Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

“KADINLARA KARŞI İYİ DAVRANIN”
Buhârî’nin nakline göre Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Kadınlara iyilikle muamele edin, zîrâ kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri kısmı üst tarafıdır. Onu düzeltmeye çalışırsan kırılır, kendi hâline terk edersen, devamlı eğri kalır. O hâlde kadınlara karşı iyi davranın.” (Buhârî, Enbiyâ, 1) buyurmuştur.
KADINLARDA DUYGU DÜNYASININ ZENGİNLİĞİNİN SEBEBİ
Cenâb-ı Hak, kadını duygu bakımından erkeğe göre daha zengin yaratmıştır. Âyet-i kerîmede çocuğun yaratılışının başlangıcı beyan edilirken, erkekten gelen kısmın “sulb: bel kemiği” civarından, kadından gelen kısmın ise “terâib: kalbin yakınında bulunan ve bir his merkezi olan göğüs kemikleri” arasından çıktığı bildirilmektedir. Bu, kadının zengin bir hissiyat dünyasına sâhip olduğuna işaret etmektedir. Bu duygu ve his zenginliği, kadına Allah’ın yüklediği bir temel vazifenin icabıdır ki o da, neslin muhafazası ve terbiyesidir. Bu sebeple onlara iyi davranılmalıdır. Baba, evlâda anne gibi bakamaz; altını değiştiremez, onun için uykusunu terk edemez. Evlat sele kapılsa anne arkasından kendisini feda ettiği hâlde, erkek bunu yapamaz. Anne devamlı evlâdının çilesi, kaygısı ve muhabbeti içinde yaşar. Onu dokuz ay karnında, iki yıl kucağında, bir ömür boyu ise kalbinde taşır. Evlat yemese, içmese annenin huzuru kaçar. O ağlarsa anne de ağlar. Bu sebeple anne hakkı ödenemez.
Cenâb-ı Hak, Havvâ anamızı yarattıktan sonra şöyle buyurdu:
وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هـذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ
“Ey Âdem! Sen ve zevcen, cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin! Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zâlimlerden olursunuz.” (el-A’râf, 19) Böylece eşref-i mahlûkat olan insanın hayat ve imtihan macerası başlamış oldu.
ÖLMEYİ İSTEYEN SAHABİYE PEYGAMBERİMİZİN CEVABI!
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yanı başında olan ve cennetle müjdelenen sahâbîlerden biri ölmeyi istediğini ifade edince Efendimiz de ona “hayatının uzun ve yaptıklarının iyi olması senin için daha hayırlıdır” diye dua ve niyazda bulunuyor. Bu uyarı bize uzun bir ömrün mü ‘mine verilmiş iyi bir fırsat olduğunu göstermektedir. Dertli ve çileli de olsa, uzun bir ömür sürmek kulun lehinedir. “Ne yapayım, Allah’tan geldi” diyerek başa gelen sıkıntılara katlanan, öte yandan ibadet ve tââtını elinden geldiği kadar yapmaya çalışan bir kimse Allah’ın rızasını kazanabilir. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Başa gelen bir sıkıntı sebebiyle hiçbiriniz ölmeyi istemesin. Eğer ölümü istemek zorunda kalırsa şöyle desin: Allah’ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece hayat ver. Ölmek benim için daha hayırlı olduğu zaman canımı al!” [1]
(Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları)
İMAM-İ AZAM HAZRETLERİNİN VERAİ.
İmam -i Azam Ebu Hanife ( radiyallahu anh) Hazretleri Kufe’de yaşar, geçimini ticarete kazanırdı. Bir defasında Basra’dan bir tüccar ile ortaklık yaptı. Ebu Hanife Hz leri ona Küfe’den yetmiş adet ipek kumaş gönderdi. Ayrıca gönderdiği kumaşlardan birisinde bir kusur olduğunu ve onu Müşteriye göstermeden satmamasını tembih etti. Ortağı kumaşların tamamını 30 bin dirheme sattı ve parayı Ebu Hanife Hz lerine getirdi. İmami Azam Efendimiz şöyle buyurdu, Kusurlu bir kumaş vardı, onun kusurunu sattığın kişiye söylemiştin değilmiş? Diye sordu. Ortağı ise şöyle söyledi hayır ben onu unuttu, deyince   İmamı Azam efendimizin ra bunun üzerine 30 bin dirhemin tamamını ihtiyaç sahibine sadaka olarak dağıttı. ( Kitabu ,n Nevadir, şihabuddin  kalyubi) Rabbim yaptığımız ticaretin ve yaşam şartlarımızı Kur'an ve sünnet ölçülerine göre yapmamızı ölçümüzün imamlarımız olmasını nasip etsin.

Yazarın Diğer Yazıları