAN-İ BASRİ
Bir gün Basra'da... Basra'lı Şem'ûn kendi halinde bir mecusidir. Müslümanlarla içli dışlıdır ve bir sürü güzel haslet edinir. Kimseyle uğraşmaz, yalan söylemez, sözünde durur ve cömerttir. Sonra o gülyüzlü komşusunu (Hasan-ı Basri Hazretlerini) çok beğenir, uzaktan bile görse ayağa kalkar, hürmetle yol verir.
Hasan-ı Basri, Şem'ûn'un Müslüman olmasını çok ister. Hatta bazı geceler sabahlara kadar yalvarır onun ve onun gibiler için hidayet diler. Rahman ve Rahim olan Rabbimiz bu duaları kâbul eder ve mübareğin tebliğ için beklediği fırsatı önüne çıkarır. Nasıl mı? Anlatalım.
Şem'ûn amansız bir hastalığa yakalanır. Birkaç gün içinde mum gibi erir ki artık öleceğinin farkındadır. Hasan-ı Basri biraz süt, biraz hurma alır, komşusunun kapısını tıklatır. Şem'ûn onu görünce çok duygulanır. Ağlamakla gülmek arasında gidip gelen bir sesle 'Ey asil komşum' der 'niye zahmet ettin ki?'
- Ne zahmeti, vazifemiz değil mi?
- Biliyor musun ben gidiciyim.
- Hepimiz gidiciyiz.
- Korkarım ahirette de görüşemeyeceğiz. Zira inandıklarım doğruysa aynı yerde olmayacağız.
Mübarek acı acı gülümser. 'Peki' der, 'ya benim inandıklarım doğruysa?'
- Yine aynı yerde olmayacağız, zira beni taptığımla yakacaklar.
- Bak Şem'ûn ateş yaratıcı değil mahlûktur. Alemlerin Rabbi (Celle Celalüh) dilemezse kimseye bir şey yapamaz.
- Müslümanlar buna benzer şeyleri çok söylerler ama ateşin yakmadığı nerede görülmüş?
- Ateşin yakmadığını görsen bana inanır mısın?
- İnanırım.