Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

EMANET FARE
Yusuf adında gezgin bir zât, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin İsm-i Azamı bildiğini öğrenince, Mısır’a gitti. Huzuruna varınca, önceleri iltifat görmedi. Sonra huzura kabul edildi ve Zünnûn-i Mısrî hazretlerine bir sene hizmet etti. Bir gün ona; - Ey Üstat, sana bir sene hizmet ettim, artık hakkımı vermen gerekir. Senin İsm-i Azamı bildiğini söylediler. Onu, benden iyi emanet edeceğin bir başka kimse olmayacağını bilirsin, dedi. Sükût etti. Ona cevap vermedi. Altı ay sonra bir tabağa konmuş ve bir mendile sarılmış bir şey çıkardı. Ona;
- Fustat ’ta bulunan falan dostumuzu bilirsin değil mi?” diye sorunca;
- Evet,  dedi. Zünnûn hazretleri ona;
- İşte bunu ona götür. Dedi. O da sarılı tabağı aldı, giderken;
- Zünnûn-i Mısrî gibi bir zât hediye gönderiyor. Acaba nedir, ne kadar kıymetlidir? Diye düşündü. Merakını yenemeyerek tabağı açtı. İçinden bir fare fırladı ve kaçıp kayboldu. Bu duruma kızarak, Zünnûn-i Mısrî’nin yanına geldi.
Zünnûn-i Mısrî ona; - Biz seni denedik. Sana bir fare emanet ettik, ona hıyanet ettin. Hiç sana İsmi-i Azamı güvenip teslim edebilir miyim? Dedi
ÇOCUK TERBİYESİ ÖLÇÜLERİ
Feyizli bir ortamda inkişaf etmeleri için, yedirilen lokmaların "helâl" liğine dikkat edilmelidir! 
Çocuklar, konuşmadan davranışlara kadar sürekli olarak büyükleri taklit ede ede büyürler! Bunun için onlara "örnek olacak davranış" güzellikleri sergilenmelidir! 
Çocukların davranışları onlara hissettirmeden daima "kontrol" edilmelidir!
Özellikle göz önünde yapamadıkları kabahatleri gizli ve tenha yerlerde işlemelerine meydan verilmemelidir! Çocukların güzel işleri "takdir" edilip mükâfatlandırılmalı, hataları ise görmezden gelinmemelidir! Sık sık ceza vererek çocuk arsız hâle getirilmemelidir! 
Kazara tabak-bardak kırdığında azarlamamalıdır, çünkü bu tür hâller bizim de yapabileceğimiz kazalardır! Emir, yasak ve kaideler öğretilirken onların "kavrayabileceği bir şekilde" sebepleri de anlatılarak ikna edilmelidir!
Âdâb-ı muaşeret (davranış usulleri) ve "ahlâk kaideleri" öğretilmeli, bilhassa varlıklı aileler, çocuklarının, akranlarına kaba ve kibirli davranmalarına mâni olmalıdırlar!
Çocukların meşru sınırlar dâhilinde "çocukluklarını yaşamalarına" imkân tanınmalıdır!
Kendilerine Cenâb-ı Hakk’ın nimetleri hatırlatılıp "hamd ve şükre alıştırılmalıdır! 
Daha küçük yaşlarda iken” ibadet ve hizmete alıştırılmalı" ibadet mesuliyeti ve hizmetin ehemmiyeti telkin edilmelidir!
Kısacası çocuğumuzun kusursuz olmasını istiyorsak, kusursuz anne-baba olmaya gayret etmeliyiz!

Yazarın Diğer Yazıları