REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Bakalım Kuran ne diyor?
Doğrusu, o zakkum ağacı; Günahkâr olanın yemeğidir. Pota gibi; karınlarda kaynar-durur; Kaynar-suyun kaynaması gibi. (Duhan Suresi, 43-46)
Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? Doğrusu biz, onu kâfirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık. Şüphesiz o, ‘çılgınca yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar. Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir. (Saffat Suresi, 62-65)
Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. (Vakıa Suresi, 52-53)
Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azab vardır. (Müzzemmil Suresi, 13)
Onlar için (zehirli olan) dari’ dikeninden başka bir yiyecek yoktur. Ne doyurup-semirtir, ne açlıktan korur. (Gaşiye Suresi, 6-7)
BİR UMUT KAPISI…
İçi bal fıçılarıyla dolu bir gemi limana yaklaştı. İşçiler bal fıçılarını boşalttıkları sırada fakir olduğu her hâlinden belli olan yaşlı bir kadın elinde küçük bir kâseyle çıkageldi. Balların sahibi olan tâcirin yanına gidip, kendisine kâse dolusu bal vermesini istedi. Tâcirin sessiz kalıp kendisine bal vermediğini gören yaşlı kadın ümitsizce geri döndü...
Yaşlı kadın oradan ayrılınca tacir, olaya şahit olan genç çalışanını çağırıp yaşlı kadını takip etmesini ve evine bir fıçı dolusu bal götürmesini söyledi. Genç adam şaşırıp kalmıştı:
-Kadıncağız sizden azıcık bal istedi, vermediniz; şimdi ise bir fıçı bal gönderiyorsunuz!?
Tacir cevap verdi:
-“ Ey genç! O kendi miktarınca ve ihtiyacı kadar ister, ben de kendi miktarımca ve gücüm kadar bağışladım...”
“Allah'ım!...
Bizim ihtiyaç kâselerimiz küçük ve derinliği azdır...
Sen de kendi cömertliğin miktarınca bana, akraba ve dostlarıma, kardeşlerime ve bu küçük kıssayı okuyanlara isteklerinin kat-kat üstünde bağışta bulun yâ Rabbi”!...
Amin.... Amin... Amin.
CÂMİ VE TEKKELERDEKİ "HOŞ GÖR YÂ HÛ","BU DA GEÇER YÂ HÛ",
"EDEP YÂ HÛ" VE "HİÇ"
Câmi ve tekkelerdeki "Hoş gör ya Hû" "bu da geçer ya Hû",
"Edep ya Hû" ve "Hiç İfadeleri, ne hikmetli ikaz levhalarıdır.
-"hoş gör yâ hû";"Hiçbir mahlûkatı incitme!
Hiçbir mahlûkattan da incinme! " talimatıdır.
Diğer bir manada; "Sebeplere takılıp kalma, asıl müsebbibin, yani Cenâb-ı Hakk’ın takdirine dikkat kesil; murâd-ı ilâhiye râzı ol! " telkinidir.
Fakat bu hoş görme, Rabbin affıyla hoş gördüğü şeyler hakkındadır. Yoksa Cenâb-ı Hakk’ın gazabını celbeden şeyleri hoş görmek değildir.
-"bu da geçer yâ hû " ifadesi, kula şöyle seslenir:
"Ey insan! Sana gelen gamlar ve sürurlar, senin gönül hanende bir misafirdir. Sakın onların daimî olduğunu zannedip ümitsiz olma! Gelen fâni gamlara üzülme, çünkü onlar gidicidir. Fânî sürurlara da fazla kapılma; zira onların da bekası yoktur. ".