REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
CENNETE GİRECEK OLAN SON MÜ’MİNE ALLAH’IN NİMETİ.
Cennet’e en son giren mü’mine ihsân edilecek nîmetleri de Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle haber vermişlerdir:
“Ben Cehennem’den en son çıkacak ve Cennet’e en son girecek kişiyi biliyorum. Bu zât, Cehennem’den emekleyerek çıkar. Allah Teâlâ ona:
«‒Git, Cennet’e gir!» buyurur.
O kişi Cennet’e gelir, ama Cennet ona ağzına kadar doluymuş gibi gösterilir. Dönüp:
«‒Yâ Rabbi! Cennet dolmuş, (yer bulamadım!)» der.
Allah Teâlâ yine:
«‒Git, Cennet’e gir!» buyurur.
O kişi Cennet’e gelir, ancak yine Cennet ona ağzına kadar doluymuş gibi gösterilir. Dönüp:
«‒Yâ Rabbi! Cennet dolmuş, (yer bulamadım!)» der.
Bu sefer Allah Teâlâ ona:
«‒Git, Cennet’e gir! Dünya kadar ve Dünya’nın on misli kadar yer senindir.» Veya sadece: «Dünya’nın on katı kadar yer senindir!» buyurur.
O kul:
«‒(Yâ Rabbi!) Sen yegâne Melik olduğun hâlde benimle alay mı ediyorsun?» Veya; «Bana gülüyor musun?» der.”
Râvî der ki:
“Bu hâdiseyi naklettiğinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in, gerideki dişleri görününceye kadar tebessüm ettiğini gördüm. Sahâbîler arasında; «Cennet ehlinin en aşağı derecede olanı bu kişidir!» diye konuşulurdu.” (Buhârî, Rikāk, 51)
Sanki her bir Cennet ehli, kendi mülkünde hükümdardır. Cenâb-ı Hak orada bütün kullarına, dünya sultanlarının sahip olduğu mülk ve saltanatın kat kat fazlasını ihsân eylemiştir.[22]
Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Nereye baksan orada (sonsuz bir) nîmet ve ulu bir saltanat görürsün!” (el-İnsân, 20)
En aşağı derecede olan kişiye bile böylesine muazzam ve muhteşem nîmetler ihsân edilirse, acaba üst derecelerde olanlara neler lûtfedilir?! Zira Cennet’te çok ulvî dereceler vardır. Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Cennet’te yüz derece vardır ki, Allah Teâlâ onları Allah yolunda cihâd edenler için hazırlamıştır. Her derecenin arası yerle gök arası kadardır. Allah’tan istediğinizde, Firdevs’i isteyiniz! Zira o, Cennet’in ortası ve en yüksek yeridir.” (Buhârî, Cihâd 4, Tevhîd 22)[23]
Cennette Neler Var?
Bunların hâricinde daha bilemediğimiz nice nîmetleri Cennet ehli ilk defa orada görecektir. Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Allah Teâlâ; «Sâlih kullarım için (Cennet’te) hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatır ve hayâline gelmeyen nîmetler hazırladım!» buyurdu. İsterseniz şu âyet-i kerîmeyi oku¬yunuz:
«Yaptıkları sâlih amellere mükâfat olarak, onlar için hangi sürur verici göz aydınlığı nîmetlerin saklandığını kimse bilemez!» (es-Secde, 17)” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk,
Sehl bin Saʻd -radıyallâhu anh- da şöyle buyurur:
“Bir gün, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in, Cennet’i tafsîlâtıyla anlattıkları bir sohbetlerinde bulundum. Sözlerinin sonunda şöyle buyurdular:
«Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşerin hatır ve hayâline gelmeyen nîmetler vardır!»
Sonra da şu âyet-i kerimeleri tilâvet buyurdular:
«Yanları yataklardan ayrılır (teheccüde kalkarlar), korku ve ümit (duyguları) içinde Rab’lerine duâ ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra infâk ederler. Yaptıkları sâlih amellere mükâfat olarak, onlar için hangi sürur verici göz aydınlığı nîmetlerin saklandığını kimse bilemez!» (es-Secde, 16-17)” (Müslim, Cennet, 2-5)
(Kaynak: (Ebediyet Yolculuğu, Erkam Yayınları)
MEDİNE'Yİ TESLİM ETMEM DİYEN PAŞA MEDİNE'DEN NASIL ÇIKTI?
Medine'de tehlikeli gelişmeler hisseden devlet, Hz. Resul'ün (s.a.v.) şehrine zarar gelmesin diye oraya en güvenilir askerlerden birisi olan Fahreddin Paşa'yı gönderir.
Tarih 31 Mayıs 1916'dır.
Fahreddin Paşa Medine'ye askerleriyle geçer ve orada otağını kurar. Tam 2 yıl 7 ay boyunca Medine'nin kontrolünü, daha doğrusu hizmetkârlığını devralır.
Öteden beri İngilizler Medine'nin kontrolünü Osmanlı'dan almak istemektedir. Ama Mevki Komutanı Fahreddin Paşa oraları evinden daha iyi korumaktadır.
31 Ekim 1918'de İtilaf devletleriyle Osmanlı antlaşmaya (Mondros Ateşkes gereği) imza atar ve Medine'nin kontrolünü İngiliz himayesine bırakmak zorunda kalır. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa Medine'ye haber gönderir ve şehri teslim etme emrini iletir.