REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Unutma; güvenine layık olmayan, sevgine de layık değildir.
Güven, sevgiden önce gelir...
Güvenmeden sevmek, dost olmak; üç günlüktür. Güvenerek sevmek, dost olmak; ömürlük… Güvenmeden sevmek, pişmanlıktır.
Kimi seveceğini, kime güveneceğini bilmemek de ahmaklık.
Çünkü bütün büyük hataların başı, budur.
İnsan; yolunu, kendini, kimliğini ve değerlerini bundan dolayı kaybeder.
Akıllı insan; sevgisini, değerini ve güvenini ancak bunlara layık olana verir.
Bir insana güvenmek için, o insanın "gerçek değerlerini" bilmelisin...
Çünkü insanların, bir gerçek değerleri, bir de "sözde, sahte değerleri" vardır.
Sözde; herkes dürüsttür, adildir, anlayışlıdır, cömerttir, yardımseverdir, tutarlıdır, ahlaklıdır.
İnsanın gerçek değerlerini; sözü değil, davranışı gösterir.
Çaplı dostlarla birlikte olmak, insanı çoğaltır, artırır, geliştirir ve yeni ufuklar açar...
Huzur bulursun onlarla...
Çapsız insanlarla birlikte olmak da, insanı zihinsel olarak çoraklaştırır, ufkunu daraltır, O insanların ilgi alanları, basitleşir, düşünceleri, sığlaşır, gündemi, magazinleşir; konuşmaları, dedikodu seviyesine iner, duyguları Harap olur eskir ve hayatının anlam düzeyi düşer...
Onun için, bizi soylu ve onurlu duygu ve düşüncelerle tanıştıracak, çaplı dostlar arayıp bulmalı.!!!!!
Seni ihtiyacı kadar seven kimsenin dostluğundan sakın. Çünkü onun ihtiyacı bitince, egosunu tatmin edince; sevgisi de, dostluğu da biter.
Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişen karakter yoksunları işte bunlardır.
Nasıl bir insan olmak istiyorsan, o kalitede ve özellikte insanla dost ol.
Çünkü arifle oturan, arif kalkar.
Cahille oturan, cahil kalkar
Son söz; “Bazı insanlar, bazı insanlara şifadır.
Allah şifanızı versin. (alıntı)
. ― "İKİ BARDAK SU"
― Çok eski zamanda, bir hükümdar varmış. Zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş.
― Hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış.
― Hükümdarın yaşamında en çok güvendiği, tek akıl hocası bir bilge kişiymiş.
― Günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken hükümdar şöyle bir soru sormuş :
― "Sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın.
― İnsanlar,
― İster hükümdar denli güçlü,
― İster savaşçılar denli onurlu olsun ayağına kapanır ağzından çıkacak bir sözü beklerler."
― Şimdi senin gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim,
― "Benim hükümdarlığım ve servetim hakkında ne düşünüyorsun ?"
― Bilge bu soru karşısında hükümdarın gözlerine bakarak şu sözlere söylemiş :
― "Diyelim ki hükümdarım, kızgın ve uçsuz bir çöldesiniz.
― Ölmemek için,
― Size uzatacağım bir bardak suya servetinizin yarısını verir miydiniz ?"
― "Verirdim tabii."
― "Zaman geçti diyelim susuzluğunuz arttı,
― Size uzatacağım bir sonraki bardağa servetinizin öteki yarısını da verirmiydiniz ?"
― Hükümdar biraz düşünür ve ardından,
― "Ölmemek için evet" der.
― Bunun üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söylemiş :
― "Madem öyle,
― O zaman övünmeyin fazlaca.
― Çünkü haşmetlim,
― Sizin servetiniz yalnızca;
― İki bardak sudur."
― Duamız şudur ki;
― "Rabbimiz!
― Bizi,
― Dünya malıyla oyalanıp seni unutanlardan eyleme."
― Amin !.