Mehmet Bina

REHBER BİLGİLERİ

Mehmet Bina

KOMŞUYA DİLİYLE EZİYET ETMEK.
1- Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre bir adam Resûlullah’a:
– Ey Allah’ın Resûlü! Falan kadının nafile olarak çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, ancak diliyle komşusuna eziyet ettiğinden söz ediliyor, (ne buyurursunuz) dedi. Efendimiz:
“– O cehennemde olacaktır” buyurdu. Adam tekrar dedi ki:
– Ey Allah’ın Resûlü! Bir kadının da nâfile olarak az oruç tuttuğundan, az namaz kıldığından, az sadaka verdiğinden, sadece yağsız peynir (keş) gibi şeylerden tasadduk ettiğinden, ancak diliyle komşusunu rahatsız etmediğinden söz ediliyor (bunun hakkında ne dersiniz?)
Peygamberimiz:
“– O da cennette olacaktır” buyurdu. (İbn-i Hanbel, II, 440)
2- “Allah’a ve âhiret gününe îmân eden kimse komşusuna ikramda bulunsun…” (Müslim, Îmân 74)
3- “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin…” buyuruyor. (Buhârî, Rikâk 23; Müslim, Îmân, 75)
“ EN MAKBUL DUA”
-En makbul dua, haberiniz olmadan sizin için yapılan duadır?
-Vezirin biri daha uzun seneler yaşamasını istediği padişah için dua ettirmek istiyormuş. Makbul duanın arkadan habersiz yapılan dua olduğunu bildiğinden bunu nasıl temin edeceğini düşünüp dururken aklına gelen fikri hemen tatbik safhasına koymuş.
Ülkenin ihtiyaç sahiplerini çağırmış, onlara bol miktarda ödünç para vermiş, verdiği bu borç paranın ödeme günü olarak sultanın ölüm gününü göstermiş.
-Ne zaman sultan öldü diye bir haber duyarsanız işte o gün parayı getireceksiniz, ödeme gününüz sultanın ölüm günü, demiş.
Bunu duyan padişah çok kızmış, sadık sandığı vezirinin böyle bir kötülük yapacağını sanmadığından çağırıp sormuş:
- Sen benim bir an evvel ölmemi mi istiyorsun?
Vezir şöyle cevap vermiş:
- Hayır sultanım! Tam aksine, çok uzun yaşamanı istiyorum. Bunun içinde haberin olmadan senin uzun ömürlü olmana dua ettiriyorum. Zira borçlular parayı daha geç ödemek için senin daha geç ölmeni, yani uzun ömürlü olmanı isteyecekler!
-Sultan buna çok sevinmiş, gerçekten de yapılan dualar tesirini göstermiş, uzun zaman ülkeyi huzur içinde idare etmiş.
SAKIN İNSANLARIN ARASINA KARIŞMA
Behlül-i Dânâ tenha yerlerde Allah’a ibadet eder, mezarlıklarda uzun uzun ölümü tefekkür eder, insanların arasına karışmazdı. Abbasi halifesi Harun Reşid bir gün ona haber gönderip yanına çağırttı. Sonra;
-Ey Behlül! Neden böyle insanlardan uzak durup ıssız yerlerde yaşıyorsun. Sana kıyafetler alayım, sarayımda bir oda ve hizmetçiler vereyim. Sen de insanlar arasına karış, dedi. Behlül-i Dânâ biraz sükût etti, sonra;
– Müsaade ederseniz karar vermeden önce bir istişare edeyim, dedi. Sonra Harun Reşid’in huzurundan çıktı. Harun Reşid, kendi kendine “Acaba kime danışacak? Kimsesi de yok ki?” diye düşündü. Adamlarını peşinden gönderip, kimlerle konuştuğunu öğrenip haber getirmelerini emretti.
Behlül saraydan çıkıp, şehrin çöplüğüne vardı. Bir süre orada dolaştı. Pisliklere eğilip, sanki onlarla konuşup cevabını dinliyormuş gibi yaptı. Sonra oradan ayrılıp saraya doğru yola koyuldu.
Onu takip eden adam hemen koşup ondan evvel Harun Reşid’in huzuruna çıktı ve gördüklerini bildirdi. Behlül huzûruna gelince Hârûn Reşîd; sordu:
– Eee, söyle bakalım; istişare ettin mi? Behlül;
– Evet, bu işi iyi bilenlerle görüşüp kararımı verdim, insanlar arasına karışmamı tavsiye etmediler, dedi.
Harun Reşid;
– Sen hiç kimseyle konuşmamışsın ki? Sadece şehrin mezbeleliğine gitmişsin, dedi. Behlül de;
– Doğru, ben mezbeleliğe gittim ama orada bu işte tecrübeli olanlarla konuştum. Sizin teklifiniz konusunda çöplere danıştım. Onlar bana şöyle dediler, “Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler, giyecekler, binekler, kap kacaklar idik. Bütün güzellikler bizde idi. Ne zaman ki insanlar arasına karıştık, bu hâle geldik ve çöpe atıldık. Sen de sakın insanların arasına karışma!”

Yazarın Diğer Yazıları