Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

BÂYEZÎD-İ BİSTÂMÎ HAZRETLERİ BUYURUR:
Şu on şey, her mü'minin vazifesidir:
1.Farzları eda, Nafilelere gayret! 
2.Haramlardan ve şüphelilerden kaçınmak!   
3.Allah için tevazu göstermek! 
4.Din kardeşlerine bar olmayıp yâr olmak! 
(yani din kardeşlerine yük olmayıp bilâkis onların yüklerini hafifletmek!)
5.İyi-kötü, herkese karşı dürüst davranmak, nasihat etmek! 
(güzel bir İslâm karakteri sergilemek!)
6.Allah Teâlâ'dan kendisi ve ümmet-i Muhammed için mağfiret talep etmek!

7.Her hususta Allah Teâlâ'nın rızâsını istemek! 
(Cenâb-ı Hak'tan, niyetlerimizi de amellerimizi de rızasıyla te'lif etmesini niyaz etmek!)
8.Öfkeyi, kibri ve haddi aşmayı terk etmek! 
9.Tartışma ve kabalığı bırakıp, 
nâzik ve zarif bir mü'min olmak! 
10.Kendi kendine;
"ölüme hazırlan!" diye nasihat etmek! 
Cenâb-ı Hak! 
Biz âciz kullarını göz açıp kapayıncaya kadar da olsa nefsimizin eline bırakmasın! 
Cümlemizi, ihlâsını koruduğu Salih kullarının arasına lûtf u keremiyle kabul buyursun! 
Kalplerimizi, ihlâs, takva, rıza, muhabbet ve marifet nurlarıyla münevver kılsın!
RÜYADA HÜKÜMDARLIĞA İTİBAR YOK
Bir gün Halife Reşid, Behlül'ü arattırmış. Bir kabristanda boş bir mezar içinde uyur bulmuşlar ve uyandırmışlar kızmış:
«Beni emirlikten indirdiniz.» diye bağırmış.
Hârûn: «Ne emirliği?» diye sormuş:
«Rüyamda kendimi hükümdar olmuş gördüm.» diye cevap vermiş.
«Tahtımda oturmuşum. Bir sürü bendelerim ve vezirler karşımda emrime amade idi. Uyandırmakla beni azletmiş oldunuz.»
Hârûn Reşid gülerek : «Rüyada hükümdarlığa itibar yok...» demiş.
Behlül :
«Benim emirliğimle seninki arasında ne fark var? Ben gözlerimi açınca hayat bulurum, sen gözlerini hayata yumunca emirlikten ebediyen düşersin.» cevabını vermiş.
SAMİMİ NİYET YAPAN  KARŞILIĞINI  GÖRÜR
Arabîlerden bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme geldi. İman edip ona tâbî oldu. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme: “Sizinle hicret etmek istiyorum!” dedi. Efendimiz de onu Ashaptan birisine havale ve emanet etti. Daha sonraları bir savaş oldu. Rasulullah  sallallahu aleyhi vesellem bu savaşta bir miktar ganimet ele geçirdi ve onu savaşa katılanlar arasında taksim etti. Bir miktar da ona ayırdı ve payını kendisine vermesi için Ashaptan birisine teslim etti. Çünkü o, askerin gerisinden geliyor, yolda düşen ve kalanları gözetiyordu. Orduya yetişince ganimet payını kendisine verdiler.
– Bu nedir? Diye sordu. Oradakiler:
– Ganimet payı, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem senin için ayırdı, dediler. Adam payını eline alarak Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme geldi ve:
– Bu nedir, yâ Rasulallah? diye sordu. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:
– Senin için ayırdım! Buyurdu. Adam:
– Ben sana böyle dünya malı için iman edip tâbî olmadım. Fakat ben sadece seninle cihad ederken şu boğazıma bir ok atılıp saplansın ve öylece ölüp Cennet’e gideyim diye tâbî oldum! Dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem de:
– Eğer Allah’a karşı (bu niyetinde) sadıksan, O seni tasdik eder, yalancı çıkarmaz, buyurdu.
Biraz sonra, düşmanla tekrar savaşa girildi. Savaştan sonra adam elde taşınarak Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme getirildi. Hakikaten tam işaret ettiği yerinden boğazına bir ok saplanmış ve şehîd düşmüştü. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem onu görünce:
– Bu o adam mıdır? Diye sordu:
– Evet, dediler. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:
– Allah’a karşı Sadık oldu, Allah da onu doğru çıkardı! Buyurdu.
Sonra onu kendi cübbesiyle kefenledi, ön tarafa koydu, üzerine namaz kıldı. Namaz kılarken dua esnasında şu niyazı işitiliyordu: “Allahım! Bu senin kulundur. Senin yolunda hicret edip, şehid oldu. Ben de bunun şâhidiyim.” (Nesâî)

Yazarın Diğer Yazıları