REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
AKSIRINCA ELHAMDÜLİLLAH DEYİN.
1- “Sizden biriniz aksırdığı zaman, «elhamdülillah» desin. Kardeşi veya arkadaşı da ona, «yerhamükellah» (Allah sana merhamet etsin!) diye mukâbelede bulunsun. Aksıran ise, «yehdîkümullahu ve yuslihu bâleküm» (Allah sizi hidâyette kılsın ve hâlinizi ıslah etsin), desin!” (Buhârî, Edeb, 126)
2- Nitekim Enes (r.a.) diyor ki, Nebî’nin yanında iki kişi aksırdı. Efendimiz onlardan birine “yerhamükellah” dedi, diğerine ise demedi. Kendisine yerhamükellâh duâsı yapılmayan kişi:
– Yâ Resûlallâh! Filân kimse aksırdı, ona “yerhamükellâh” dediniz; ben aksırdım, benim için bunu söylemediniz, deyince Efendimiz:
“– O kişi «elhamdülillâh» dedi, sen ise bunu söylemedin.” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 127)
3- “Kardeşine üç kez «yerhamukellâh» de, şâyet üçten fazla hapşırırsa artık o nezle olmuş demektir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 92) Diğer
4- Zîrâ Efendimiz aksırırken ağzını bazı kere eliyle, bazen de bir mendille kapatır ve sesini de oldukça kısardı. (Ebû Dâvûd, Edeb, 98)
ÇOK DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN ŞEYLER.
Evinizde çöp biriktirmeyin, çöpler bereketi götürür, düşük enerjili varlıklar çöplerden beslenir, destursuz çöp dökmeye gitmeyin.. Özellikle gebe hanımlar, lohusalıktaki hanımlar çöple fazla uğraşmasınlar.
"Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer."
"G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,"
Yataklarınızı, elbiselerinizi düzenli tutunuz, eşyaların düzenli olması güzeldir. Efendimizin bu konu üzerine tavsiyeleri bulunmakta, düşük enerjili varlıklar dağınıklıktan beslenirler.
“Elbiselerinizi (çıkardığınızda onları güzelce) katlayın... Çünkü, şeytan katlanmış olarak bulduğu bir elbiseyi giymez, fakat katlanmamış/dağınık halde bulduğu bir elbiseyi giyer.” el-Mucemu’l-Evsat
Banyo yaptığınız yerde küçük abdest bozmayın. Banyonun Gusul abdesti alınan yer olduğunu unutmayın. Aklınız karışır, delirme tehlikesi vardır..
“Sizden biriniz banyo yaptığı yere idrar etmesin. Sonra bu idrar ettiği yerden abdest almasın. Vesvesenin çoğu bundan ileri gelir.” Tirmizî
İnsanlar evladlarına bakıcı tutuyorlar, o yavruların manevi kanalları açıktır, onlar melekler ile münasebetteler, onları namazında zikrinde olan, güzel ve iyi niyetler besleyen bakıcılara verin, bu noktada namaz zikir önemlidir,
Evladınızı her önünüze gelene öptürmeyin, her insanın kucağına vermeyin, yazıktır, karşıdaki insanın ruhaniyeti bebeğe aksedebilir. Bu nokta önemlidir.
Bismillâhirrahmanirrahim
Lavabolarınızı logar bağlantılarını mutlaka tıpalarla kapayın. Evin bereketi, huzuru, parası, duyguları oradan logar kanalıyla akar gider.
Klozetlerinizi kapalı tutmayı unutmayın. Tavsiyeye uyduğunuz zaman iç güdüsel olarak ne demek istediğimi anlarsınız. evladlarınızı saatlerce çocuk arabasında gezdirmeyin arada bir kucağınıza alıp onu bu günün deyimiyle auranızla besleyin. Çocuğa yollarda nazar vs ler etki eder zayıf bırakır, onları şifa ayetleriyle besleyin.
Yemeklerinizin üstünü kapak vs kapatın, açıkta kalmasın. Besmelesiz yemek yapmak doğru değildir, yemeklerin kokusundan beslenen varlıklar olduğunu unutmayın.
(Gece yatarken, su kaplarının ağzını ört, yemek kaplarının üstünü ört! Eğer kapayacak bir şey yoksa Besmele çekerek bir çubuğu üstüne koy!) [Müslim]
(Gece kapları kapayın, boş kapları da kapatın veya ters çevirin!) [Buhari]
KİBİR NEDİR
- Bir gün Abdullah b. Amr Resûlullah’ın (s.a.s.) yanına gelerek, “Güzel elbise giymem kibir midir?” diye sorar. Resûlullah, “Hayır.” der. Abdullah bu sefer, “Asil bir deveye binmem kibir midir?” diye sorunca Resûlullah (s.a.s.) yine, “Hayır.” cevabını verir. “Peki,” der Abdullah, “Bir yemek yapsam da insanları davet etsem, yanımda yeseler ve arkamdan yürüseler, bu kibir midir?” Allah Resûlü aynı şekilde, “Hayır.” diye cevaplar. “Öyleyse kibir nedir?” diye sorar Abdullah.
Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: “Kibir, Hakk’ı hafife alman ve insanları küçük görmendir.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, III, 132; İbn Hanbel, II, 170).
Sevgili Peygamberimizin sözlerinden, nimetleri kullanmadaki serbestliği sınırlayan tek şeyin kibir ve israf olduğu görülmektedir. “Kibre düşmeden ve israfa kaçmadan (dilediğinizce) yiyin, sadaka verin ve giyinin!” (Nesâî, Zekât, 66) hadisindeki bu kayıt, şu ayette de güçlü bir şekilde vurgulanır: “Ey Âdemoğulları! Her mescid(e gidişiniz)de güzel elbiselerinizi giyin, yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O (Allah) israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31).
ÇOK YEMEK
Çok yemek, mideyi tıka basa doldurmak demektir. Oburluğa düşmemek için insanlar; yüce Allah, peygamberler, büyük zatlar ve tabipler tarafından uyarılmıştır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de: “Ey âdem oğulları!.. Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” buyrulmuştur. Peygamber Aleyhis-Selamda:
“Birçok hastalığın gerçek sebebi çok yemektir.”
“Âdemoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsan-oğluna belini doğrultacak bir kaç lokma kafidir. Mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır.”
“Her arzu ettiğin şeyi yemek gerçekten israftır” buyurmuştur.
En iyisi ve en güzeli daha istek varken yemekten çekilmektir. Mü’min kimse çok yemez. Ancak hayatını devam ettirecek ve çalışabilecek kadar yer. Kafir dünyaya dalmış ve ahireti unutmuş olduğundan dolayı çokça yer. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de de:
“…Varacakları yer cehennem olduğu halde kâfirler, zevklerine dalar ve hayvanların yediği gibi yerler” buyrulmuştur.
Çok yemek, barsak kurtları, şeker hastalığı, müzmin pankreas rahatsızlığı, bâsur, verem gibi hastalıklar meydana getirir. Ayrıca ishal, şiddetli terleme, kalp hastalıkları, kanda tuz miktarının artması gibi pek çok hastalığa neden olur. Hazım zorluğu, mide genişlemesi, karaciğer mide, barsak ve safra kesesinde hastalıklar yapar.
Lokman Hekim oğluna şöyle tavsiyede bulunmuştur: “Oğlum! Miden dolu iken sakın yemek yeme! Zira tok iken yiyeceğin şeyi köpeğe atman senin için onu yemenden daha iyidir. Peygamber Aleyhis-Selam, göbeği şişkin, midesi dolu bir adam görmüş, adamcağızın göbeğini eliyle işaret ederek: “Keşke bu şişmanlık göbeğinden başka bir yerde olsaydı senin için daha iyi olurdu” buyurarak, bu şekilde şişmanlığı tasvip etmediğini ifade etmiştir. Hz. Ömer (r.a.) demiştir ki “Sakın çok yemeyiniz ve çok içmeyiniz! Zira çok yemek ve içmek vücudun kıvamını bozar, hastalık meydana getirir, namaza karşı tembellik verir. Sizlere normal yemeyi ve içmeyi tavsiye ederim. Zira böyle yapmak vücut için en uygun ve israftan en uzak olanıdır…”
(Tıbbî Nebevi-1, Sh: 189)
CİMRİ KİMDİR.
Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.”
(Tirmizî, Daavât, 101. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 201)
Açıklamalar
Tükenir korkusuyla malını harcamayan kimseye cimri denir. Yaygın olan anlayış budur. Bu anlamdaki cimriden daha kötü olanı ise, Allah’ın Resûlü’nün ifadesiyle, yanında Peygamber aleyhisselâm’ın adı anıldığı halde ona salâtü selâm getirmeyen kimsedir. Hadisin bazı rivayetlerine göre Resûl-i Ekrem Efendimiz, adını duyduğu halde kendisine salâtü selâm getirmeyen kimseyi“büsbütün cimri” diye nitelemiştir. Çünkü bu kimse, Cenâb-ı Hakk’ın “Allah ve melekleri Peygamber’e çok salavât getirirler. Ey mü’minler! Siz de ona çokça salât ve selâm getirin” [Ahzâb sûresi (33), 56] emrine uymamış, boynuna borç olan bir görevi yerine getirmemiş ve böylece Rabbi’nin emri karşısında cimri durumuna düşmüştür. Ayrıca böyle bir kimse sadece Rabbi’ne değil kendine karşı da cimrilik yapmıştır.
Zira Resûlullah’a salâtü selâm getirmek suretiyle kazanacağı mânevî ecre önem vermemiş, kendini elde edeceği büyük bir sevaptan mahrum bırakmış ve bu suretle Peygamber Efendimiz ’in buyurduğu gibi “büsbütün cimri” olup çıkmıştır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Peygamber aleyhisselâm müminlerin ebedî saadeti kazanmalarına vesile olduğu için ümmetinin ona karşı çeşitli görevleri vardır. Bunlardan biri de, adı duyulduğu zaman kendisine salavât getirmektir.
2. Cimrinin en fenası, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in buyurduğu gibi, yanında Resûlullah’ın adı anıldığı halde ona salât ü selâm getirmeyen kimsedir.