Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

KABRİSTANDA ON BİR İHLÂS, ON BİR FELAK, ON BİR NÂS SURESİNİ OKUMAK
Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretleri anlatır:
Tâbiînden Hasan-ı Basrî hazretleri bir gün dergâhta otururken ihtiyar bir kadın gelir ve
-Efendi hazretleri, benim bir kızım vardı öldü. Hasretine dayanamıyorum. Bana bir dua öğret de rüyamda görüp hasretimi gidereyim, der. Hasan-ı Basrî hazretleri gerekeni yaptıktan sonra kadın gider. Fakat kadın, ertesi gün gözleri kan çanağı gibi olduğu hâlde ağlayarak tekrar dergâha gelir. Hasan-ı Basrî hazretleri kadına;
-Niçin ağlıyorsun? Diye sorunca kadın;
-Kızımı rüyada gördüm, ama üzerine katrandan bir elbise giydirmişler cayır cayır yanıyor, cevabını verir. Hasan-ı Basrî hazretleri ve yanında bulunanlar kendi sonlarının nasıl olacağını düşünerek ağlaşmaya başlarlar.
Aradan bir müddet geçtikten sonra Hasan-ı Basrî hazretleri, rüyasında kendinin vefat ettiğini ve cennete girdiğini görür. Cennette gezerken muhteşem bir köşk ve önünde bir kadın görür.
O kadına; -Yavrum sen hangi peygamberin hanımı veya kızısın? Diye sorar.
Kadın; -Efendim ben, bir peygamberin hanımı veya kızı değilim. Geçen gün size gelip de sizden rüyasında kızını görmek isteyen kadının kızıyım, cevabını verir.
Hasan-ı Basrî hazretleri; -Kızım annen senin Cehennemde yandığını söylemişti. Hâlbuki sen yüksek makamlardasın. Bu makama nasıl ulaştın? Diye sorar.
Kadın; -Efendim biz kabir hayatında beş yüz elli kişi azap görüyorduk. Bir mümin kabristana gelip on bir İhlâs, on bir Felak, on bir Nâs suresini okudu. Kabristanda yatan müminlerin ruhlarına bağışladı.
Allahü teâlâ bize azap eden meleğe; “Benim ayetlerim ve adım hürmetine burada bulunan ve azap görenleri affettim. Onlara azap etmeyin ve birer makam verin” buyurdu. Onun için bu makama geldim cevabını verir…”
Netice olarak, ölen yakınlarımızı seviyorsak, onları üzecek kötü amellerden sakınmamız ve onlara dua etmemiz, sadaka vererek, hayır, hasenat yaparak imdatlarına koşmamız lazımdır
ESAS BEN HASTA İMİŞİM
Bir zaman Cüneyd-i Bağdâdî’nin gözlerinde ağrı meydana geldi. Tabip çağırdılar, gelen tabip, Hristiyan idi. Muayene edip;
“Gözlerinize su değdirmeyeceksiniz.” dedi.
Cüneyd-i Bağdâdî;
“Su değdirmesem nasıl abdest alırım?” deyince, tabip;
“Gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz.” dedi.
Cüneyd-i Bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra bir miktar uyudu. Uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı. O anda duyduğu ses;
“Yâ Cüneyd! Sen bizim için gözlerini feda ettiğin için, biz de senden o ağrıyı aldık.” diyordu.
Bir zaman sonra Hristiyan tabip tekrar geldi. Baktı ki gözleri tamamen iyi olmuş. Hayret edip;
”Nasıl yaptın da iyi oldu?” dedi.
Cüneyd-i Bağdâdî olanları anlatınca, Cüneyd-i Bağdâdî’nin elini öpüp iman etti ve
“Esas ağrıyan göz sizinki değil benim gözlerim imiş. Hakikatleri göremeyen ben imişim” dedi.

Yazarın Diğer Yazıları