Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

HÜDHÜD KUŞU'nun  HZ SÜLEYMAN'A TAVSİYESİ
Hem peygamber, hem Sultan olan ve bütün canlı varlıkların dilinden anlayan Süleyman Aleyhisselâm'a Allah tarafından bir melek gelip:
— Ya Süleyman! Bu su sana Allah tarafından gönderildi. Eğer bu hayat suyundan içersen, kıyamete kadar yaşayacaksın. İçmezsen ecelin geldiği zaman öleceksin. Hangisini tercih edersin? dedi.
Süleyman Aleyhisselâm cevap vermek için melekten biraz mühlet istedi. Melek Hazreti Süleyman'ın isteğini kabul edip gitti.
Süleyman Aleyhisselâm bu meseleyi danışmak için bütün canlılardan heyetler toplayıp hepsinin fikrini sordu. Bütün canlı varlıklar, Hayat Suyundan içmesini ve kıyamete kadar yaşamasını tavsiye ettiler.
Onlar:
— Eğer bu suyu içer de kıyamete kadar yaşarsan, Allah için daha çok amel işlersin ve daha çok sevap kazanırsın, diyorlardı.
Hazreti Süleyman, hayvanların içinden gelip gelmeyen var mı, diye iyice bir kontrol ettiğinde Hüdhüd kuşunun gelmediğini fark edip:
— Onlardan da bir heyet gelsin!, diye emir verdi.
Biraz sonra Hüdhüd kuşu da Süleyman Aleyhisselâmın huzuruna geldi. Mesele ona da sorulduğu zaman Hüdhüd şöyle cevap verdi:
— Benim fikrime kalırsa içmemen ve zamanı gelince ölmen daha hayırlıdır. İçersen kıyamete kadar yaşayacaksın ama senin sevdiklerin hep ölecekler ve sen kıyamete kadar onların acısını içinde hissedeceksin. İyisi mi, içmeyip ölmek ve Allah'ın ahirette hazırladığı nimetine daha kısa bir zamanda kavuşmak daha iyidir, dedi.
Süleyman Aleyhisselâmın bu fikir daha hoşuna gitmişti. Melek tekrar geldiğinde, içmek istemediğini ve zamanı geldiğinde Ölmeyi tercih ettiğini bildirdi.
SABRIN SONU SELAMET~
Demir parmaklıkların arasından yeni dönem padişahının ay gibi yüzü parlak kızını görünce öylesine derin bir "ah" çekmişti ki Ferman. Olduğu yere çöküp kaderine yanarken, ömür boyu zindandan çıkamayacak olmanın ıstırabını çekiyordu beklide. Zindanın en eski mahkûmlarından Ursale adamın yakınmasına dayanamamış ve böylesine yakınmasının sebebini sormuştu. Bir kere görüp sevdalandığı prensesi ve ona asla ulaşamayacağı gerçeğini anlattığında "Sabır ve tevekkülle dağlar yerinden oynar. Sen kalpten dua et ve sabret. Elbet sabrın sonu selamettir" karşılığını almıştı. Ve gecelerce süren ibadetlerine başlamıştı Ferman. Günlerini bu şekilde geçirirken zindana yaşlı biri atıldı ve hekim olduğunu öğrendiği bu adamla zamanla iyi bir dostluk kurup, birçok hastalığın çaresini öğrendi Ferman. İbadetlerine de devam etmekteydi fakat prensese kavuşma hayalini de neredeyse unutmaya yüz tutmuştu. Yaşlı hekim kısa bir zaman sonra zindanda ölmüş, fakat tüm hünerini de bu adama öğreterek hayata yummuştu gözlerini. O günlerde ise ülke ayağa kalkmış ve padişah ın derin hastalığı ülkenin dört bir yanına duyulmuştu tellallarla. Bu haber zindanda da duyulmuştu elbet. Hiçbir hekimin padişah ın hastalığına çare bulamadığında duymuştu elbette Ferman. Bir gün padişah ın kızı telaşla açtırmış zindanın kapılarını. Hekim Nıkela yı aradığını söyleyip, zindanda öldüğü gerçeği de öğrendiğinde büyük bir umutsuzlukla ağlamaya başlamış oracıkta. Zira babasını iyi edecek tek hekimin Nikela olduğu söylenmiştir prensese. "Babamı sağlığına kavuşturacak adam ın hizmetkârı olmaya dahi razıyım “diye feryat eden kızın elini tutup kaldıran Fermandan başkası olmamıştı. Babasının iyileşmesine vesile olacak her hüneri Nikela dan öğrendiğini söylediğinde ise prenses umutla bakmıştı gözlerine. Ferman o anda Ursalenin sözlerini hatırladı. Sabrın sonu selamet olmuş. Sabır ve tevekkülle zindandan çıkmakla kalmayıp hayaline de kavuşmuştu.

Yazarın Diğer Yazıları