Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

BEN “DÜNYADA AHDE VEFA KALMAMIŞ” DEDİRTMEM!
Hazreti Ömer Radıyllahü Anh'ın hilafeti döneminde, Hz. Ömer Ashabı Kiram ile beraber bir meclisle oturuyorlarken, karşıdan üç kişinin gelmekte olduğunu gördüler. Bu gelen kimseler bir delikanlıyı yakalayıp ellerinden sıkıca tutmuşlar ve belli ki Halifenin huzuruna çıkarmak üzere getiriyordu. Bütün sahabenin dikkatli bakışları arasında bu üç kişi yakaladıkları gençle berber gelip Hz. Ömer'in huzurunda durdular. Hz. Ömer Radıyallahü Anh sordu:
Söyleyin bakalım derdiniz nedir?! Bu delikanlının ne suçu var da, böyle sıkıca tutup buraya getirdiniz?! Bu üç delikanlıdan biri söz alıp meseleyi anlatmaya başladı:
Ya Emirel Müminin! Bu genç bizim babamızı öldürdü. Biz de adli ilahinin tatbik edilmesi için huzurunuza geldik. Babamızın bir suçu olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü babamız etrafta sevilip sayılan, hatırı olan bir kimseydi. Şimdi bunun için ne yapmak lazım geliyorsa onun yapılmasını sizden istiyoruz.
Peygamber Efendimizin ikinci halifesi, adalet güneşi Hazreti Ömer o gence: Bunların dediklerini duydun. Söylenenler doğru mu? Eğer doğruysa senin söyleyeceklerin nelerdir?! dedi
O genç bu söylenenlere itiraz etmedi. Bunların doğru söylediklerini ancak kendisinin de bazı söyleyecekleri olduğunu belirterek, izin aldıktan sonra konuşmaya başladı:
Ya Emirel Müminin! Ben bir köylüyüm, Peygamberimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın ‘Benim kabrimi ziyaret eden beni ziyaret etmiş gibidir.' buyurduğu üzere, buraya Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın kabri şerifini ziyaret etmeye geldim. Medine civarına geldiğimde abdest tazelemem icabetti. Binitimden indim ve müsait bulduğum bir hurmalık yakınında, abdest tazelemek için meşgul olurken, baktım ki atım hurma dallarına uzanmış; yemeye çalışırken ağacın dallarını kırıyor ve zarara sebebiyet veriyor. Buna mani olmak için derhal atımın olduğu tarafa koştum. İşte o anda karşıdan yaşlı bir adam bana karşı bağırarak geldi, iyice yaklaştıktan sonra hiçbir şey demeden ve sormadan, bir şey söylememe fırsat bulamadan, elindeki büyükçe taşı atıma hızla vurdu ve takdiriilâhî at düşüp öldü. Atımı çok severdim, ondan başka da binitim yoktu ve o yaşlı adam atımı bir hiç uğruna öldürmüştü. Dayanamadım, ben de onun ata vurduğu taşı alıp kendisine fırlattım. Fakat bir de baktım ki, takdiriilâhî adamcağızın eceli gelmiş olacak ki o da öldü. Tabii ki bu duruma çok üzüldüm. Azıcık bir öfke sebebiyle bir adamın ölümüne sebep olmuştum, Hemen bu yaşlı adamın kim olduğunu araştırdım, ailesini buldum çocuklarına durumu uygun bir dille anlattım. İşte durum bundan ibaret Ey Halifei Müminin!
Ben şayet o anda kaçmak isteseydim, kolayca kaçardım; ama ben Allah'a ve ahiret gününe inanmış bir kimseyim. Cezam ne ise onu dünyada çekmeye razıyım, ilâhi adalet ne ise tatbik edilsin ve hak yerini bulsun.

Yazarın Diğer Yazıları