ÖZEL EĞİTİME GEREKSİNİM BİR KADER Mİ?
Mehmet Kaçar
Özel eğitime gereksinim elbette bir ceza olarak görülemez ve asla bir ceza da değildir.
Özel Eğitime gereksinim duymak, kendinden veya kendiliğinden oluşacak olan bir hadise de değildir.
Hz. Muhammed(s.a.v) Özel Eğitime gereksinim duyan insanlarla olan ilişkilerinde, özel eğitim alması gereken 70 civarında ki sahabilere karşı davranış ve tutumları İslam Medeniyet Tarihinde insanlığa en üst seviyede örnek teşkil etmiştir.
Bugün Türkiye’de “Özel Eğitim “alması gereken vatandaşlarımızın oranı yüzde 7 civarındadır. Birde bunun kayıtlarda görünmeyen yüzde 3-4 lük dilimi daha vardır. Bilinen bu rakamın ise yaklaşık olarak en az 6 ila 8 milyon kişiye tekabül ettiğini kabul etmek zorundayız. Bu rakam, Türkiye’nin direk olarak 40-50 milyon insanını da ilgilendiren bir konudur.
“Özel Eğitime” gereksinim duyan yurttaşlarımız, toplum içerisinde kendilerine değer verilmesini ve onlarında bu ülkenin birer bireyi olarak farkına varılmasını isterler. Genel manada “Özel Eğitime” gereksinin durumu bir kader veya imtihan aracı olarak algılanmaktadır.
“Özel Eğitime” gereksinim duyanların bir sıkıntısı aynı zamanda onların olduğu kadar tüm insanlığında bir derdidir. Evet her şey genel bir kaderin içerisindedir. Hastalık, zenginlik ve fakirlik nasıl bir imtihan ise “özel eğitime” gereksinin duymakta aynı şekilde bir imtihandır. Devlet ve devletin tabeası “özel eğitime” muhtaç insanlara karşı üzerine düşen görevleri yapma ve yapmama konularında birer imtihan içerisindedirler. (Yasalar nezdinde ise “özel Eğitime “gereksinim duyan vatandaşlarımızın da eğitim ve öğretim alma hakları vardır.)
İlahi Kitabımız Kurân-ı Kerim’de “Özel Eiğitim”e gereksinim duyan insanlar için ayetler olduğunu da çok iyi bilmekteyiz ve bunun en çarpıcı ve güzel örneğini de “Abese” suresi oluşturmaktadır. “Özel Eğitime” ihtiyacı olan sahabeler hakkında Peygamberimiz(s.a.v)in, onlara nasıl davrandığını, onlarla nasıl diyaloga girdiğini, onlara nasıl yardımlarda bulunduğunu, onları vali, imam olarak nasıl görevlendirdiğini, hatta yüz görünümü çok çirkin olan ve yüzünü herkesten saklayarak çarşı pazara gelen Zahir b. Haram(r.a) örneğinden hareketle örnekler vererek bir kitap dolusu açıklamalarda bulunmak da mümkündür.
Peygamber Efendimiz(s.a.v) ; “Özel Eğitim”e gereksinim duyan insanlara değer veriyor, onları ziyaret ediyor, onlara iş imkanları sağlıyor, tedavileri ile özel ilgileniyordu. Onlara gerekli ortamın hazırlanmasını şu sözlerle dile getiriyordu: “Görmeyen bir insana yol göstermek bir sadakadır.”
Medine’de görme engelli sahabeleri kendi yerine vekil bırakarak, ve öncesinde köle olan insanları hürriyetine kavuşturduktan sonra genel kurmay başkanı olarak görevlendiren bir İslam Medeniyeti kurarak bugünkü yönetim anlayışından ne kadar önde olduğunu da bizlere göstererek, köklü İslam medeniyetinin temelini de Medine şehrinde atmış oluyordu.
“Özel eğitime” gereksinim duyanları Cumhurbaşkanlığı makamına layık gören ve köleleri hürriyetine kavuşturarak Genelkurmaybaşkanı yapan dinin adıdır aynı zamanda İslâm.”
Selametle!...