REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
Vah başıma gelen! Demek babam beni boğmak istiyor, demek yine şeytan yol kesiyor? Demek ben de sırf kız olarak dünyaya geldiğim için ölüme mahkûm ediliyorum?
Bir an vicdanım harekete geçti, cehalet sisleri aralandı, akıl yayı oku attı. Onu bıraktım. Başımı iki ellerim arasına alıp düşünceye daldım.
İçimde bir acayip tufan, bir ateş seli. Bu kötü işten vazgeçmeyi murat ediyordum, fakat cehalet timsahı vicdan kuşunu yutuveriyordu. Lanetli İblis de kulağımın dibinde tezgâhını kurmuştu:
Sen, diyordu, ne beceriksiz adamsın! Bu kızı kuyuya atıp helak etmezsen, bir başkasının eline verecek, namusunu çiğneteceksin. O zaman daha mı iyi olacak? Kendine gel, onu buracakta öldür, yüzünün akı ile evine dön!..
Şeytanın fitne davulu beyin zarımı çatlatmış olacak ki, bir canavar gibi kızımın üstüne atıldım. Onu sürükleye sürükleye kuyunun başına getirdim. Kız son bir gayretle çırpınıyor ve:
Ey babam, diyordu, kıyma bana! Benim günahım ne ki, ölüme layık görülüyorum!
Artık ne akıl, ne idrak, ne vicdan çalışmıyordu. Kızımın çığlıkları çöllerde yankılar yapmaktaydı. Nihayet onu tepesi üzerine kuyunun içine atıverdim. Her şeye hayat kaynağı olan su, kızıma ölüm kıskacı oluvermişti. Karanlık su, çığlığıyla beraber kızı da yutuvermişti. Kuyunun dalgaları bir ip gibi kıvrım kıvrım kıvrılarak çocuğu dibe çekti.
Gözleri bulut gibi yaşlar döken sahabe, bir nefes durup yaşlı gözlerini Allah Rasûlünün mübarek yüzüne dikti ve şöyle devam etti.
Ey Allah’ın Rasûlü, ey eşi bulunmaz inci! Daha sonra Allah bize acıdı, bize kendi içimizden bir Peygamber gönderdi. Bizi Nübüvvetle şereflendirdi. Siz de bizi İslam ile iman ile tezyin ettiniz. Ve evvelce işlediğimiz şeylerin ne kadar cahilce olduğunu anladık. Öyle de, vicdanım sızlayıp durmadadır. Yüreği yaralı bir baba, nasıl kederden kurtulur, hüzünden azade olur?
Ey Nebiyyi Ahirzaman! İşte beni devamlı gam seline sürükleyen derdim budur!
Nihayetsiz olan Mülkün Seyyidi ve Kevser Havuzunun Sahibi, bu yürek parçalayan sahneleri yeniden yaşıyormuş gibi titredi ve mübarek gözleri yaşlarla doldu. Mecliste bulunan diğer sahabeler de hıçkırıklarını tutamıyorlardı.
Allah’ın Şerefli Nebisi, ona derin derin baktı “Senin günahın affolmaz” demedi. Şöyle buyurdu:
Eğer cehalet devri günahları bağışlanmasaydı seni de aynı şekilde cezalandırmaktan geri kalmazdım!
O karanlıktan bu aydınlığa eriş, işte Nebiler Sultanının sayesinde oldu. Taş kalpli insanları gözü yaşlı ceylanlar haline getirmek devleti O’na bahşedildi. O’nun muhabbetiyle gönüllerini yakanların sayısı gökteki yıldızların sayısını geçmiştir.
İnsanlık âlemi Peygamberler Peygamberini tanıdığı ve O’na bağlandığı gün kurtulacaktır. Allah-u Zülcelal bize Paygamberimizi (s.a.v) hakkıyla tanımayı ve ona layık ümmet olmayı nasip etsin İnşallah.