REHBER BİLGİLERİ
Mehmet Bina
ÜÇ ŞEYDEN DERS ALDIM
Ömrümce üç şeyden ders aldım diyor İmam-ı Şiblî ;
Biri bir kadın. Karşıma geldi, saçı başı darmadağın, sevdiği adam onu terk etmiş, bana onu bul diye yalvarıyor. “Kadın önce kendine gel, edebe gel, saçını başını topla, kıyafetini düzelt, öyle gel” deyince; “Ya Şiblî! Ben bir adamın aşkıyla bu haldeyim, sana Allah sevgilisi diyorlar, nasıl saçımı başımı gördün?” . Bundan ders aldım.
İkincisi bir çocuk. Bir mum yaktım, nereden geldi bu ışık, dedim. Püf! Dedi söndürdü mumu ve “Nereye gittiyse, oradan geldi amca” dedi. Anladım ki, benden daha üstündü o.
Üçüncüsü bir sarhoştu. Yapma oğlum! Bak hem günah, hem mahvolacaksın yerlerde, çamurlanacaksın, batacak üstün başın deyince, “Boş versene ya Şiblî, dedi... Beni bir kova su temizler ama sen kusur gördün, seni hiçbir şey temizleyemez”
ÂDEM (AS) IN BEŞ VASİYETİ
Âdem aleyhisselam kırk bin evladını gördü. Vefatına yakın oğlu Şit aleyhisselamı çağırdı huzuruna:
- Ya Şit! - Buyur baba. - Sana beş vasiyetim var.
- Emret babacığım!
- Bir, dünyaya gönül bağlama! İki, bir iş yaparken, sonunun nereye varacağını düşün!
Üç, kadın sözüyle hareket etme! Dört, bir işe başladığında, kalbine sıkıntı gelirse o işi yapma! Beşincisi ve en mühimi, alnında parlayan “Nur”, ahir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa’nın “sallallahü aleyhi ve sellem” nurudur. Bu Nuru iyi muhafaza et!
Oğlu Şit aleyhisselam; - Baş üstüne babacığım! Dedi. Ve sordu peşinden:
- Babacığım! Muhammed aleyhisselamdan çok bahsediyorsun. Allah katında sen mi kıymetlisin, O mu? - O kıymetli evladım. - Neden babacığım? - Çünkü Cenâb-ı Hak, bana vermediği altı fazileti
Onun ümmetine verdi oğlum. Şit aleyhisselam merak etti: - Onlar nedir babacığım?
- Birincisi, Hak teâlâ bir hatamdan dolayı beni Cennetten çıkardı. Onun ümmeti çok günah yapsalar da yine Cennetine alır.
İkincisi, benim hatamı, bütün yer ve gök ehli duydu. O ümmetin binlerce günahını örter, göstermez.
Üçüncüsü, beni, bir hatam sebebiyle Havva’dan ayırdı.
Onun ümmetini, binlerce günahları olsa da, eşlerinden ayırmaz.
Dördüncüsü, ben üç yüz yıl ağladıktan sonra tövbem kabul olundu. Onlar ise sadece pişman olsalar, af olurlar.
Beşincisi, ben bir hata işlemekle, üzerimden Cennet elbisesi alındı. Onlar, nice günahlar işlese de elbiseleri alınmaz.
Altıncısı, bana, tövbem kabul olunması için Arafat’a gitmem emrolundu. Onlar ise gönülden pişman olup, “Affet ya Rabbi!” deseler, Hak teâlâ; “Affettim!” buyurur.
Son olarak; - Ey evladım! Ecelim yaklaştı. Benden sonra halifem ol! Buyurdu. Ve ruhunu teslim etti. Vefat ettiğinde “bin” yaşındaydı.
GECE NAMAZININ ÖNEMİ
Mübarek vefat edeceği gün çok korkulu ve üzgündürler. Yüzleri kül gibi olmuş rengi uçmuştur. Talebeleri bu halden çok ürkerler. Hatta içlerinden biri:
- ´Aman efendim´ der, ´Biz sizin şefaatiniz ile kurtulmayı ümit ediyoruz. Eğer siz bu kadar sıkıntı çekerseniz bizim halimiz nice olur
- Ey dostlarım yetmiş yıllık ibadetimi kıldan ince bir ipe astılar. Kâh o yana, kâh bu yana sallanıyor ve ben bu esintinin kabul yeli mi, ret rüzgârı mı olduğunu bilemiyorum.
Naaşını yıkayan talebesi su ulaştırmak için mübarek gözlerini aralamaya çalışır. Melekler dile gelir,
- ´Kendini yorma´ derler, ´Cüneydin gözü Allah´ın zikri ile kapanmıştır ve onun didarını görmeden açılmaz.´
Talebelerinden biri onu rüyasında görür. Merakla sorar:
- Efendim, Allah-ü Teâlâ size nasıl muamele etti
- İlim ve marifet dolu sözlerimin hiçbir faydası olmadı. Sadece gece kıldığım namazlar imdadıma yetişti…