FAİZ NEDİR?
Mehmet Kaçar
İslam Dini Faize neden karşıdır? Peygamber Efendimiz(s.a.v) amcasının faizini neden yasaklamıştır?
Faizi tanımlayınca yukarıdaki soruların cevabını alırken benzer şekildeki onlarca soruya da cevap vermiş olacağız.
Enflasyon canavarı ile mücadele de Türkiye Merkez bankası neden beklenenin de üzerinde faiz artırımına gitti?
Bu enflasyonla uğraşan ülkelerde belki de geçici bir çözüm şekli olarak görülebilir. Ama Nereye kadar gidecek? Yüksek faiz oranları ülke yatırımlarını durdurma noktasına getirir mi? Bazı küçük ölçekli yatırımcıyı caydırır mı?
Eğer bir ülkede yüksek seviyeli üretim, sanayi ve ihracat yoksa hemen hemen her yıl bunları yaşamak bir zorunluluk haline geliyor. Dünyaya sattığımız bir otomobil markası, bir tank, bir uçak, bir füze rampası sistemimiz yok. Tuvalet kağıdımız, toplu iğnemiz, muzumuz dahi ithal.
Bakınız faizi ve faizle yoğrulan ekonomiyi eski başbakanlardan rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan o zamanlarda nasıl anlatmıştı:
“Getirmişsin bir bankaya 100 TL. koymuşsun. Banka sana bir sene sonra 150 TL. veriyor.
Arkadaş sen bu 50 TL’yi nereden buldun da verdin bana? Ben 100 TL’lik mal üretmiştim. O halde benim 100 TL’lik mal tüketme hakkım vardı. Aradan bir sene geçti. Benim üretmem artmadı ki, yani ben bir şey üretmedim.
Sen bana tüketme hakkını nereden veriyorsun?
Bu durumun iki tane yolu var.Ya üreten bir adamın hakkını aldın ve bana onu veriyorsun veya açıktan para bastın ve onu bana veriyorsun.”
O durumda da yine üretenin hakkını bana veriyorsun demektir. bu durumları göz önünde tuttuğumuz zaman faiz zulümdür. Faiz çalışan insanın hakkına tecavüzdür. Faiz demek, üretmeyen adama tüketme hakkı vermek demektir. Tabi ki bu da zulümdür adaletli bir toplumu bozar ve adaletsiz bir sosyal hayatın kurulmasını sağlarken mafyavari insanların çoğalmasına neden olur.
Tevekkülü bitirir, kanaati öldürür ve miskin, çalışmadan kazanan insanların çoğalmasına neden olur.
İşte kapitalist düzenin zulmü ve felaketi buradan ileri geliyor. Şimdi adama paranla yatırım yap, iş kur deme hakkını bile kendimizde göremeyeceğiz. Adam parasını faize yatıracak, üretmeden yattığı yerden başkalarının omuzuna basa basa para kazanacak ve onu da yiyecek.
Son gelinen noktada finans sektöründe mevduata uygulanan faizle, kredi faizleri arasındaki makas rekor seviyelere ulamış durumda. Bu gidişle pek çok şirket yüzde 50’ye dayanan faizlerle çarkı çeviremeyecekleri için küçülmek, hatta kepenk indirmek zorunda kalacaklar. Kur şoku ile yüksek faiz maliyetinin reel sektöre getireceği ağır yükün yılın geri kalanı için derin bir resesyona girme ihtimalini güçlendirdiğine dikkat çekiliyor. Keza yüksek faiz üreticiler için hem engel hem risk oluşturuyor. Bir malın üretilebilmesi için gerekli olan hammadde finansmanı ürünün satış fiyatının oldukça üzerinde kalıyor. Dolayısı ile şirketler, yatırımın bu kadar maliyetli olduğu bir ortamda üretimde daralmaya gidiyor. Bu da şirketlerde küçülme ve işçi çıkarmalara yol açıyor. Şirketler için yüksek faizi ödeyerek yeniden yatırım yapmak riskli duruma geliyor. Maliyetlerdeki artış tüketimin ötelenmesine de neden oluyor. Bu durumdan etkilenen sektörlerin başında beyaz eşya, otomotiv, kişisel tüketim gelmektedir.
Sermaye sahipleri üretmeden, sermayelerine sermaye katarlarken, üretmeyen, faize yatıracak sermayesi olmayanın cebinde faiz lobilerince ağır ağır alınarak cepleri boşaltılacak. Kapitalistlerin istediği de tam da bu değil mi zaten.
Fi Emanillah!