VEHN NEDİR
Mehmet Bina
Sevban radiyallahu anh şöyle dedi:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Yakında diğer milletler, yemek yiyenlerin çanak üzerine toplandığı gibi, sizin üzerinize toplanacaktır!”
Adamın biri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:
–O gün biz az mı olacağız? dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
–“Bilakis, o gün siz çok olacaksınız! Lakin sizler selin sürüklediği çöp gibi olacaksınız! Allah, düşmanlarınızın göğüslerinden size karşı olan korkuyu kaldıracak ve sizin kalplerinize vehen atacaktır!”
Adamın biri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:
–Ey Allah’ın Rasulü! Vehen nedir? dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
–“Dünyayı sevmek ve ölümü sevmemektir. (Yani Allah’ın yolunda CİHAD etmeyi sevmemektir.)”
Ebu Davud 4297, Ahmad bin Hanbel Müsned 5/287, Albânî Silsiletu’l-Ehadîsi’s-Sahiha 958
HAKİKAT’TE KİMYA DERSİ!
Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretlerinin kimya ilmine vukufiyetini öğrenen bir kimse ondan kimya öğrenmeye talip olur ve bakın ne ile karşılaşır!..Hüdâyî’nin kimya ilmine vukufunu duyan bir meraklı, kendisine kimya öğrenmek üzere müracaat eder ve ondan “bu ilmi bilip bilmediğini” sorar. Hüdâyî de bu ilmi bildiğini altında oturduğu asma ağacından üç defa yaprak koparıp üfleyerek “altına çevirmek suretiyle” gösterir.
Arkasından Hüdâyî’nin yaptığını yapmak isteyen meraklı, muvaffak olamayınca Hz. Hüdâyî ona:
“-Oğlum kimya ilmini öğrenmek nefsini kimya etmekten ibarettir” der.
BUNDAN DAHA BÜYÜK KERAMET Mİ OLUR?
Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri kendisinden keramet görmek isteyenlere en büyük keramet olarak bakın neyi gösteriyor. Devrin sultanı, vezir-i a’zamını azl etmiş ve vezâret mührünü Üsküdar’da oturan bir başka vezire göndermişti. Ancak elçi, deniz kazasına uğrayarak boğulmuştu. Bu haber sultana ulaşınca derhal Hüdâyî’ye gitti ve olanları anlattı. O da seccâdenin altından suları damlayarak aldığı mührü sultana takdim etti. Sultan Ahmed, tenezzühe çıktığı bir gün et kızartmak için bir çukur açtırıp ateş yaktırmıştı. Et, ateşte güzelce kızartılıp yenilmek üzere hazırlandığında Hz. Hüdâyî teşrif etti. Ve pâdişahı “zehirlidir” diye eti yemekten men etti. Et orada bulunan bir köpeğe verildiğinde köpek bir müddet sonra öldü. Daha sonra ateş yakılan yer kazıldığında Hüdâyî’nin haber verdiği gibi zehirli bir yılanın parçalarına rastlandı. Sultan Ahmed’in kendisine büyük bir muhabbetle bağlı bulunduğu Hüdâyî, saraya davetli olduğu bir günde abdest tazelemek mürâd etmişti. Hüdâyî abdestini tazelerken suyunu bizzat Sultan dökmüş, havlusunu da pâdişahın annesi (vâlide sultan) tutmuştu. Vâlide Sultan havluyu verirken gönlünden “Hz. Şeyh’in bir kerâmetini görseydim” diye geçirmişti. Hz. Hüdâyî de keşfen duruma muttali olunca:
“-Hayret, ba’zı kimseler bizden keramet isterler. Cihan pâdişahı elimize su döküyor, vâlideleri havlu tutuyor, bundan daha büyük keramet mi olur?” buyurmuştu. (Kaynak: Aziz Mahmud Hüdâyi Hayatı ve Menkıbeleri, Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, Aziz Mahmud Hüdâyi Vakfı Yayınları, 2004)