Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

ECDADIM ÇANAKKALE DIŞINDA DA SAVAŞTI İKİ ŞEHİDİN DESTANI
1914 yılında Avustralya’nın “Silver City” şehrine yerleşmiş iki Osmanlı orada çalışarak hayatlarını kazanmaktadırlar. Çanakkale Savaşı sırasında Halife’lerinin İngilizlere karşı Sancak-ı Şerifi çıkardığını ve bütün Müslümanları cihada çağırdığını öğrenirler. Bu sırada Çanakkale cephesine gönderilmek üzere Avustralya’dan asker toplanmaktadır.
Bu iki genç, şehrin valisine çıkarak şöyle derler:
“Halifemiz size karşı harp ilân etmiş. Bizim de buna icabet etmek vazifemizdir. Fakat biz sizin bu kadar zamandır ekmeğinizi yedik. Bırakın gidelim. Sizinle cephede savaşalım. Burada size karşı bir harekette bulunmayı nankörlük sayıyoruz.” Vali gülmüş ve onları reddetmiş:
“Bizi tehdit mi ediyorsunuz? Haddinizi bilin, edebinizle oturun yerinizde!” Bizimkiler de:
“Eh ne yapalım, bizden günah gitti” diye söylenerek uzaklaşmışlar.
Hemen neleri varsa hepsini satmışlar. İki makinalı tüfekle bol cephane edinmişler. Sonra?
Sonra da Çanakkale’ye gönderilmek üzere limana sevk edilecek olan Anzak askerlerini taşıyan trenin geçeceği dar bir boğaza gidip mevzilenmişler. Namazlarını kılıp helâllaştıktan sonra, kazdıkları siperlere yerleşmişler.
Üzerinde elde dikilmiş bir Osmanlı bayrağının dalgalandığı bu siperlerin hizasına gelince, raylar üzerine yığılan taşlar treni durdurmuş ve o tren, yedi yüz anzak askerini ölü ve yaralı olarak orada bırakmak zorunda kalmış.
Etraftaki tepelerde kalabalık Osmanlı kuvveti arayan düşman, bütün bu savaşı verenin sadece iki şehit kahraman olabileceğine çok zor inanmış. Neredeyse bizim bugünkü aydınlarımız kadar gâfil olan ve İslâm’ın gönüllerdeki hâkimiyetini bilemeyen İngiliz valiye de o iki kahramanın mübarek naaşlarını selâmlamaktan başka yapacak bir şey kalmamış.
Kaynak: Altınoluk Dergisi, Mart 2015, 349. Sayı
ASIL SEN BİZE HAKKINI HELAL ET.
 İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretleri’nin komşularından ayyaş bir genç vardı! 
Bu genç, sabahtan akşama kadar içer, geceleri de yerinde duramaz nâralar atıp küfürler savurarak etrafı dayanılmaz derecede rahatsız ederdi!
Bir gece gencin attığı nâralar kesilince, İmam sabahleyin gidip gencin başına bir hâl gelip gelmediğini araştırdı! Arkadaşları, içki yüzünden kavgaya karışıp hapse atıldığını söylediler!
Ebu Hanife Hazretleri bu duruma çok üzüldü! Hapishaneye giderek yetkililerden onu serbest bırakmalarını rica etti!
Memurlar ancak kefalet ile serbest bırakabileceklerini söyleyince İmam-ı Azam Hazretleri kefil oldu ve sarhoş komşusunu hapisten kurtardı!
Durumu öğrenen genç, derhâl İmamı Azamın yanına koşup nedamet gözyaşları döktü!
Artık içkiye tövbe ettiğini söyledi! 
Bundan sonra ona lâyık bir komşu ve talebe olacağına söz verdi! 
Büyük İmam, gence şefkatle baktı ve hüzünlü bir sesle:
“Delikanlı; görüyorsun ya, seni gerçekten biz ziyan ettik! Sana ulaşma gayretini gösteremedik! Asıl sen bize hakkını helâl et!” dedi.
İmam-ı Azam Hazretlerinin bu şuurunu en güzel şekilde kavrayarak hayatımıza tatbik etmeye ne kadar muhtacız!

Yazarın Diğer Yazıları