Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

ŞEYH VEFA, ESİR BEY VE KARA KEDİ
Konya’da dünyaya gelen Şeyh Vefa’nın doğum tarihi bilinmemektedir. Babasının adı Ahmed Sadri’dir. Zeyniyye tarikatına mensup olup Fatih Sultan Mehmed Han ve Sultan II.Bâyezid devri şeyhlerindendir. Tasavvuf yoluna girmesi Edirne’de “Debbağlar İmamı” diye meşhur olan Şeyh Musliheddin Halife’ye bağlanmak suretiyle gerçekleşmiştir. Şeyhinin izni ve işareti ile Şeyh Abdüllatif Kudsî’ye bağlanmıştır… Hac görevini ifa etmek amacı ile Konya’dan Antalya’ya geçip bir gemiye binerek Mısır’a doğru yola koyulmuştur. Bindikleri gemi Rodos korsanları tarafından yakalanmış içindekilerle birlikte esir edilmiştir. Bu arada Şeyh Vefa Hazretleri hiçbir harekette bulunmamış ve kaderine rıza göstererek kız kardeşi ile birlikte esirlere katılmıştır. Şeyh Vefâ’nın esir düştüğünü haber alan Karaman Emiri İbrahim Bey Rodos’a adam göndermiş ve fidye vererek Şeyh Vefâ’yı ve kız kardeşini esaretten kurtarmıştır. Bu olaydan sonra İstanbul’a dönen Vefâ Hazretleri halkı irşad ve ibadet ile meşgul olmuştur.
Fatih Sultan Mehmed zamanında İstanbul’a gelmiş ve padişahın büyük yardım ve desteğini görmüştür. Sultan Mehmed Han onun için, daha sonra adına nisbetle “Vefâ” diye anılacak olan semte bir cami ve çifte hamam inşa ettirmiştir.
Şeyh Vefa’nın kedisi ve Esir Bey
Şeyh İbrahim Has Efendi Tezkiret’ül-Has isimli eserinde kaydettiğine göre bir gün Şeyh Vefâ Hazretleri Çilehanesinde ibadet ile meşgul iken komşularından bir kadın yanına gelmiş, “Oğlum Malta’da esirdir, kurtarmanızı rica ederim” demiş. Vefâ Hazretleri “Dua edelim de kurtulsun” cevabını vermiş ise de kadın “Ben dua istemem, oğlumu isterim” diye ısrarını tekrar etmiş. Şeyh Vefâ’nın yanında siyah bir kedi bulunuyormuş. Kediyi göstererek “Söyleyelim de oğlunu şu karakedicik kurtarsın” demiş. Kadın da kabul ederek Şeyh Vefâ’nın yanından ayrılmış. Kadının oğlu Esir Bey Malta Adasında bir Hıristiyanın esaretinde çalışmakta ve onun mutfağında yemekler yapmaktaymış. Bir gün balık pişirecekmiş. Temizleyip hazırladığı zaman orada bir karakedi belirmiş. Balığı hemen kapıp kaçmış. Esir balığı kedinin ağzından kurtarmak için arkasından koşmuş. Kedi kapıyı açık bulduğu bir eve girmiş. Esir kapıyı çalmış ve içeridekilere balığı kapan kedinin bu eve kaçtığını söylemişse de ev sahibi böyle bir kedinin eve gelmediğini söylemiş. Bu sırada bulunduğu yerin Malta değil, Vefâ Mahallesi ve görüştüğü şahsın kendi annesi olduğunu anlamış. Oğul, ana birbirine sarılmışlar ve her ikisi tarafından yaşanan olaylar duyulmuş. Birlikte kalkıp Şeyh Vefâ’nın Çilehanesine gelmişler. Vefâ Hazretlerinin yanındaki kara kediyi gören Esir Bey “İşte ana, balığı kapan kedi şu idi” demiş. Gerek oğlu ve gerek anası bu olayı görünce Şeyh Vefa Hazretlerinin yanından ölünceye kadar ayrılmamışlar ve onun hizmetinde bulunmuşlar. Vaktiyle “Vefa’nın kedisi gibi karşıma çıktı” şeklinde bir sözün pek meşhur olduğu söylenir.
EBU’L VEFA HAZRETLERİNİN OĞLU İLE İMTİHANI
Fatih devrinin büyük âlimlerinden Şeyh Ebu’l Vefa Hazretlerinin oğlu, kötü bir alışkanlık edinmişti. Çivili bir sopa ile evlere su taşıyan sakaların su tulumlarını deliyordu. Sakalar, “Bir din büyüğünün oğludur.” diye bir müddet ses çıkarmadılar; fakat çocuk bu kötü huyundan vazgeçmeyince Ebu’l Vefa’ya çocuğunu şikâyet ettiler. Şeyh, olanları duyunca hayretler içinde kaldı. Nasıl olur da bin bir özenle yetiştirilen, haram lokmadan uzak tutulan bir çocuk böyle bir edepsizliği yapardı?

Yazarın Diğer Yazıları