REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Evin bir edebi daha vardır ki, en önemlisi de budur herhalde… Evin içinde yaşananlar, asla dışarıda anlatılmaz; yenenler, içilenler, muhabbetleşmeler, kavgalar… Bu da evin iffetinden sayılır ve hiç kimseye anlatılmazdı. Bu yüzden problemler ev içinde kolaylıkla çözülürdü. Zaten Peygamberimiz de özellikle karı-koca arasında olanların etrafa yayılmasının ne büyük bir günah olduğunu hep hadislerinde anlatıyor, değil mi Leylağım!..” dedi gelinine… Leylâ mahcup bir şekilde:
“- Evet anneciğim.” diyebildi.
Torunu: “- Baba anneciğim, şimdi facebook diye bir şey var; insanlar gittikleri lokantalarda yedikleri şeylerin fotoğrafını bile çekip binlerce kişiye gösteriyorlar!.
“- Aayy ne ayıp… İnsan hiç yediğini söyler mi?”
“- Âh anneciğim, her hâllerinin fotoğrafları var. Gezdikleri yerlerin, yedikleri yiyecek-içeceklerin, aldıkları eşya ve kıyafetlerin, hatta beylerinin aldığı çiçekleri üzerinde yazdıkları notlarla paylaşıyor insanlar…”
“- Yavrum, sen neler diyorsun? Kıyamet koptu kopacak desene… Evler çırılçıplak kaldı desene…” dedi gözyaşları içinde anlatmaya devam etti:
– Biz beylerimizle yan yana yürümeye ar edinirdik; dul kalanlar var, evlenemeyenler var. Onların gönül yaralarına tuz basmayalım diye, beylerimizin bir adım gerisinden yürürdük… Şimdi kavgalar ortada, sevmeler ortada… Tabiî ki, hiç mahremiyet kalmayınca samimiyet de kalmıyor. Evin bereketi, büyüklere saygıdadır. Evin iffeti, örtülen perdedir. Sevginin iffeti, gizliliktedir. Gözün iffeti, göz kapaklarındadır. Bedenin iffeti, tesettürdedir. Utanma, hayâ, imandan bir şûbedir. Bakın size, benim annemin anlattığı bir hikâyeyi anlatayım. Hikâye dedimse, adı hikâye… Aslında bir hadîs, hadîs-i kudsî hem de… Yani mânâsını Allah’ın Peygamber Efendimize haber verdiği, sözlerini ise Peygamberimizin kendi sözleriyle ifade ettiği bir hadis…
Bu Hadis-i kudsîye göre:
“Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâm’ı yarattığı vakit Cebrail aleyhisselâm ona üç hediye getirdi: İlim, hayâ, akıl. Ona dedi ki: «Ya Âdem!.. Bunlardan dilediğini seç!..» Âdem aleyhisselâm aklı tercih etti. Cibril aleyhisselâm hayâ ve ilme, makamlarına dönmelerini emretti. Hayâ ve ilim dediler ki:
“- Biz, âlem-i ervahta (ruhlar âleminde) hep beraber idik. Birbirimizden aslâ ayrılmayız. Ruhlar cesetlere girdikten sonra da aynı şekildedir. Ve akıl nerede olursa, biz ona tâbî oluruz. Cibril aleyhisselâm da öyle ise yerlerinize yerleşin!..” diye emretmekle akıl dimağda, ilim kalpte, hayâ da gözde yerleşti.”
İşte bu Hadis-i kutside de anlatıldığı gibi, hayânın makamı gözdür. Bu yüzden hem gözümüzü korumak önemlidir, hem de göze hitap eden şeyleri kontrol altında tutmak..
Gelini:
“- Haklısın anneciğim, biz iffetimizi kaybettikçe buhranlarımız arttı.” dedi.
Torunu kaşığı sessizce bırakıp:
– Ben babam gelince yemeğe başlayacağım, anneciğim!” dedi.
Babaanne de söylediklerinin evlatları üzerindeki tesirini görünce sessiz bir şekilde Allah’a hamd etti