Cumhuriyet ve Ahmet Refik!!!
Mükremin Kızılca
1880'de doğup 1937'de vefat eden ünlü tarihçi Ahmet Refik devletin en üst kademelerinde ölünceye kadar hizmet eden değerli bir bilim adamıdır.
Tarih-i umumi yani genel tarih adıyla yazdığı 1912 tarihinde bastırdığı 6 ciltlik büyük tarih kitabının 5. Cilt 447. sayfasında “Cumhuriyet ve fütuhat” adıyla 4 halife devrini anlatmıştır.
Ahmet Refik merhumun 632 - 664 tarihleri arasındaki dönemi cumhuriyet dönemi addederek, ”Cumhuriyet ve Fütuhat” başlığıyla şöyle anlatmaya başlıyor:
“Hz Muhammed'in (sav) vefatı ve halifelik
Hz peygamberin vefat etmesinden sonra erkek evladı olmadığından ve kimseye de halifelik vasiyet etmediği sebepten Peygamberimizin vefatını takip eden günlerde büyük ihtirasların ortaya çıkması muhtemeldi. Resul-ü Ekrem’in sükûnetini herkes kendi menfaatine yorumluyordu. Birçokları damadı Hz Ali'yi zımnen halife nasp etmiş olduğunu söylüyorlardı.
Hakikatte ise Hz Muhammed'e halife muhacirler ile Ensar arasından seçilecekti. Muhacirler akraba ve her şeyimizi Mekke'de bırakıp Hz Muhammed ile hicret ettiklerini söylüyorlardı. Ensar da hazreti peygambere ve muhacirlere arka verdiklerini bundan dolayı hilafetin kendi hakları olduğunu iddia ediyorlardı.
Muhacirler ile Ensar arasında olağanüstü bir tartışma büyümüş hatta mücadele şeklini almıştı. Nihayet hazreti Ebubekir “imamlar Kureyş'tendir” hadis-i şerifini hatırlatınca ortalık biraz sakinleşti ama tehlike henüz geçmemişti. Bu defa da tartışma Kureyş'in büyüklerinden kimin halife seçileceği konusuydu. Hazreti Ömer bu ihtilafın İslami bir ayrışmaya dönüşmemesi için derhal hazreti Ebubekir’e biat etmişti.
Hz Ömer'in Hz Ebubekir’e biati büyük bir zekâ ve bilgelik işaretiydi. İçlerinde Haşim oğullarından, Abbas oğullarından ve emmioğlu Ebu Talipoğlu Ali bulunduğu halde Haşim oğullarından olmayan muhacirlerden Hz Ebubekir’e biat edilmesi evvela Resul-ü Ekrem’in eserine uymaktan ileri geliyordu.
Bunun sebepleri birinci olarak: Peygamberimizden sağlığında amcası Abbas r.a bir görev isteyince buna olumlu cevap vermemişti. İkinci olarak da Hz Ebubekir’in İslamiyet’i kabulde en başlarda olduğu idi. Üçüncü olarak da en yaşlı ve en muktedirlerinden olması idi. Dördüncü olarak Hz Ebubekir’in, peygamberimizin son günlerindeki hastalığı esnasında peygamberimiz tarafından, kendisi camiye gidemediği vakitlerde imamlığa vekil yapılması da buna delalet ediyordu.
İşte bu meşru ve makul sebeplerden dolayı hilafete hazreti Ebubekir seçilmiştir. Ancak sonraları hazreti Ali'nin seçilmemesi sonra tartışmalara düşülerek mezhebi ayrışmaları ortaya çıkarmıştır.
Yeni seçilen ilk halife Hz Ebubekir aynen Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) gibi Müslümanların hazarda emir'i, savaşta başkomutanı, namazda imamı, sosyal ve şeri işlerde de kadısı olacaktı.
Hz Ebubekir’in Hilafeti
Halife seçilen Hz Ebubekir ilk hutbesinde:
- Ey Müslümanlar, içinizde en layığınız değilim ama beni halife seçtiniz, iyi hareket edersem bana yardımcı olun, yanlış yaparsan beni doğrultun, idarecilere doğruyu söylemek gayret ve fedakârlıktır gizlemek ise ihanettir. Nazarımda zayıf ve güçlü aynıdır herkese karşı tarafsız bir adalet icra edeceğim. Şayet Allah'ın ve resulünün emrinden dışarıya çıkacak olursam siz de bana itaat etmeyiniz, buyurdu.
Hz Ebubekir’in bu sözleri İslamiyet'in adalet ve eşitlik alanında rehber olduğuna bir delildi. Bu ölçüler halefleri tarafından da tatbik edilmişti. İslamiyet’i takviye için bu iki insani gereklilik kesinlikle lazımdı.
Hz Ebubekir halife olduğu zaman İslamiyet büyük bir buhran içine girmişti. İslamiyet'e aklen ve kalben gönül olarak bağlı olmayan bazı kişiler Kureyş kabilesini ele geçirerek peygamberlik iddiasına kalkışmışlardı. Bu suretle hilafet iddia edenler kabilelerinin desteğiyle hareket ediyorlardı. Birçok kabileyi İslamiyet’ten ayırmaya, zekât vermekten sarf nazar ettirmeye muvaffak olmuşlardı.
Arap kabilelerinin dinden çıkması günden güne artıyordu, Medine'ye doğru ilerleyen mürtet orduları İslamiyet’i tehdit etmeye başlıyordu. Bunun üzerine Hz Ebubekir (ra) Halit bin Velid, Ebucehil oğlu İkrime ve Amr bin As gibi en büyük kumandanları yeterli asker ve mühimmatla asi ve mürtetlerin üzerine sevkle asilerle sahte peygamberleri az bir zaman içinde susturmayı başarmıştı.”