Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

NİYETTE SADIK OLANIN MÜKÂFATI
Arabîlerden bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi Veselleme geldi. İman edip ona tâbî oldu. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme: “Sizinle hicret etmek istiyorum!” dedi. Efendimiz de onu Ashabdan birisine havale ve emanet etti. Daha sonraları bir savaş oldu. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bu savaşta bir miktar ganimet ele geçirdi ve onu savaşa katılanlar arasında taksim etti. Bir miktar da ona ayırdı ve payını kendisine vermesi için Ashabtan birisine teslim etti. Çünkü o, askerin gerisinden geliyor, yolda düşen ve kalanları gözetiyordu. Orduya yetişince ganimet payını kendisine verdiler.
– Bu nedir? diye sordu. Oradakiler:
– Ganimet payı, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem senin için ayırdı, dediler. Adam payını eline alarak Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme geldi ve:
– Bu nedir, yâ Rasulallah? diye sordu. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:
– Senin için ayırdım! Buyurdu. Adam:
– Ben sana böyle dünya malı için iman edip tâbî olmadım. Fakat ben sadece seninle cihad ederken şu boğazıma bir ok atılıp saplansın ve öylece ölüp Cennet’e gideyim diye tâbî oldum! Dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem de:
– Eğer Allah’a karşı (bu niyetinde) sadıksan, O seni tasdik eder, yalancı çıkarmaz, buyurdu.
Biraz sonra, düşmanla tekrar savaşa girildi. Savaştan sonra adam elde taşınarak Rasulullah Sallallahu aleyhi veselleme getirildi. Hakikaten tam işaret ettiği yerinden boğazına bir ok saplanmış ve şehîd düşmüştü. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem onu görünce:
– Bu o adam mıdır? Diye sordu:
– Evet, dediler. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:
– Allah’a karşı sadık oldu, Allah da onu doğru çıkardı! Buyurdu.
Sonra onu kendi cübbesiyle kefenledi, ön tarafa koydu, üzerine namaz kıldı. Namaz kılarken dua esnasında şu niyazı işitiliyordu: “Allah’ım! Bu senin kulundur. Senin yolunda hicret edip, şehit oldu. Ben de bunun şâhidiyim.” (Nesâî)
EZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Anlatıldığına göre, İbn-i Abbas radıyallahu anhu bir gün sahabelerle otururken, ezan okunmaya başladı. İbn-i Abbas radıyallahu anhu öyle şiddetli ağlamaya başladı ki, cübbesi sanki su dökülmüş gibi ıslandı. Bunu gören diğer sahabeler de ağlamaya başladılar. İbn-i Ali radıyallahu anhu ona dedi ki:
Ey Resulullah’ın amcasının oğlu, niçin böyle ağlıyorsun? Biz sen ağlıyorsun diye ağlıyoruz. İbn-i Abbas radıyallahu anhu dedi ki:
Müezzinin ne dediğini biliyor musunuz? Sahabe-i Kiram:
– Müezzinin ne dediğini bize söyle, ey İbn-i Abbas! Dediler. İbn-i Abbas radıyallahu anhu şöyle buyurdu:
Müezzin “Allahu Ekber’ dediği zaman; ‘Ey meşgul olan insanlar! Uğraştığınız işleri bırakın ve ezana dönün ve sizin için en hayırlı olan namaza gelin.’
‘Eşhedu en lâ ilâhe illallah’ dediği zaman: ”Gökleri, yeri ve onların içerisinde bulunan melekleri, size haber verdiğime şahit tuttum.’
‘Eşhedu enne Muhammeden Resulullah’ dediği zaman: ‘Bütün Peygamberleri ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemi size, günde beş sefer haber verdiğime şahit tuttum.’
‘Hayya ale’s-salah’ dediği zaman; ‘Allah-u Zülcelal bu dini ve namazı, sizin üzerinize kaim etti Öyle ise bu dinin ve namazın gereklerini yerine getirin.’
‘Hayya ale’l-felâh’ dediği zaman; “Allah-u Zülcelal’in rahmetine girin ve hidayet hazinesinden payınıza düşeni alın.’
Son olarak, “Allahu Ekber’, dediği zaman; “Namaz olmadan yapılan işler haramdır.’
‘Lâ ilahe illallah’ dediği zaman; “Bu emanet, yedi kat yerin ve yedi kat göğün emanetidir. İster yerine getir, ister yerine getirme’ demektedir.

Yazarın Diğer Yazıları