Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

DAĞDAN VE ATEŞTEN DAHA GÜÇLÜ SADAKA
Allah’u Teâla yeri yarattığı zaman yer hareket edip duruyordu. Bunun üzerine dağları yarattı. Dağları yeryüzüne oturtunca, yer karar buldu. Melekler dağların şiddetine hayret ettiler:
-Ey Rabbimiz, yarattıklarının arasında dağlardan daha kuvvetli olanı var mı? Diye sordular.Allah cc da:
-Evet, demir diye cevap verdi. Melekler bu defa:
–Ey Rabbimiz, yarattıklarının içinde demirden daha kuvvetli olanı var mı?
Dediler. Allah’u Teâla:
-Evet, ateş buyurdu. Bunun üzerine melekler:
-Ey Rabbimiz, yarattıklarının arasında ateşten daha kuvvetlisi var mı? Dediler. Allah’u Teala:
-Evet, rüzgar buyurdu. Melekler bu defa:
-Ey Rabbimiz, yarattıklarının arasında rüzgârdan daha kuvvetli olanı var mı? Diye sordular.
Allah’u Teâla da buna cevap olarak şöyle buyurdu:
-Evet var, sağ eli ile sadaka verirken bunu sol elinden gizleyerek veren Âdemoğlu daha kuvvetlidir.
(Tirmizi)
SOFRANIN ADABI
Hastalanan beyini bir an olsun dahi yalnız bırakmayıp başından ayrılmayan ihtiyar kadın beyini kaybettikten sonra oğlunun evine yerleşir.
İhtiyar kadın bir gün usulca odasından çıktı. Salondan torunu ile gelinin sesleri geliyordu:
– Oğlum, sofra hazır, çorbanı koydum; haydi gel de soğutmadan ye!..
Salonun en kuytu yerine geçti, yerde kendine ait eski evinden getirdiği minderin üzerine oturdu. Çocuk, babaannesini görünce:
– Baba anneciğim, gel beraber yiyelim!.. dedi.
İhtiyar kadın manidar bir şekilde iç çektikten sonra:
“- Evin erkeği gelmeden akşam sofrasına oturulmaz.
Hele babanız gelsin, beraberce yeriz inşallah!” dedi.
Evin gelini:
– Aman anneciğim, eskidenmiş onlar!..
Şimdi acıkan yemek sofrasına oturur, o da gelince yer.” dedi. İhtiyar kadın:
– Kızım, nasıl insanların bir edebi, hayâsı, iffeti varsa, evlerin de iffeti ve edebi vardır.
Torunu dayanamayarak alaycı bir tavırla söze karıştı:
-Yaa babaanne, neymiş bu evlerin iffeti… Anlat bakalım, merak ettim!.. Dedi.
İhtiyar kadın söze başladı:
– Biz küçükken annelerimizden önce babalarımızın karşısında edepli oturmayı öğrenirdik. Evde babamız, annemiz varken ayağımız uzatıp oturmaz, büyüklerimiz konuşurken söz hakkı verilmedikçe söze dâhil olmazdık. Büyüklerimiz odaya girdiğinde hemen toparlanır, kalkıp onlara oturmaları için yer verirdik. Aslâ babamız sofraya oturmadan sofraya el uzatmazdık.
Babamız gelir, «Besmele» çeker, «Haydi buyurun.» derdi. Huzurla hepimiz başlardık yemeğe… Sonunda da sofra duasını kardeşlerimiz aramızda sıra ile okurduk.
Hiç ailece yenen yemek kadar lezzetli yemek olur mu? Bu sofranın edebidir, yavrum!..

Yazarın Diğer Yazıları