REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Hz. Ayşe’nin anlattığına göre Mekke’de ticâretle meşgul olan bir yahûdî, Resûlullâh’ın doğduğu gece, Allah Resul’ünün dünyayı teşrifinin alâmeti olan yıldızın doğduğunu görmüş, Kureyş meclislerinden birine giderek:
“−Ey Kureyşliler! İçinizde bu gece çocuğu doğan var mı?” diye sormuştu.
“−Vallâhi bilmiyoruz!” denilmesi üzerine Yahudi:
“−Ey Kureyş cemaati! Size söylediğim şeyi iyi belleyiniz! Bu gece ahir zaman ümmetinin peygamberi doğmuştur. Onun iki kürek kemiği arasında, üzerinde tüyler bulunan siyah sarı karışımı bir ben vardır.” dedi.
Meclistekiler, Yahudi’nin söylediklerine hayret ederek dağıldılar. Evlerine varınca Yahudi’nin sözlerini ailelerine anlattılar. Bir kısmının ailesi:
“−Abdullah’ın bir oğlu doğdu. O’na Muhammed ismini verdiler!” dedi. Bunun üzerine onlar Yahudi’nin evine gidip:
“−Mekke’de bir çocuk doğmuş, haberin var mı?” dediler. Yahudi:
“−Ben size haber verdikten sonra mı yoksa önce mi?” diye sordu.
“−Önce doğmuş, ismi de Ahmet!” dediler.
İsteği üzerine onu Hazret-i Âmine’nin evine götürdüler. Hazret-i Âmine mübârek oğlunu onlara gösterdi. Yahûdî, Peygamber Efendimiz ’in sırtındaki nübüvvet mührünü görünce bayıldı. Ayıldığı zaman, kendisine:
“−Ne var, ne oldu?” dediler. Yahudi:
“−Vallahi artık İsrâîloğullarından peygamberlik gitti! Ellerinden Kitap da gitti! Son peygamberin, İsrâîloğullarını öldüreceği ve din adamlarının itibarını düşüreceği yazılıdır. Araplar nübüvvetle büyük bir izzet ve şerefe erecekler. Ey Kureyş cemaati! Sevininiz, vallahi siz, haberi doğudan batıya kadar ulaşacak bir kuvvete mâlik olacaksınız!” dedi. (İbn-i Sa’d, I, 162-163; Hâkim, II, 657/4177)
Resûlullâh’ın velâdetine bütün Mekke halkı sevinmişti. Hattâ Ebû Leheb, mübârek yeğeninin doğduğunu müjdeleyen cariyesi Süveybe’yi, âzâd ederek mükâfatlandırmıştı. (Halebî, I, 138.)
Bu hâdiseyle alâkalı olarak daha sonra Abbâs (r.a.) şunları anlatır:
Ebû Leheb’i ölümünden bir sene sonra rüyamda gördüm. Kötü bir hâlde idi:
“−Sana nasıl muamele edildi?” diye sordum.
Ebû Leheb: “−Muhammed’in doğumuna sevinerek Süveybe’yi âzâd ettiğim için pazartesi günleri azâbım biraz hafifletilmektedir. O gün başparmağımla işâret parmağım arasındaki şu küçük delikten çıkan su ile serinlemekteyim.” cevabını verdi. (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 277; İbn-i Sa’d, I, 108, 125)(alıntı)